Canan Güllü: Kadınlar yoksulluğa mahkum edilemez 2026-09-30 18:44:40   HABER MERKEZİ - TKDF Başkanı Canan Güllü, Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal eden kararına ilişkin, ekonomik güvencelerin zayıflatılmasının kadınların şiddet ortamında kalma veya geri dönme riskini artıracağını belirtti. Güllü, “Kadınları yoksulluğa mahkûm ederek şiddetle mücadele edemezsiniz” dedi.   Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal eden kararına ilişkin yazılı açıklama yaptı.   “Kadınları yoksulluğa mahkûm ederek şiddetle mücadele edemezsiniz” diyen Canan Güllü, kararı kaygıyla karşıladığını belirterek, “Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasındaki ‘süresiz olarak’ ibaresini iptal eden kararını, yıllardır şiddete maruz kalan kadınlarla çalışan bir kurumun başkanı olarak kaygıyla karşılıyorum. Nafakayı yalnızca ödeme süresi üzerinden tartışmak, kadınların evlilik içinde yaşadığı eşitsizlikleri ve boşanma sonrasında karşılaştığı güçlükleri görmezden gelmektir” dedi.   ‘Ekonomik bağımlılık şiddet uygulayan kişinin denetimini kolaylaştırır’   TKDF’nin sahadaki deneyimine dikkat çekilen açıklamada; çalışmasına izin verilmeyen, kazancına el konulan, çocukların ve evin bakımını üstlendiği için çalışma yaşamından uzaklaşan kadınlar açısından şiddet gördüğü evden ayrılmanın aynı zamanda bir geçim mücadelesi olduğu belirtildi.   Gidecek yeri, düzenli geliri ve bakım desteği olmayan bir kadının boşanma hakkını kullanabilmesinin ekonomik güvencelerle doğrudan bağlantılı olduğuna işaret edilen açıklamada, “Kadınlara şiddete karşı seslerini yükseltmelerini söylerken, o şiddetten uzaklaşmalarını mümkün kılan güvenceleri zayıflatamazsınız. Ekonomik bağımlılık, şiddet uygulayan kişinin kadın üzerindeki denetimini sürdürmesini kolaylaştırır. Bu bağımlılığı derinleştirecek her düzenleme, kadının şiddet ortamında kalma veya o ortama geri dönme riskini artırır.”   ‘Kadınların mevcut güvenceleri zayıflatılmamalı’   Nafaka tartışmasının merkezinde kadınların geçinmeye yetmeyen nafakalarla yaşam kurma çabası ve hükmedilen nafakayı tahsil etmek için verdiği mücadelenin bulunması gerektiği belirtilen açıklamada, “Tahsil edilemeyen nafakaların ödenmesini sağlamak yerine kadınların mevcut güvencelerini zayıflatma kolaycılığına başvurmak, 1926’da Medeni Kanun’un kabulüyle güçlenen eşit yurttaşlık mücadelesinde geriye gidiştir. Yıllarca üstlenilen ücretsiz bakım emeğinin, kaybedilen çalışma ve sosyal güvence olanaklarının sonuçları boşanmayla ortadan kalkmaz. Yoksulluğu yaratan koşullar sürerken, kadının desteğe duyduğu ihtiyacın takvimle sona ereceğini varsayamazsınız” ifalerine yer verildi.   ‘Kadın örgütlerinin saha deneyimi esas alınmalı’   Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) kadınların ekonomik güvencesini ve fiili eşitliği koruyan bir düzenleme yapması gerektiği vurgulanan açıklamada, kadınların yaşı, sağlığı, bakım yükü, istihdama erişimi ve maruz bırakıldığı şiddetin sonuçlarının gözetilmesi istendi.   Güvenli barınma, ücretsiz ve erişilebilir kreş, güvenceli istihdam, sosyal destek ve etkili adli yardımın somut kamu politikalarıyla sağlanması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Bu süreçte kadın örgütlerinin saha deneyimi ve kadınların ihtiyaçları esas alınmalıdır. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak kadınları şiddet ile yoksulluk arasında seçim yapmaya zorlayan her yaklaşımın karşısındayız. Kadınların hayatına ilişkin kararların ölçüsü, şiddetten uzak ve bağımsız bir yaşamı ne kadar mümkün kıldığıdır. Mücadelemizi bu hakkı korumak için sürdüreceğiz” denilerek mücadele mesajı verildi.