GES'e karşı yürüyüş: Doğamıza sahip çıkacağız 2026-03-07 15:03:59   AMED - Arzoxlî köyünde yapılmak istenen GES projesine karşı yürüyüş yapılarak, doğaya ve köye sahip çıkacakları mesajı verildi. Ayrıca projesinin iptali için hukuki sürecin başlatıldığı belirtildi.   Kervanpınar Köyünü Koruma Platformu ve Amed Ekoloji Meclisi, Sûr’a bağlı Arzoxlî köyünde yapılmak istenen GES’e karşı köyde açıklama yapıldı. Açıklamaya, çok sayıda yurttaşın yanı sıra Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (DBP), Amed Ekoloji Derneği, kurum  ve kuruluşlarda yer aldı. Açıklamada, “Antik Ğırap Şehri ve Köyümüz Sermayeye Kurban Edilmesin” pankartı açıldı.     Köyümüzde GES istemiyoruz   İlk olarak konuşan köy sakinlerinden Güler Çiftçi, GES yapımına tepki göstererek, “Köyümüze panel yapmalarını istemiyorum. Büyüklerimizin toprağı burası ve biz bunun için yine bir aradayız. Geçtiğimiz günlerde GES yapımına karşı çıktığımız için askerlerin işkencesine maruz kaldık. Biz bu işkenceyi kabul etmiyoruz. Biz doğamızı talan etmelerini istemiyoruz ve buna izin vermeyeceğiz. Devlete, Adalet Bakanlığı’na sesleniyoruz, bunu durdurun. Adalet Bakanı da bu adaletsizliği görsün. Biz köylüler olarak bu birliğimizden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.   SİT alanı    Ardından açıklamayı okuyan Amed Ekoloji Meclisi Eşsözcüsü Sabri Kılıç, Sati–Kervanpınar köyünde bulunan Girêp Bajar yerleşim ören yeri, Amed Ekoloji Meclisi bileşenlerinden Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu’nun Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne yaptığı başvuru sonucunda 1’inci derece arkeolojik SİT alanı olarak tescillendiğini ifade ederek, “Bu karar, bölgenin yalnızca tarihsel değil aynı zamanda ekolojik ve kültürel bütünlüğü açısından korunması gereken önemli bir miras alanı olduğunu ortaya koymaktadır”dedi.   ‘Kültürel mirasa açıkça aykırıdır’   Alanda planlanan Zenkar-1 GES projesinin hayata geçirilmesi amacıyla, SİT alanının sınırlarının proje alanının dışına çıkarılarak bitişik bir araziye kaydırıldığı görüldüğünü ifade eden Sabri Kılıç, “Oysa yapılması planlanan GES alanında da tarihi mozaik kalıntıları bulunduğu bilinmektedir. Nitekim Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nde yürütülen yargılama kapsamında yapılan keşifte, arkeoloji bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda da bu alanın fiilen arkeolojik SİT niteliği taşıdığı açıkça tespit edilmiştir. Arkeolojik alanların ortaya çıkarılması ve korunması son derece hassas ve uzun yıllara yayılan bilimsel çalışmalar gerektirir. Buna rağmen Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün sahayı kısa süreli ve yüzeysel bir incelemeyle değerlendirmesi ve uzman bilirkişi raporlarının aksine SİT alanının kesin sınırını daraltacak biçimde belirlemesi kabul edilemez bir yaklaşımdır. Aynı şekilde, tescil edilen alanın koruma ve tampon bölgelerinin göz ardı edilmesi, kültürel mirasın korunması ilkesine açıkça aykırıdır. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nin de bu bilirkişi tespitlerine rağmen söz konusu tarihi ve kültürel değeri gözetmeyen kararı, kamu vicdanında ve adalet duygusunda ciddi bir sarsıntı yaratmıştır” diye belirtildi.    Köylülere işkence   23 Şubat tarihinde şirket faaliyetleri kapsamında bölgeye gelen kolluk kuvvetleri, köyün birçok noktasında giriş çıkışları kapatarak adeta bir abluka ortamı oluşturduğunu hatırlatan Sabri Kılıç, “Oysa söz konusu alan yalnızca arkeolojik bir miras değil, aynı zamanda köylülerin mera ve yaşam alanıdır. 1 Mart 2026 tarihinde köylüler ve Amed Ekoloji Meclisi, Kervanpınar’da bir araya gelerek bölgede GES projesi istemediklerini ifade eden barışçıl bir basın açıklaması gerçekleştirmiştir. Ancak 3 Mart 2026 tarihinde şirket faaliyetleri yeniden başlatılmış, kolluk kuvvetleri eşliğinde köye girilmiş ve halkın itirazı üzerine asker tarafından köylülere plastik mermi, tazyikli su, biber gazı ve cop kullanılarak müdahale edilmiştir. Olay sırasında görüntü alan kişilerin telefonlarına el konulduğu ve kayıtların silindiği yönünde ciddi iddialar tarafımıza ulaşmıştır.  Köylülere yönelik müdahale sırasında plastik mermi, biber gazı, tazyikli su ve cop kullanılması; darp sonucu yaralanmaların meydana gelmesi, hamile bir kadının dahi şiddete maruz kalması ve gözaltı süreçlerinde kişilerin uzun süre bekletilmesi ciddi hak ihlalleri doğurmuştur. Bu uygulamalar yalnızca orantısız güç kullanımı olarak değerlendirilemez; insan onurunu zedeleyen, kötü muamele ve işkence yasağını ihlal eden niteliktedir. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve iç hukuk düzenlemeleri gereğince işkence ve kötü muamele mutlak biçimde yasaktır. Bu nedenle söz konusu müdahaleler hakkında etkin ve bağımsız bir soruşturma yürütülmesi ve sorumluların hesap vermesi zorunludur” ifadelerini kullandı.   DEM Parti Amed Eşbaşkanı Abbas Şahin ise halkın bu topraklarda kendi dilinden ve kültüründen yoksun bırakılarak yok edilmeye çalışıldığını ve asimile edilmeye çalışıldığını belirterek, mücadelenin bundan sonrada devam edeceğini belirtti.   Hukuki süreç başladı   Son olarak avukat Ahmet İnan ise yaşanan asker şiddetinin cezasız kalmayacağını ifade ederek, “ZENKAR-1 projesi şuan danıştayda. ZENKAR-2 projesinin ve ruhsatının iptali için dün itibariyle hukuki süreci başlattık. Biz bu talana izin vermeyeceğiz” sözlerini kullandı.   Doğa için yürüyüş   Açıklamanın ardında “Hak, hukuk, adalet”, “Jin Jiyan Azadî”, “Direne Direne Kazanacağız”, “Bê xweza jiyan nabe” sloganları ile köyün çıkışına kadar yürüyüş gerçekleştirildi.