258 kadından 207'si aile içi şiddete maruz kaldı 2026-02-05 11:12:02   AMED – Amed Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı, 2025 yılı Kadına Yönelik Şiddet Raporu’nda kadına yönelik şiddetin yoğun yaşandığı yerin aile içi olduğuna dikkat çekerek, başvuran 258 kadının 207’sinin aile şiddeti olduğunu vurguladı.   Amed Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı, 2025 yılı Kadına Yönelik Şiddet Raporu’nu Ali Emiri Konferans Salonu’nda açıkladı. Raporu Amed Büyükşehir Belediyesi Kadın Müdürlüğü'nden Psikolog Zelal Koca okudu.   Kadına yönelik şiddetin bireysel bir sorun değil, kadına yönelik şiddet olduğunu söyleyen Zelal Koca, “Erkek egemen toplumsal düzenin kadınlar üzerinde kurduğu sistematik tahakkümün bir sonucudur. Kadınların yaşam hakkını, beden bütünlüğünü, emeğini ve özgürlüğünü hedef alan bu şiddet, politik ve yapısal bir sorundur” dedi.   ‘Aile içi şiddet çok fazla’   Verilerin, kadına yönelik şiddetin büyük ölçüde aile içinde gerçekleştiğini vurgulayan Zelal Koca, “Başvuruların 258 kadının 207’si aile içi şiddete, 15’i boşandığı erkek tarafından uygulanan şiddete maruz bırakılmıştır. Kadınlar; evlilik, birlikte yaşama ve boşanma süreçlerinde, en yakınlarındaki erkekler tarafından çoklu şiddet biçimlerine maruz bırakılmaktadır. Bu veriler, ‘özel alan politiktir’ yaklaşımını bir kez daha doğrulamaktadır. Ev ve aile içinde yaşanan şiddet, erkek egemen güç ilişkileri üzerinden toplumsal eşitsizliği yeniden üretmektedir. Bu durum, şiddetin tesadüfi değil; süreklilik gösteren, politik bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Başvurularda kadınların en yoğun talebi 165 başvuru ile ekonomik destek olmuştur. Bunu 123 başvuruyla psikolojik destek ve 54 başvuruyla hukuki destek talepleri izlemiştir. Raporda belirtilen veriler, kadınların tek bir hizmete değil; güvenli bir yaşam kurabilmek için bütüncül ve erişilebilir destek mekanizmalarına ihtiyaç duyduğunu göstermektedir”  diye belirtti.    ‘Temel hak meselesi olduğunu vurguluyoruz’   Can güvenliğine ilişkin değerlendirmelerin, şiddetin hayati boyutunu açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Zelal Koca, yapılan başvuruların 30’unda can güvenliği riski bulunduğuna dikkat çekti. Zelal Koca, “159’unda risk olmadığı, 52 başvuruda ise kadının can güvenliği riskini başvuru anında öngöremediği tespit edilmiştir. Bu durum, şiddetin her zaman görünür olmadığını; ancak her an ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir tehdit içerdiğini göstermektedir. Bizler, kadına yönelik şiddetle mücadelenin bir sosyal yardım değil, temel bir hak meselesi olduğunu vurguluyoruz. Kadınların güvenli, eşit ve özgür bir yaşam kurabilmesi için yerel yönetimlerin sorumluluğu hayati önemdedir” diye aktardı.    Talepler   Ortaya konulan veriler kapsamında Zelal Koca şu talepleri sıraladı:   “ * Sığınma evleri ve kadın dayanışma merkezleri güçlendirilmeli, sayıları artırılmalıdır.   * Kadınların hukuki haklara hızlı ve etkin biçimde erişimi sağlanmalıdır.   * 6284 sayılı Kanun etkin biçimde uygulanmalı ve denetlenmelidir.   * Kadınların ekonomik bağımsızlığını destekleyen istihdam ve mesleki eğitim politikaları yaygınlaştırılmalıdır.   * Kadınların anadilinde hizmetlere erişimi güvence altına alınmalıdır.   Kadına yönelik şiddet kader değildir. Bu düzenin ürettiği bir eşitsizliktir ve değiştirilebilir. Kadınlar hayatta kalmak için değil; onurlu, eşit ve özgür bir yaşam kurmak için desteklenmelidir. Bu bir tercih değil, kamusal bir sorumluluktur. Bu rapor bir sonuç değil, bir çağrıdır.”