Xana Axpar’da 8 Mart yürüyüşü: Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez 2026-02-23 13:19:40   AMED - TJA 8 Mart kapsamında, Xana Axpar’da yaptığı yürüyüşte, “Kadın kurtuluş felsefesini benimseyen örgütlü kadınlar ancak özgürleşebilir” mesajı verdi.    Tevgera Jinên Azad (TJA) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Amed’in Xana Axpar (Çınar) ilçesinde yürüyüş düzenledi. “Direnişle Özgürleşiyor Demokratik Toplumu Örüyoruz” şiarıyla gerçekleşen yürüyüş öncesi yöresel kıyafetlerini giyen kadınlar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ilçe binası önünde bir araya geldi. Ardından kadınlar,  “ Jin jiyan azadî”, “Jin jiyan azadî azad bike rebertî”  ve “ Biji berxwedana Jinan” sloganlarıyla Nujîyan Parkı’na kadar yürüdü.    Yapılan yürüyüşün ardından açıklamanın Kürtçesini TJA aktivisti Arzu Kahraman, Türkçesi’ni ise Rosa Kadın Derneği Yöneticisi Esra Çiçek okudu.  Esra Çiçek, "Direnişle Özgürleşiyor, Demokratik Toplumu Örüyoruz" şiarıyla alanlarda olduklarını söyledi.  Binlerce yıldır süregelen erkek egemen zihniyete karşı kadınların mücadelesinin en muhalif direniş olduğunu belirten Esra Çiçek, 1857'de New York'ta kadın demiryolu işçileri tarafından “eşit işe eşit ücret” talebiyle yakılan direniş meşalesinin bugün, dünyanın her kıtasında ve coğrafyasında emekleri, bedenleri ve kimlikleri için ayağa kalkan kadınların ellerinde yeşerdiğini söyledi.    Tutsak kadınlar vurgusu    8 Mart ruhunun ayrımcılığa, kadın emeğinin sömürülmesine, güçsüzleştirilmeye, köleleştirilmeye, kadınların nesneleştirilmesine, erkek şiddetine ve kadın soykırımına karşı yürütülen kolektif bir direnişin adı olduğunu belirten Esra Çiçek, “Kapitalist modernitenin politikalarına, her türlü baskıya, işkenceye, şiddete ve kadınlara yönelik katliamlara karşı, büyük bedeller ödenerek verilen direnişlere bugün kadınlar öncülük ediyor. Ayrıca biliyoruz ki, bu mücadele en derin ve en yoğun şekilde ezilen ve sömürgeci sınıflar tarafından veriliyor. Bugün, dili, kültürü ve kimliği yüzyıllardır asimile edilmiş ve yok sayılmış Kürt halkı, dünyanın dört bir yanında bu direnişin ön saflarında yer alıyor. Bu 40 yıllık yürüyüşte Sakine, Leyla, Fidan, Seve, Fatma ve burada isimlerini sayamayacağımız onlarca kadın arkadaşımız hayatlarını kaybetti. Onları saygı ve minnetle anıyoruz. Bugün bu boşlukları doldurabiliyor ve haklarımız için mücadele edebiliyorsak, bu onların açtığı yol ve yarattıkları mücadele geleneği sayesindedir.  Bugün dört duvar arasında hapsedilmiş olsalar bile, iradeleri dışarıdaki milyonların mücadelesine güç veriyor. Buradan Leyla, Figen, Ayşe ve hapisteki tüm kadın arkadaşlarımıza selamlarımızı gönderiyoruz” dedi.    ‘Dünya kadın örgütleri Rojava’ya borçlu’   Kadın özgürlük mücadelesinin Türkiye ve Kürdistan sokaklarında yükselen “Jin, jiyan, azadî” felsefesiyle yeni bir anlam kazandığını belirten Esra Çiçek, “Kürt kadın hareketi, yalnızca bir hak arama mücadelesi değil; aynı zamanda yaşamın her alanını yeniden inşa eden köklü bir zihniyet devrimidir. Jineolojî ile bilimselleşen, öz savunma ile güçlenen bu irade, Orta Doğu’nun karanlığına karşı duran en büyük toplumsal ağdır. Rojava’da somutlaşan kadın devrimi, 21’nci yüzyılın umut ışığıdır. Yıllardır kararlılıkla sürdürülen bu mücadele, kadınların öncülüğünde gerçek anlamda halklaşmış bir devrime dönüşmüştür. Bu direniş sadece yerel bir kazanım değil, aynı zamanda uluslararası demokratik, sol ve sosyalist çevreler için de bir ilham kaynağıdır. Bu nedenle dünyadaki tüm kadın örgütlerinin Rojava’da direnen Kürt halkına bir borcu vardır. Bu borç; bugün abluka altında yaşam mücadelesi veren Kobanê halkına sahip çıkarak ve dayanışmayı güçlendirerek ödenebilir. Kobanê’den Minbic’e kadar her sokakta, her mecliste ve her savunma mevziisinde kadınlar; sadece kendi özgürlüklerini değil, tüm insanlığın onurunu savunmaktadır” diye kaydetti.   ‘Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez’   “Bizler; tecrit politikalarına, kayyım darbesine, ev içi köleliğe, savaşa ve talana karşı kadın merkezli demokratik bir yaşamı örmeye kararlıyız” diyen Esra Çiçek şöyle devam etti: “ Şundan eminiz: Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez. 8 Martlarda amacımız sadece eylem yapmak değil; bu eylemleri kalıcı kazanımlara dönüştürmek, kesintisiz örgütlenmek ve Sayın Öcalan’ın işaret ettiği barış ile demokratik toplumun inşasını tamamlamaktır. Kadın kurtuluş felsefesini benimseyen örgütlü kadınlar ancak özgürleşebilir. Saldırılar ne kadar sistematik olursa olsun, direnişimiz de bir o kadar örgütlüdür. Faşizmin ve ataerkinin karanlığını; kadın dayanışmasının ve devrimci mücadelenin gücüyle yırtacağız!”   Açıklama sonrası çekilen halayların ardından program son buldu.