Dirilişin ateşi, direnişin hafızası: Newroz (2) 2026-03-16 09:01:34   Kürtlerde Newroz: Kürdistan’ın bütünlüklü tarihsel hafızası   Dilan Babat   HABER MERKEZİ - Newroz, Kürtler açısından yalnızca bir bahar bayramı değil; inkâr, yasak ve asimilasyona karşı toplumsal hafızanın, direnişin ve sürekliliğin kitlesel ifadesi olarak yaşatılıyor.   Newroz, Kürtler için yalnızca baharın gelişi değil; inkâr, yasak ve asimilasyon dönemlerinden kitlesel meydanlara uzanan tarihsel sürekliliğin adı. Ateşin etrafında kurulan her halka, bir yandan yaşamın yenilenmesini simgelerken, diğer yandan toplumsal hafızayı diri tutan kolektif bir direniş biçimi olarak varlığını sürdürüyor. Kürdistan coğrafyasının dört parçasında ve diasporada Newroz, “biz buradayız” diyen bir halkın hafızasında; yasakların, sürgünlerin, katliamların ve isyanların içinden geçerek bugüne taşınmış ortak bir dil olarak yaşıyor.   Newroz’un kökü   Newroz’un tarihsel dokusu, Mezopotamya ve İran havzasındaki kadim bahar ritüelleriyle birlikte anılıyor. Kürt toplumsal hafızasında ise Newroz’un simgesel odağı, Kawa anlatısı etrafında şekilleniyor: Zorbalığa karşı ayağa kalkış, ateşle duyurulan özgürlük haberi ve yeniden doğuş. Bu anlatı, kuşaktan kuşağa aktarılan bir hikâye olmanın ötesine geçerek, özellikle modern dönemde siyasal ve toplumsal bir sözleşmeye dönüşüyor. Zulme karşı örgütlü dayanışma, kolektif irade ve özgür yaşam iddiası, Newroz’un taşıdığı anlamı her yıl yeniden kuruyor.   Newroz’un inkâr dönemlerinden geçişi   Kürdistan’da Newroz’un modern tarihsel niteliği, büyük ölçüde devletlerin inkâr ve güvenlikçi politikalarıyla karşı karşıya geldiği dönemlerde belirginleşti. Çünkü Newroz, dilin, kimliğin ve kamusal görünürlüğün hedef alındığı süreçlerde halkın kendini kamusal alanda yeniden kurduğu bir gün haline geldi. Çeşitli dönemlerde Newroz’un kutlanması “tehdit” olarak kodlandı; ateş yakmak, renkler, sloganlar, kıyafetler ve hatta günün adı dahi baskı konusu yapıldı. Buna karşılık Newroz, giderek ev içi ya da yerel bir şenlik olmaktan çıkarak meydanlarda kitlesel buluşmaya dönüştü. Her yasak, Newroz’u daha güçlü bir hafıza düğümüne çevirdi; yasaklandıkça büyüyen, bastırıldıkça kitleselleşen bir süreklilik ortaya çıktı.   Süreklilik ve diriliş   Newroz’un Kürdistan’da bu denli güçlü bir karşılık bulmasının temel nedenlerinden biri, süreklilik taşımasıdır. Her yıl aynı gün, aynı ateş, benzer ritüeller... Bu tekrar, sıradan bir gelenek değil; travmalarla parçalanmış bir toplumun kendini onarma biçimidir. Newroz alanlarında kayıplar anılır, adalet talebi yükseltilir. Dil görünür kılınır; yasaklara karşı konuşma eylemi gerçekleştirilir. Kolektif beden kurulur; halayla, sloganla, şarkıyla birlikte var olma hali yeniden üretilir. Kadınlar, gençler, çocuklar ve yaşlılar aynı hafızanın taşıyıcısı olarak alanda yer alır. Bu yüzden Newroz, Kürtler açısından yalnızca baharın gelişi değil; toplumsal sürekliliğin ve dirilişin yeniden ilanıdır.   Dört parça, tek hafıza   Kürdistan’ın farklı parçalarında siyasal koşullar değişse de Newroz’un taşıdığı ortak duygu büyük ölçüde aynıdır: kimlik, özgürlük, eşitlik ve adalet. Bir yerde daha dar bir kültürel çerçeveye sıkıştırılmak istenir, bir yerde açıkça siyasal bir meydan olarak yaşanır, başka bir yerde ise ağır baskı koşullarına rağmen inatla sürdürülür. Ancak değişmeyen gerçek şudur: Newroz, parçalanmış sınırlar içinde bölünmüş bir halkın bütünlüklü hafızasını diri tutar. Aynı zamanda kadınların öncülüğüyle büyüyen toplumsal direnişin, ortak yaşam ve özgürlük arayışının görünür olduğu tarihsel bir eşik olarak anlam kazanır.   Rojava’da Newroz   Rojava’da Newroz’un tarihsel anlamı, uzun yıllar Baas rejiminin Kürt kimliğini inkâr eden politikaları altında şekillendi. Kürtçe üzerindeki baskılar, kimliğin kamusal alanda görünmez kılınması ve kutlamalara dönük sınırlamalar nedeniyle Newroz, burada yasaklanan bir halkın kendini görünür kılma günü olarak anlam kazandı. Ateş yakmak, ulusal renklerle alana çıkmak, Kürtçe stranlar söylemek ve kalabalık halde bir araya gelmek, bu nedenle sıradan bir kültürel pratik değil; aynı zamanda bir varlık ve kimlik beyanı haline geldi.   2011 sonrası Rojava’da gelişen yeni siyasal-toplumsal süreçle birlikte Newroz’un karakteri daha da belirginleşti. Özellikle Qamişlo, Kobanê, Dêrik, Amûdê ve Hesekê gibi merkezlerde kutlamalar yalnızca kültürel bir şölen olarak değil, halkın kendi iradesini, öz örgütlülüğünü ve toplumsal yaşam iddiasını ortaya koyduğu kitlesel alanlara dönüştü. Alanlarda yakılan Newroz ateşi, taşınan sarı-kırmızı-yeşil renkler, söylenen ezgiler, gençlerin ve kadınların kitlesel katılımı, Rojava’daki kutlamalara hem tarihsel hem de siyasal bir içerik kazandırdı. Bu yönüyle Newroz, “biz varız” demenin ötesine geçerek, “kendi yaşamımızı kuruyoruz” mesajının verildiği bir güne dönüştü.   Bugün Rojava’da Newroz, bir yandan direniş hafızasını yaşatırken, diğer yandan savaşın, göçün, yıkımın ve ağır bedellerin içinden geçmiş bir toplumun moral ve süreklilik kaynağı olarak kutlanıyor. Kobanê direnişinin yarattığı hafıza, DAİŞ saldırılarının bıraktığı izler ve bölgenin hâlâ süren kırılganlığı düşünüldüğünde, Newroz ateşi burada yalnızca mitolojik bir dirilişi değil; somut olarak ayakta kalmayı, yeniden kurmayı ve geleceğe sahip çıkmayı da simgeliyor. Bu nedenle Rojava’da Newroz, hem tarihsel olarak inkâra karşı kimliğin korunmasının hem de günümüzde toplumsal irade ve direnişin kitlesel ifadesinin en güçlü sembollerinden biri olmayı sürdürüyor.   Güney Kürdistan’da Newroz   Güney Kürdistan’da Newroz’un tarihsel anlamı, hem kadim bir bahar ve yenilenme geleneğine hem de modern Kürt ulusal hafızasının önemli eşiklerine dayanıyor. Burada Newroz, diğer bazı parçalarda olduğu gibi bütünüyle yasaklı bir zeminde değil, daha görünür ve kurumsallaşmış biçimlerde yaşatılsa da taşıdığı anlam yalnızca kültürel bir bayramla sınırlı kalmıyor. Özellikle Kürt ulusal kimliğinin tarihsel gelişimi, isyanlar, Enfal katliamı, Halepçe ve zorunlu göçler düşünüldüğünde, Newroz Güney Kürdistan’da aynı zamanda halkın acılarıyla direncini birlikte taşıyan bir hafıza günü olarak öne çıkıyor. Bu nedenle kutlamalar, baharın gelişiyle birlikte geçmişte ödenen bedelleri ve ulusal varlığın korunma mücadelesini de hatırlatıyor.   1991 sonrası oluşan yeni statü ve ardından federe yapının kurumsallaşmasıyla birlikte Güney Kürdistan’da Newroz kutlamaları daha kitlesel, daha açık ve daha görünür hale geldi. Hewlêr, Silêmanî, Duhok, Halepçe ve Akre gibi kentlerde Newroz, büyük halk buluşmaları, ateşler, ulusal kıyafetler, Kürtçe müzikler ve ulusal renklerle kutlanan önemli bir kamusal güne dönüştü. Özellikle Akre’de dağ yamaçlarında yakılan yüzlerce meşale ve binlerce kişinin katıldığı kutlamalar, Güney Kürdistan’daki Newroz’un en somut ve en simgesel görüntülerinden biri haline geldi. Bu yönüyle Newroz burada yalnızca direniş hafızasını değil, aynı zamanda elde edilmiş siyasal statünün, kamusal görünürlüğün ve ulusal özgüvenin de ilan edildiği bir gün olarak anlam kazanıyor.   Bugün Güney Kürdistan’da Newroz, bir yandan ulusal birlik, kimlik ve tarihsel süreklilik fikrini canlı tutarken, diğer yandan siyasal parçalanmışlık, iç rekabetler, ekonomik krizler ve bölgesel tehditlere rağmen ortak bir toplumsal zemin üretme işlevi görüyor. Güney Kürdistan’da Newroz ateşi, zulme karşı başkaldırının yanı sıra mevcut kazanımları koruma ve ortak geleceği savunma iradesinin de simgesine dönüşüyor. Bu yüzden Güney Kürdistan’da Newroz, hem geleneksel hem siyasal, hem yas hem umut taşıyan, hem de Kürtlerin kurumsallaşmış varlık deneyimini görünür kılan en güçlü tarihsel eşiklerden biri olmayı sürdürüyor.   Kürdistan’da Newroz   Kürdistan’da Newroz’un tarihsel anlamı, cumhuriyet tarihi boyunca Kürt kimliğine, diline ve kamusal varlığına dönük inkâr ve yasak politikaları içinde şekillendi. Bu nedenle Newroz, burada hiçbir zaman yalnızca mevsimsel bir bayram ya da folklorik bir gelenek olarak kalmadı; tersine, Kürt halkının kendini görünür kıldığı, toplumsal hafızasını canlı tuttuğu ve siyasal iradesini kitlesel biçimde ortaya koyduğu bir gün haline geldi. Ateş yakmak, ulusal renklerle alanlara çıkmak, Kürtçe sloganlar ve stranlarla meydanları doldurmak, uzun yıllar boyunca doğrudan baskıyla, yasaklarla ve devlet müdahalesiyle karşılaştı. Tam da bu nedenle Newroz, Kürdistan’da hem kimliğin korunmasının hem de direnişin en güçlü sembollerinden biri oldu.   Özellikle Amed başta olmak üzere Wan, Colemêrg, Mêrdîn, Riha, Batman ve pek çok Kürt kentinde Newroz, 1990’lardan itibaren çok daha belirgin biçimde kitlesel ve siyasal bir nitelik kazandı. Newroz alanları, yalnızca kutlama yapılan yerler değil; gözaltıların, yasakların, polis ve asker ablukasının gölgesinde halkın “buradayız” dediği kamusal meydanlara dönüştü. 1992 Newrozu’nda Cizîr, Nisêbîn, Şirnex ve birçok kentte yaşanan katliamlar, Kürdistan’daki Newroz hafızasında derin bir kırılma yarattı. O tarihten sonra Newroz, bedel ödenerek sahip çıkılan bir halk günü olarak hafızadaki yerini daha da derinleştirdi. Amed Newrozu’nun yıllar içinde yüzbinleri, zaman zaman milyonları bulan katılımı da bu tarihsel anlamın en somut göstergelerinden biri haline geldi.   Günümüzde Kürdistan’da Newroz, güncel siyasal mücadelelerin, barış talebinin, demokratik çözüm arayışının ve halk iradesinin kitlesel ifadesi olmayı sürdürüyor. Kayyım politikaları, tutuklamalar, baskılar ve kamusal alan üzerindeki denetim sürdükçe Newroz’un anlamı da daha görünür hale geliyor. Bu yüzden Kürdistan’da Newroz ateşi yalnızca mitolojik bir dirilişi değil; somut olarak inkâra karşı var olmayı, yasaklara rağmen meydanları doldurmayı ve kolektif hafızayı gelecek kuşaklara aktarmayı simgeliyor. Böylece Newroz, Kürdistan’da hem geçmişin acılarını taşıyan hem de geleceğe dair özgürlük umudunu büyüten en güçlü tarihsel ve toplumsal eşiklerden biri olarak yaşamaya devam ediyor.   Rojhilat’ta Newroz   Rojhilat’ta, yani İran sınırları içindeki Doğu Kürdistan’da Newroz’un tarihsel anlamı, İran devletinin baskıcı yapısı, Kürt kimliğine dönük denetim politikaları ve siyasal hak taleplerine yönelik sert müdahaleler içinde daha belirgin hale geldi. Bu nedenle Newroz burada yalnızca baharın gelişi ya da geleneksel bir bayram değil; inkâra, eşitsizliğe ve siyasal dışlanmaya karşı kitlesel hafızanın canlı tutulduğu bir gün olarak öne çıkıyor. Kürt kentlerinde ateş yakmak, dağ eteklerinde toplanmak, ulusal renklerle görünür olmak ve Kürtçe ezgiler eşliğinde bir araya gelmek, çoğu zaman kültürel bir kutlamanın ötesinde açık bir kimlik ve irade beyanına dönüşüyor.   Özellikle Sine, Mehabad, Seqiz, Bane, Merîwan ve Kirmaşan gibi kentlerde Newroz, uzun yıllardır halkın ortak duygusunu açığa çıkaran en güçlü kamusal eşiklerden biri olarak yaşanıyor. Rojhilat’ta kutlamaların önemli bir özelliği, çoğu zaman resmi alanlardan çok doğada, tepelerde, kırlarda ve kent çevrelerinde kitlesel buluşmalar biçiminde örgütlenmesi. Yakılan ateşler, giyilen ulusal kıyafetler, kadınların ve gençlerin kitlesel katılımı, söylenen stranlar ve çekilen halaylar, Newroz’u hem kültürel hem siyasal bir alana dönüştürüyor. Özellikle Jina Emînî’nin katledilmesinin ardından büyüyen “Jin, Jiyan, Azadî” isyanı da düşünüldüğünde, Rojhilat’ta Newroz’un son yıllardaki ruhu kadın özgürlüğü, toplumsal isyan ve halk iradesiyle daha doğrudan birleşmiş durumda.   Bugün Rojhilat’ta Newroz, baskılar karşısında toplumsal dayanıklılığın ve var olma iradesinin sembolü olarak kutlanıyor. Devlet baskısı, gözaltılar, idam tehditleri ve kamusal alan üzerindeki sıkı denetim, Newroz’un taşıdığı politik anlamı daha da görünür kılıyor. Bu yüzden Rojhilat’ta Newroz ateşi yalnızca mitolojik bir dirilişi değil; somut olarak korkuya rağmen meydanda olmayı, kimliğini korumayı ve özgürlük talebini sürdürmeyi simgeliyor. Böylece Newroz, İran sınırları içindeki Doğu Kürdistan’da hem tarihsel hafızanın hem de güncel direnişin en güçlü toplumsal ifadesi olmayı sürdürüyor.   Newroz’un politik anlamı   Newroz’un toplumsal hafızadaki derinliği, onu kaçınılmaz olarak politik bir düzleme taşıyor. Bu politik düzlem, yalnızca devlete karşı bir konumlanma değil; aynı zamanda nasıl bir yaşam sorusuna verilen kolektif bir yanıt niteliği taşıyor. Kürt özgürlük mücadelesinin, özellikle Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigması çerçevesinde geliştirdiği demokratik toplum, kadın özgürlüğü ve ekoloji eksenleri, Newroz’un yenilenme fikriyle birleştiğinde, Newroz alanları bir tür toplumsal programın duyurulduğu mekânlara dönüşüyor. Bu bağlamda Newroz, barış talebinin kitlesel ifadesi, demokratik çözüm arayışının toplumsallaştığı bir zemin ve halkların bir arada yaşam iradesinin büyütüldüğü bir kamusal alan olarak öne çıkıyor.   Newroz’un bugünkü eşiği   Bugün Newroz’un tarihsel niteliğini belirleyen temel gerilim hâlâ aynı yerde duruyor: inkâr ve baskı ile kitlesel meydan iradesi arasındaki diyalektik. Her yıl Newroz, bu gerilimin içinden yeniden doğuyor; bazen daha sert engellerle, bazen daha büyük kalabalıklarla, bazen yasın ağır gölgesiyle, bazen de umudun coşkusuyla. Ancak sonuç değişmiyor: Newroz, Kürtler açısından süreklilik demek. Süreklilik ise hafızadır. Hafıza da yalnızca geçmişin kaydı değil, geleceğin inşasıdır.   Yarın: Özgürlük Hareketi Newrozları nasıl dönüştürdü?