Çiğdem Kılıçgün Uçar: Kürtler özgürlüğe yürüyor bunun öncüsü kadınlar 2026-03-04 08:36:40   DÎLOK - Dîlok'ta 8 Mart kapsamında düzenlenen kadın buluşmasında konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Kürtler özgürlüğe yürüyor. Ve bu özgürlüğün inşasında kadın arkadaşların emeği kıymetten öte en büyük öncülüktür" dedi.   Tevgera Jinên Azad (TJA) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Meclisi öncülüğünde ve DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın katılımıyla Dîlok’un Şahinbey ilçesine bağlı Güzelvadi Akdere Parkı’nda kadın buluşması gerçekleştirildi. Müzik ve halaylarla yapılan buluşmada sık sık "Jin jiyan azadî" sloganları atıldı.   Buluşmada ilk olarak söz alan Adile Fidan, 8 Mart'ın tarihini anlatarak bu günün sadece bir anma değil bir mücadele günü olarak kutlandığını belirti Adile Fidan, "Kadın var olduğundan beri mücadele ile geldi buraya, bundan sonra da kadınlar mücadele ile var olacak ve biz o şiarla gireceğiz 8 Mart’a. Antep’te birçok mahallede kadınlarla toplantı yaptık ve şunu gördük: Kadınlar mücadele ediyor ama hala sistemden eziliyor, emeği çalınıyor. Birçok kadın hala erkekler tarafından katlediliyor. Biz de diyoruz ki mücadele edeceğiz. Diyoruz ki kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez. Kadınlar her dönemde mücadelesiz kalmamıştır. Her dönem mücadele ediyor. Her zaman, her koşulda da kadın mücadelesini yükselteceğiz ve bu sistemi iyi anlayıp kadın özgürlüğü için mücadele edeceğiz. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısının yıl dönümünde yine açıklamasında kadınlara çağrısı var. Biz büyük bir iddiadayız hem kendimizi hem toplumumuzu özgürleştireceğiz. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı tekrardan selamlıyoruz" dedi.    'Kadınların mücadelesinin ne kadar kıymetli olduğu açığa çıktı'   Ardında söz alan Çiğdem Kılıçgün Uçar, kadın mücadelesine rehberlik eden ışık tutan herkesin önünde saygıyla eğildiğin ifade ederek, Bu yılki 8 Mart'ı ağır koşullarda karşıladıklarını belirtti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Hem Rojava’da hem hâlen daha Kobanê’de devam eden kuşatmanın kendisi hem de Amerika ve İsrail’in İran saldırısıyla açığa çıkan tablo, kadınların mücadelesinin hem barış açısından hem halkların ortak yaşam iradesi açısından hem de özgür ve eşit bir gelecek açısından ne kadar kıymetli olduğunu yeniden ortaya çıkardı. Son bir haftada ortaya çıkan bir tablo var, ondan bahsetmek isterim. Dün Irak’ta Kadın Özgürlük Örgütü Başkanı Yenner Muhammed evinin önünde iki kişi tarafından silahla katledildi. Niye? Kadınların mücadelesini örnek bir mücadele hâline getirdiği için, kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesini öncülediği, yürüttüğü için. Yine dün İstanbul’da bir öğretmen katledildi. Bir öğrenci tarafından, koruma talep etmesine rağmen, yaşadığı riski anlatmasına rağmen hem ülkedeki eğitim politikalarının kendisi hem de koruma tedbirini almayarak göz göre göre bir kadın daha yaşamını yitirdi" ifadelerini kullandı.    'Her gün yeni bir kadın cinayetiyle uyanıyoruz'   Zeytinburnu'nda cenazeleri bulunan anne ve kız çocuğuna değinen Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Kim bunlar? Kur’an’a Hizmet Vakfı diye bir yer var; oranın başkanlığını, yöneticiliğini yapan Aykan Şengül isimli erkek Fatmanur Çelik’e tecavüz ediyor. Önce Fatmanur Çelik tecavüzcüsüyle evlendiriliyor ve bir kız çocuğu oluyor. Bu zat kız çocuğunu da istismar ediyor. Fatmanur Çelik uzun bir süredir hem kendisi için hem de kızı için büyük bir adalet mücadelesi veriyordu ve o da koruma tedbiri istedi. Şöyle bir not bırakmış: 'Eğer bir gün ölü bulunursam sakın intihar ettiğime inanmayın' İnanmıyoruz. Biz kadınlar olarak bütün tabloya baktığımızda açığa çıkan şu: İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiler, 6284’ü yani kadınların yaşam hakkını sağlayan, koruyan yasayı uygulamıyorlar. Kadınlar için, kadınların yaşamları için hiçbir tedbir alınmıyor ve biz her güne yeni bir kadın cinayetine uyanıyoruz" diye konuştu.   Dîlok'ta özel savaş politikaları   İktidarın kadınları eve hapseden, kamusal yaşamdan dışlayan bir tutum içinde olduğunu vurgulayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Hakkını hukukunu yok sayan sistemine karşı sadece 8 Mart’larda değil, her gün alanlarda, sokaklarda olup bütün kadınların hakkını hukukunu savunmaya devam edeceğiz. Aynı zamanda Antep’te önemli bir durum daha var: Özel savaş politikaları, fuhuşun, uyuşturucunun en çok işletilmeye çalışıldığı bir yerde Antep. En çok da genç arkadaşlarımıza söylüyoruz: Uyanık olun. Kimliğinizi, dilinizi, mücadelenizi, değerlerinizi öyle bir savunun ki; çünkü o değerlerin hepsi bugün bize bu konuşmayı yaptırıyor. O değerlerin hepsi bugün kadın özgürlüğünü esas alan bir sistemin nasıl inşa edilebildiğini gösteriyor. Aynı zamanda televizyon dizileri var, mutlaka izleyenler vardır. 'Sevdiğim Sensin' dizisinde ne işleniyor orada, biliyor musunuz? Kürdistan’a gönderilen memurlar, Kürdistan’a gönderilen kolluk güçleri kurtarıcı olarak gösteriliyor. Genç kadınların Türkçe bilmemesi, okuma yazma bilmemesi tırnak içinde söylüyorum cahillikle eş değer tutulup onlara kurtarıcı olarak sunuluyor. Her yerde söyleyelim sevgili kadınlar, sevgili genç kadınlar; her yerde savunalım: Kadınlar kendilerini koruyabilir, yeter ki gölge etmeyin, yeter ki engel olmayın. Nasıl mı? Rojava’da olduğu gibi, Kobanê’de olduğu gibi her yerde kadınlar kendi ayakları üzerinde, kendi sözleriyle, kendi emekleriyle var oldular. Bundan sonra da var olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.    'Kadın emeğini sömürmeye devam etmek istiyorlar'   Dîlok'taki kadın emeği sömürüsüne dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Antep tekstil atölyelerinin en yoğun olduğu yerlerden birisi ve birçok genç arkadaşımız da orada çalışıyor. Bakın, bizim aldığımız ücret bile erkeklerin aldığı ücretle aynı değil, eşit değiliz. Mesela kadın ve erkeğin eşit olmadığının nerede yazıldığını söylesinler bize hiçbir yerde yok. Çünkü kadınlar alternatif bir yaşamı, eşit bir yaşamı hem savunuyor hem de inşa etmenin yol ve yöntemlerini uyguluyor. Ama iktidarlarının devrilmesini istemeyen erkekler ona sımsıkı sarılmışlar. Kadının emeğini de, bedenini de, kimliğini de sömürdüler, sömürmeye devam etmek istiyorlar. Dayanışmayla, örgütlenmeyle bunu hep beraber parçalayabiliriz" şeklinde konuştu.   '27 Şubat çağırısı'   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde değinen Çiğdem Kılıgün Uçar, kadınların bu süreçte nasıl bir rol oynadığına dair değerlendirmelerde bulundu. Çiğdem Kılıçgün Uçar, " 27 Şubat’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bir çağrıda bulundu. Bu çağrının kendisi hem bu ülkede demokratik bir geleceğin inşa edilebilmesine hem de Kürt halkının varlığının, güvenliğinin ve kimliğinin tanınmasına dönük bir çağrıydı. Bir yılı hep birlikte deneyimledik; en önemli adımların atılmasını Sayın Öcalan sağladı. En cesaretli adımların atılmasını Sayın Öcalan sağladı. Bunun farkında olarak söylüyoruz: Türkiye’de siyasetin ve siyasi partilerin seçimden seçime gündeme aldıkları Kürt meselesi bu ülkenin en önemli başlıklarından birisi. Kürt meselesinin çözülmesi demek bu ülkede yaşayan herkesin eşitlik, demokrasi taleplerinin aynı zamanda karşılanması demek. Birçok tartışma yürütülüyor. Kürt meselesiyle ilgili yürütülen her tartışmaya değer veriyoruz. Sayın Öcalan’ın kendisi de böyle ifade ediyor. Yan yana gelmezlerin yan yana geldiği, hiç konuşulmayan Kürt sorununun daha ciddiyetle konuşulduğu bu dönem en çok da bizim emeğimize bakıyor. 27 Şubat çağrısı yapılırken Sayın Öcalan önce kadınların bu mücadeledeki güvenine inanarak bu çağrıyı yaptı. Çünkü biliyor: Kadınlar bir yola girdiğinde o yol özgürlükle sonuçlanıncaya kadar ne yoldan vazgeçerler ne de mücadeleden vazgeçerler" dedi.   'Kürtler özgürlüğe yürüyor bunun öncüsü kadınlar'   Kadınlara düşen görevlere de dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Şimdi bize ne düşüyor? 27 Şubat çağrısının üzerinden geçen bir yıldan sonra komisyonun bir raporu açıklandı. Komisyondaki belli başlı kavramlara bizim de itirazlarımız var, şerhler var ama bir yerden başlamak durumundayız. Biz en azından mücadelemizin bugün açısından bize kazandırdığı şeylerden bakmak zorundayız. En önemlisi şu: Bu ülkede artık Kürtler yoktur denilemez. Ortadoğu’da artık Kürtler yoktur denilemez. Tam tersine Kürtler dört parça Kürdistan’da demokrasinin teminatı, demokrasinin inşasının en güçlü yürütücüsü, en güçlü mücadelesi olarak açığa çıktılar. Bunun en önemli sonucu da Rojava’da açığa çıkan sistem. Ne var Rojava’da? Kadınların özgürlüğünü esas alan, kadınların yaşamın her alanında temsil bulduğu, halkların kendi kimlikleriyle, dilleriyle, inançlarıyla yaşayabilecekleri bir sistemin mümkün olduğu tarif edilmiş oldu. Bütün dünyanın yüzü Rojava’daki kazanımlara dönük ve Rojava’daki kadın devrimine dönük. Rojava’ya saldırılar düzenlendiğinde de saldırılar yapılırken dört parça Kürdistan’da açığa çıkan irade şunu söyledi: Kürtler yenilmedi, Kürtler yenilmeyecek, Kürtler inkarı aştı, Kürtler özgürlüğe yürüyor. Ve bu özgürlüğün inşasında her bir arkadaşımızın emeği önemli ama kadın arkadaşların emeği kıymetten de öte en büyük öncülüktür" diye konuştu.   'Kadınlar birlikte olduğunda aşamayacağı hiç bir engel yok'   Kadınların barış mücadelesinde ve demokrasinin inşasında söz ve emek sahibi olmasının en büyük kıymet olduğunu söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Kadınların sadece bu süreci izleyen değil, bu sürece aklıyla, fikriyle mücadeleye yön vermesi emin olun süreci hızlandıracak en önemli başlıklardan biri olacak. 8 Mart’a giderken, Newroz’a giderken her birinizin emeğiyle elde ettiğimiz kazanımları korumaya ve hep birlikte büyütmeye devam edeceğiz. Nasıl burada bir arada toplandıysak, şiddet karşısında da, savaş karşısında da, her türlü saldırı karşısında da birlikte olduğumuzda yenemeyeceğimiz hiçbir zorluk, aşamayacağımız hiçbir engel yok" dedi.