Depremin 3’ncü yılında rapor: Eğitim krizi derinleşti

  • 14:50 6 Şubat 2026
  • Güncel
SEMSÛR- Semsûr'da depremin 3’üncü yılına dair hazırlanan eğitim raporu, anadil, teknolojik altyapı, psikososyal destek, beslenme, ulaşım, öğretmen politikaları ve okul iklimi konularında yaşanan aksaklıkları ele aldı. 
 
Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Emekçileri Sendikası  (SES) ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Semsûr Şube ve temsilcilikleri, depremin 3’üncü yılında eğitim raporu yayınladı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) binasında gerçekleşen basın toplantısına TTB, SES, Eğitim Sen üyeleriyle çok sayıda kişi katıldı. 
 
Açıklamada ilk olarak TTB ve SES’in birlikte hazırladığı rapor okundu. Raporu TTB Merkez Konsey üyesi Ayşegül Ateş Tarlan okudu. 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında, afetin psikososyal etkilerinin zamanla azalmadığını; aksine birçok alanda kronikleşerek gündelik yaşamın kalıcı bir parçası haline geldiğini belirten Ayşegül Ateş Tarlan, “Gerçekleştirilen bireysel derinlemesine görüşmeler, depremin çok sayıda kişi için ‘geride kalmış’ bir olay değil; hâlâ süren, kapanmayan ve her gün yeniden deneyimlenen bir süreç olarak yaşandığını ortaya koymaktadır” dedi. 
 
‘Eşitlik ve pedegojik ilkelere aykırı eğitim’
 
Ardından Eğitim-Sen’in Semsûr’da eğitim konusuna dair hazırladığı rapor okundu. Raporu Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu. 6 Şubat depreminin Semsûr başta olmak üzere geniş bir coğrafyada yalnızca binaları değil, toplumsal yaşamın tüm alanlarını derinden sarstığını söyledi. On binlerce yurttaşın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Kemal Irmak, “Bu büyük felaket; eğitim, sağlık, barınma ve çalışma yaşamı başta olmak üzere kamusal hizmetlerin tamamında derin ve kalıcı tahribatlar yaratmıştır. Adıyaman, depremin en ağır sonuçlarını yaşayan illerden biri olmuş; kentin fiziki dokusu kadar toplumsal, psikolojik ve kurumsal yapısı da ciddi biçimde zarar görmüştür. Okullar yıkılmış veya ağır hasar almış, eğitim mekânları kullanılamaz hale gelmiş; öğretmenler, öğrenciler ve veliler uzun süre belirsizlik koşullarında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Eğitim-öğretim süreci, geçici çözümlerle ve çoğu zaman planlama, eşitlik ve pedagojik ilkelere aykırı biçimde sürdürülmeye çalışılmıştır” ifadelerini kullandı.
 
‘Depremden sonra eğitimin temel karakteri belirlendi’
 
Deprem sonrasında eğitim alanında yaşanan sorunların, yalnızca fiziki yıkımla sınırlı kalmadığını vurgulayan Kemal Irmak, “Derinleşen eşitsizlikler, yoksulluk, travma, göç ve güvencesizlik ile iç içe geçmiştir. Konteyner ve prefabrik yapılarda sürdürülen eğitim, dijital altyapı yetersizlikleri, anadilde eğitim hakkının yok sayılması, psikososyal destek hizmetlerindeki tıkanıklıklar, beslenme ve ulaşım sorunları ile öğretmenlerin güvencesiz ve baskı altında çalıştırılması, deprem sonrası eğitimin temel karakterini belirlemiştir” diye konuştu. 
 
‘Eğitim afet koşullarında dahi ertelenemez’
 
Hazırladıkları raporun Semsûr’da deprem sonrası eğitimin mevcut durumunu hak temelli, kamusal sorumluluk perspektifiyle ve sahadan elde edilen veriler ışığında ortaya koymayı amaçladıklarını kaydeden Kemal Irmak, “Yaşanan sorunları görünür kılmak, geçici ve biçimsel uygulamaların ötesine geçerek kalıcı, eşit ve nitelikli bir eğitim politikası için somut talepler geliştirmektir. Eğitim, afet koşullarında dahi ertelenemez bir haktır. Ancak bu hak, yalnızca ‘eğitimin devam ediyor olması’ ile değil; eşit, erişilebilir, güvenli ve çocuğun üstün yararını esas alan bir biçimde sunulmasıyla anlam kazanır. Adıyaman’da deprem sonrası eğitim pratiği, bu temel ilkelerden uzaklaşmış; mevcut sorunlar, merkezi ve yerel idarelerin sorumluluğunu daha da görünür kılmıştır. Bu rapor aynı zamanda, depremi ‘olağanüstü bir durum’ gerekçesiyle hak kayıplarını meşrulaştıran anlayışa karşı; eğitimin kamusal niteliğini, çocukların ve eğitim emekçilerinin haklarını savunan bir itiraz ve mücadele belgesi niteliğindedir” ifadelerini kullandı. 
 
Rapor, deprem sonrası Semsûr’da anadil, teknolojik altyapı, psikososyal destek, beslenme, ulaşım, öğretmen politikaları ve okul iklimi konularında yaşanan aksaklıkları ele aldı. 
 
Raporun sonuç bölümünde ise, şu maddelere yer verildi; 
 
“* Anadilde eğitim hakkı tanınmalı ve görünür kılınmalıdır.
 
* Köy okulları ve konteyner kentlerde ücretsiz, kesintisiz internet sağlanmalıdır.
 
* Tüm öğrencilere ücretsiz bir öğün yemek verilmelidir.
 
* TOKİ alanlarında lise açılmalı, ulaşım ücretsiz olmalıdır.
 
* Norm fazlası öğretmenlere yönelik resen görevlendirmelere son verilmelidir.
 
* Okullar, algı ve proje değil; çocuğun üstün yararı ve pedagojik ilkeler temelinde yönetilmelidir.
 
* Okullar derhal tamamlanmalı,
 
* Taşımalı eğitim yeniden düzenlenmeli,
 
* Öğretmenler için barınma sağlanmalı,
 
* MESEM uygulaması çocuk haklarına uygun hale getirilmeli,
 
* Eğitim tüm mali yüklerden arındırılmalıdır.”