Munzur Festivali'nde ‘Dünden bugüne kadın mücadelesi' paneli 2026-07-31 16:51:32   DERSİM - “Dünden Bugüne Kadın Mücadelesi ve Dersim” konulu panelde konuşan TJA aktivisiti Sebahat Tuncel, “Barış ve Demokratik toplum süreci bize nefes aldıracak bir süreç. Mücadelemizde yeni bir dönem başlıyor, yeni kazanımlar için bir yol açılıyor. Hep birlikte geleceği örelim” çağrısı yaptı.   Munzur Kültür ve Doğa Festivali çeşitli etkinliklerle sürüyor. Program kapdamında “Dünden bugüne kadın mücadelesi ve Dersim” başlıklı panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Eşbaşkanı Hümeyra Tosun Yeğin’in yaptığı panelde, Tevgera Jinen Azad (TJA) aktivisti Sebahat Tuncel, Gazeteci Kibriye Evren ve Nilüfer Akdağ konuşmacı olarak katıldı.    ‘Alevilik ortak hafızanın ifadesidir’   Gazeteci Kibriye Evren, konuşmasına Sakine Cansız, Aysel Doğan, Zeynep Kınacı, Zarife ve Bese şahsında kadın mücadelesinde yaşamını yitirenleri anarak başladı. Kibriye Evren, “Dersim festivali bir direniş festivali olarak ele almak gerekiyor. Dersim’de ciddi bir doğa katliamı var, analık kültürünün egemen olduğu bir kültür var burada, burada ilk olarak kadın kültürü, inancı ve kadınların yaşam içerisinde kendini var etmesi akla gelir. Analık kültürü asimilasyona uğratılsa da bugüne kadar geldi. Aleviliği sadece bir inanç sistemi olarak görmek yanlış olur, ortak hafıza ortak benlik ve tarihin ifadesidir. Bir süreç başlatıldı, bu süreç halkların beraber yaşayabileceği, demokratik kadın özgürlükçü paradigma çerçevesinde yaşayabileceği bir sistem var. Bu sisteme her dönem saldırılar oldu” dedi.    ‘Kadınların komünal örgütlenmesine ihtiyaç var’   Dersim halkının katliamlar ve özel savaş politikaları ile yüz yüze kaldığını hatırlatan Kibriye Evren, kadınların komünal örgütlenmesine ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, “Sıdıka Avar, Kürt kadını asimile etmek için bir misyoner olarak dersim e gönderilip kız çocuklarını alıp Elazığ da okutarak ‘medenileştirmek’ istediğini söyleyerek asimilasyon politikası ile yüz yüze bıraktı.  Munzur Üniversitesi bir eğitim ocağı ancak üniversitede yapılmak istenen fuhuş, kadın katliamı özel savaş politikaları ile uzman çavuşların üniversitede yer alması gibi durumlar söz konusu.  Gülistan Doku’nun neden katledildiğine dair çalışmalar yapılıyor. Bu politikaya karşı biz kadınların ses çıkarması ve buna karşı örgütlenmesi lazım.   Bizim özel savaş politikalarına karşı ortak mücadele yürütmemiz gerekiyor. Barış ve demokratik toplum süreci kadınlar öncülüğünde gerçekleşiyor ve bu sürecin mimarı kadınlar olacak. Bu politikalara karşı yapılması gereken şey kadın komünal örgütlülüğünü sağlamak, analık inancın temeli de budur, eşitlik ve özgürlüğü taşıyan bir inançtır. Dolayısıyla kadıların bir araya gelip örgütlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.    TJA Aktivisti Sebahat Tuncel, Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş şahsında katledilen kadınları andı. Sebahat Tuncel, “Alevi kadınlarının bir direniş kültürü olduğunu biliyoruz. Kerbelada katliam yaşandığında Hazreti Zeynep kurtulmasaydı, gerçeği hakikati anlatma ısrarı olmasaydı biz bu gerçeği bilmeyecektik. Mümyar ocağını kendilerine bağlamak istiyorlar ama Ayşe Bacı direniyor ve Osmanlı tarafından tutuklanıyor. Bir şekilde bu direniş geleneği bizi bir araya getiriyor. Aysel Doğanlar Sakine Cansızlar ortaya çıktı. 90’lı yıllarda da bu topraklarda acılar yaşandı Ayten Öztürk bunlardan biriydi. Bize yaşatılanları konuşacağız, tarihten süzülen kadın direnişinin bize ne kazandırdığını konuşacağız. Bunlar bizim kaderimiz değil, kader olarak kabul etmiyor reddediyoruz. Kadınlar olarak biz barış mücadelesi verirken hem erkek egemene karşı hem de erkek egemenin varlığını sürdürmek istemesiyle açtığı savaşa karşı bir mücadele yürütüyoruz. Erkek egemen kadının varlığına kast etmiş, bu kabul edilemez” dedi.   ‘Özgür eşit yurttaşlıkla başlayacağız’   Barış ve Demokratik Toplum Süreci sürerken, erkek egemen sistemin de değişim ve dönüşülmesi gerektiğini belirterek, “Sorun kadın sorunu değil, erk ve iktidar sorunu. Bu erk sistemi nasıl buraya kadar geldi, bu sadece kadınların sorunu değil erkeklerin de sorunu erkek yoldaşlarımız da bu mücadelede nasıl yer alacağını konuşacak, tartışacak. Kürt sorunu da Kürt sorunu diye değil, Kürt halkının haklarını almak için verdiği mücadele olarak tanımlanmalı, bizler sadece kadın özgürlüğünden bahsetmiyoruz bir bütünen halkın özgürlüğü için mücadele ediyoruz.   Değişim şart    Biz bu süreçte kadınlar olarak öncü olacağız. Erkekleri de bu sürece davet ediyoruz. Ama önce erkeklerin erkeklikten istifa etmesi, kadınların da klasik kader anlayışından istifa etmesi lazım. Özgür eşit yurttaşlıkla başlayacağız. Erkeklikten kurtulmak kolay değil, o yüzden bu devrim önemli. Erkeklerin kadın erkek eşitliğine inanması, her türlü baskıya karşı hayır diyen bir toplumsallığı sağlamamız lazım. Kadınlar için de bir değişimi öngörüyoruz. Oy kullanma hakkını almak bile 200 yıl sürmüş. Kadınlar daha sonra da mücadele etti, gelinen noktada önemli kazanımlar elde edildi.  Eşbaşkanlık sadece bizim konuştuğumuz konu değil, ilk Zapatistalarda gördük onlar eşsözcülükle başladı. Bizler bunu her alanda kullanmaya başladık” diye konuştu.    ‘Hep birlikte geleceği örelim’   Sebahat Tuncel son olarak şu ifadelere yer verdi: “Önümüzdeki dönem bizim için yeni bir mücadele süreci başlıyor. Erkek egemen sisteminin bizi nasıl nefessiz bıraktığını biliyoruz, bu sadece bizi değil erkekleri ve toplumu da nefessiz bırakıyor. Bizler buna itiraz ediyoruz, başka bir hayat istiyoruz. Mücadele etmek, yan yana gelmek örgütlenmemiz gerekiyor. Biz bu sistemi beğenmiyoruz, değiştireceğiz. Barış ve Demokratik Toplum Süreci bize nefes aldıracak bir süreç. Mücadelemizde yeni bir dönem başlıyor, yeni kazanımlar için bir yol açılıyor. Yeni bir başlangıç var, bu başlangıca var mıyız? Hep birlikte geleceği örelim.”   Nilüfer Akdağ da Dersim katliamı ve sonrasında kadınlara yönelik saldırıları anlattı.    Panel soru-cevap kısmı ile sona erdi.