Alt komisyonlar kuruldu: Kadınlar süreçte mutlaka yer alacak 2026-09-02 09:01:12   İSTANBUL - Kadınların barış sürecindeki rolünün yalnızca kurullardaki temsiliyetle sınırlandırılamayacağını belirten Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Işıl Kurt kalıcı bir barış için kadınların karar alma süreçlerine dahil edilmesi, hukuki mekanizmaların işletilmesi ve hakikatlerin açığa çıkarılması gerektiğini vurguladı.   Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"nun Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmesinin ardından 24 Ağustosta Takip ve Değerlendirme Kurulu toplantı gerçekleştirdi. Toplantı sonrası yapılan açıklamada kurul bünyesinde 4 alt komisyonun kurulduğu belirtilirken bu komisyonların içeriğine dair bir bilgi verilmedi.   Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Işıl Kurt, değerlendirmelerde bulundu.     ‘Kadın temsiliyeti yetersiz ama rol almayacağı anlamına gelmiyor’   Kadınların siyasal alandaki temsiliyetinin olması gereken düzeyde olmadığını, ancak mevcut durumun kadınların barış sürecinde rol alamayacağı anlamına gelmediğini belirten Işıl Kurt, kadınların kurul ve komisyonlarda yer almasının önünün açılması gerektiğini ifade etti. Işıl Kurt, “Buradaki temsiliyetler olması gerektiği gibi olmadığı için bu kurullar çalışamaz ya da kadınlar için iyi bir alan açamaz diye düşünmemek gerekiyor. Tam tersine, böyle bir alan açabilir. En genel siyasal alan, kadınların temsiliyetini anlayabileceğimiz alan Meclis. Orada bile beşte biri bulmayan kadın temsiliyeti görüyoruz. Yüz yıllık bir sorunun çözümünde kadın temsiliyetinin bir anda tüm siyasal alanlarda eşitlenmesi beklenemez. Bunları bir ilk adım olarak görüp bu komisyonlarda çıkacak kararlarla, komisyonların sivil toplum örgütlerine, toplumsal muhalefete ve kadın örgütlerine danışmasıyla birlikte toplumsal muhalefetin ve siyasal alanın önü o kadar açılacaktır ki kadınlar da burada yer alacaktır” diye belirtti.   ‘Sokaklarda kadınlar en öndeydi’   Kadınların bugüne kadar yalnızca kadın mücadelesinde değil, toplumsal mücadelenin farklı alanlarında da inisiyatif aldığını belirten Işıl Kurt, işçi mücadelesinden demokrasi ve kayyum karşıtı mücadelelere kadar kadınların sokaklarda ön saflarda yer aldığını söyledi. Işıl Kurt, “Çünkü bugüne kadar hep inisiyatif alan kadınlardı. Diğer toplumsal alanlarda da sadece kadın mücadelesi alanında değil; işçiler söz konusu olduğunda da, barış konusu söz konusu olduğunda da ya da demokrasi, kayyumlar söz konusu olduğunda da sokaklarda kadınlar bayraklarıyla en önde yürüyorlardı. Bu nedenle barış sürecinin doğal olarak kadınların inisiyatifiyle ilerleyeceğini düşünüyorum” şeklinde ifade etti.   ‘Siyasal mücadelenin önü açılıyor’   Sürecin siyasal mücadelenin önünü açtığını belirten Işıl Kurt, “Biz kadınlar veya diğer toplumsal hareketler, toplumsal muhalefet olarak herhangi bir şey yapmaya çalıştığımızda, örneğin kadınlarla ilgili herhangi bir politika yürütmeye, bir eylem yapmaya ya da örgütlü bir faaliyet içerisinde bulunmaya çalıştığımızda önümüze bir ceza davası ya da gözaltı riski geliyordu. Yapılan her türlü örgütsel çalışmanın veya faaliyetin, siyasal mücadelenin herhangi bir alanının örgütsel suçlarla veya bunun propagandasını yapmakla bağdaştırıldığını görüyorduk. Siyasi tutsakların, özellikle kadın tutsakların özgürleşmesi, kadınların mücadele alanlarını genişletecek. Böyle bir riskin ortadan kalkması, yeni mekanizmaların oluşmasını sağlayacak” dedi.   ‘Barış hukuki mekanizmalarla kurulabilir’   Barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle ele alınamayacağını vurgulayan Işıl Kurt, “Barış konusunu konuştuğumuz bugünlerde, yıllarca alınan hapis cezalarını da konuşuyoruz. Barış oluyor ama içeride hâlâ bir sürü siyasi tutuklu var, AYM ve AİHM kararları uygulanmıyor diye konuşuyoruz. Ya da bir kadın Rojava için saçını ördüğünde, bir hemşire işinden olabiliyor. Böyle bir süreç var. Bu mekanizmaların, yani hukuki mekanizmaların da işletilmesi gerekiyor. Tabii ki çerçeve yasa bir ilk adım ama bu yasa her şeyi kapsamıyor. Bu yasanın da ilerletilmesi ve yasa ilerletilirken kadınların, kendilerini ilgilendiren konularla ilgili kısımlarda inisiyatif alabilecekleri alanların oluşturulması gerekecektir” diye konuştu.   ‘Şüpheli kadın ölümleri barışın konusu’   Kürdistan’da yaşanan şüpheli kadın ölümleri ve katliamların da barış sürecinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Işıl Kurt, özellikle Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku örneklerine dikkat çekti. Kamu görevlilerinin de dâhil olduğu vakalarda hakikatin açığa çıkarılması gerektiğini belirten Işıl Kurt, “Hakikatlerin açığa çıkarılması, sorumluların belirlenmesi ve suçluların yargılanması gerçek bir barışın koşullarındandır. Burada sorumlu olanların veya doğrudan suçlu olanların yargılanması ve hukuk önünde hesap vermesi için belli mekanizmaların sağlanmasıyla da gerçek bir barış tesis edilebilir” dedi.   ‘Savaşın bütçesi kadınlara ayrılmalı’   Kadınların savaş ve şiddet, yoksulluk ve hak ihlallerinin sonuçlarını doğrudan yaşayan kesim olduğunu belirten Işıl Kurt, kadınların sürece katılımının yalnızca komisyonlardaki sandalye sayısıyla ölçülemeyeceğini söyledi. Işıl Kurt, “Bunun dışında savaşa ayrılan bütçeler hiçbir zaman kadınların korunması için harcanmıyor. Bugün Türkiye’de açıp baktığımızda Aile Bakanlığı’nın, sosyal hizmetlerin yapabileceği türlü türlü çalışma var. Kadınları o cinayetlerin, o şüpheli kadın ölümlerinin bir öznesi yapmamak adına yapabilecekleri bir sürü şey var. Ama bunları çeşitli imkânsızlıklar nedeniyle yapamıyorlar. Bazen de yapmıyorlar. ‘Aslında bütçemiz var, bu alanda çalışabiliriz ama bunu NATO’ya veya savaşa harcıyorduk. Artık böyle bir bütçe oluştu, bunu kadınlar için kullanabiliriz’ gibi bir konu da var. Bunun aslında genel ücretlere ve genel ekonomiye yansıması da mutlaka olacaktır, olmalıdır. Bu da doğrudan kadınların yaşamları için kritik bir role sahip” diye ifade etti.   ‘Yoksulluk kadınların yaşam hakkını etkiliyor’   Kadınların özellikle evlerinde erkekler tarafından katledilmesinin arkasındaki nedenlerden birinin ekonomik bağımsızlıklarının olmayışı olduğunu belirten Işıl Kurt, “Kadınların çoğunlukla evli oldukları erkekler veya ailelerindeki erkekler tarafından evlerinde öldürüldüğünü görüyoruz. Bunun sebebi de aslında o evlerden çıkıp kendilerine bir hayat kuramıyor, kendi kararlarını veremiyor oluşları. Yoksulluk konusu çözüldüğünde, ücretler bir nebze ilerlediğinde kadınların yaşamlarında çok olumlu bir ilerleme olacaktır. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi gibi başlıklar da ilerleyen aşamalarda kadınlar tarafından daha güçlü bir şekilde gündeme taşınacak” diye ifade etti.   ‘Bu daha başlangıç, umudum var’   Kadınların, LGBTİ+’ların ve farklı toplumsal kesimlerin maruz kaldığı hukuki sorunların birbirinden bağımsız ele alınamayacağını belirten Işıl Kurt, AYM kararlarının uygulanmamasından farklı toplumsal mücadelelerin cezalandırılmasına kadar uzanan tabloya dikkat çekti. Kök yasanın çıkarılmasının uzun bir mücadelenin yalnızca başlangıcı olduğunu ifade eden Işıl Kurt, “Burada alacağımız rollerde tabii ki eksiklikler olur ama ben umutluyum. Şundan dolayı umutluyum: Kadınlar bu alanda en çok inisiyatif alanlardır. Kadınlar, 8 Mart ve 25 Kasım eylemlerinden illerde yapılan açıklamalara, Meclis görüşmelerinden sivil toplum çalışmalarına kadar barış gündemini hep öne çıkardı. Bu, bundan sonra da sürecin içerisinde olacak. Her 25 Kasım’da, 8 Mart’ta barış konusunun en önde ele alınmasından biliyoruz ki bir danışma konusu olduğunda, sivil toplum örgütleri de inisiyatif alsın denildiğinde, Meclis’te görüşmeler yapıldığında kadınlar en önde olacaktır. O yüzden de sürecin iyi ilerleyeceğini umut ediyorum” sözlerini kullandı.