‘Mahkemenin kararı hiçe sayılan hukukun itirafıdır’ 2019-02-04 13:37:43   DİYARBAKIR - Gültan Kışanak ve Sabahat Tuncel’e verilen hapis cezasında ilişkin düzenlenen basın toplantında konuşan DBP Eş Genel Başkan Yardımcısı Halide Türkoğlu, kararın hukuki değil, siyasi olduğunun altını çizdi. Avukatlar ise,  “Mahkemenin kararı hiçe sayılan hukukun itirafıdır” diyerek, karara itiraz edeceklerini ve konuyu AYM ve AİHM’e taşıyacaklarını söyledi.   Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Genel Merkezi, partinin Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel’e ise 15 yıl, görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak’a ise 14 yıl 3 ay hapis cezası verilmesine ilişkin basın toplantısı düzenlendi. DBP Genel Merkez Diyarbakır İrtibat Bürosu'nda düzenlenen toplantıya Eş Genel Başkan Yardımcısı Halide Türkoğlu ile avukatlar Cemile Turhallı Balsak ve Şivan Cemil Özen katıldı.    ‘Halkımızın yargıya olan güveni kalmamıştır’   Toplantıda ilk olarak konuşan Halide, Türkiye yönetimi ve güvenlik politikalarının yıllar boyu Kürtlerin kendilerini yönetmeleri önünde ciddi bir engel oluşturduğunun altını çizdi. Halide, Gültan ve Sebahat’a verilen hapis cezalarının ise bu engellemelerin birer parçası olduğunu dile getirdi. AKP’nin kendi yargısını oluşturma biçimini 15 Temmuz 2016’dan sonra daha fazla derinleştirerek, halklara daha fazla zulmetmeye başladığı vurgulayan Halide, “Bugün AKP yargısı kendine makul Kürt yaratma peşinde. Bir Kürt varsa da o ancak benim istediğim gibi bir Kürt olabilir, ‘eğer bir kadın varsa ancak benim istediğim şekliyle bir kadın olabilir ‘demektedir. Bunu yaparken de muhalefeti baskı altına alarak, mevcut profilini halka dayatmaya çalışmaktadır. Bunu kimi zaman seçim süreçlerinde gördük, kimi zaman ise tutuklamalar ve kayyım atamaları ile gördük. AKP’nin kendi bakanları da daha dün kendi partilerinin hukuka yaklaşımının itirafını yapmışlardır. Halkımızın yargıya olan güveni kalmamıştır” diye belirtti.   ‘Gültan Kışanak’ın savunması, tarihi bir savunmadır’   Gültan ve Sebahat’ın Malatya’da yargılandığı duruşmaları takip ettiklerini ve bu duruşmaların birer komplo oldukları izlenimi edindiklerini söyleyen Halide, bu nedenle verilen hapis kararlarının da bu komplonun birer siyasi ayağı olduğunun farkında olduklarını ifade etti. Mahkemenin ciddiyetini ve güvenirliğini kaybettiğine de dikkat çeken Halide şöyle devam etti: “Kimi zaman mahkemeye getirilmeyen siyasetçilerimize yönelik bu yaklaşımdan tutalım da mahkemeye Tapu ve Kadastro hakimlerinin dosyaya bakmasına kadar tüm bu tutumlar bugünkü kararı bizleri götürmüş oldu. 12 duruşma boyunca aslında hiçbiri kendisini ifade etmeden, tutuklamaları devam etti.1 Şubat’ta ise siyasette ve özellikle kadın odaklı siyasete bir darbe vurmaya çalışılmıştır. Tüm bu engellemelere rağmen görülen davada savunma yapan Gültan Kışanak’ın savunması, tarihi bir savunmadır.”   'Mağduriyetlere yol açan kararla karşı karşıyayız'   Ardından söz alan Avukat Şivan Cemil Özen ise verilen hapis kararının Türkiye demokrasisi açısından “vahim nitelikte” olduğuna dikkat çekerek karara tepki gösterdi. Şivan, “1 Şubat tarihinde hukuka aykırı bir karar verilmiştir. Yapılan yargılamalar temel hak ve özgürlükler açısından Anayasa’yı açık bir şekilde yok sayıldığının ve uluslararası sözleşmelerin görmezden gelindiğinin açık göstergesidir. Gözaltında başlayan sürecin kovuşturma aşamasıyla devam edip, tutuklanmasına kadar geçen sürede tamamen kişi, hak ve özgürlükleri ihlal edilmiştir. Mahkemenin kararı hiçe sayılan hukukun itirafıdır. Gerekçesiz mütalaa, gerekçesiz tutukluluğa devamı kararı ile birlikte en kutsal sayılan savunma hakkı yok sayılarak ciddi bir şekilde hak mağduriyetlerine yol açan kararla karşı karşıyayız” diye konuştu.   'Mahkeme, savunma hakkına ihlali yapmıştır'   Sebahat’ın açlık grevinde olmasından kaynaklı duruşmaya katılamadığını raporlamasına rağmen, mahkemenin söz konusu raporu dikkate almayıp hak mağduriyetine yol açtığına dikkat çeken Şivan şöyle devam etti: “Sebahat Tuncel’in savunma hakkı açık bir şekilde ihlal edilmiştir. Sayın Sebahat Tuncel, savunması alınmadan hukuka aykırı bir biçimde 15 yıla yakın ceza verilmiştir. Savunma hakkının kısıtlanma durumunun biz avukatları tarafından çokça dile getirilmesine rağmen ve makul bir süre talebimizi mahkeme tarafından 3 defa ara karar vermek zorunda kalmıştır. 3 defa ara karar vermek zorunda kalan mahkeme maalesef talebimizi kabul etmeyerek savunma yapmamız noktasında zorlamaya çalışmıştır. Mahkemede asil olmadan vekilin savunma yapamayacağını, yapmış olacağı savunmanın doğru ve etik olmayacağını ifade etmemize rağmen biz avukatları savunmaya zorlamış ve makul süre talebimizi reddetmiştir.”   AYM ve AİHM’e başvuracağız   Daha sonra söz alan Avukat Cemile Turhallı Balsak da, savunma hakkının mahkeme tarafından engellendiğini vurgulayarak, mahkemenin hukuka aykırı karar verdiğini kaydetti. Gazetecilerin, “mahkeme kararına itiraz edecek misiniz?” sorusuna ise Cemile, “ Mahkumiyet kararı ile birlikte tutukluluğa devam kararı da verildi. Biz bu kararı tutukluluğa devam kararına da itiraz edeceğiz. Ve bu tutukluluk devam kararları sonrasında zaten bir haftalık bir kesinleşme süresi var. Kesinleşmesi ile beraber bizler bu konuya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuruda bulunacağız” şeklinde cevapladı.   Konuşmaların ardından basın toplantısı sona erdi.