Gazeteci Sadiye Eser: Şimdi de tutuklu kadınların sesi olacağım 2019-12-06 09:11:26     İSTANBUL -  İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, cezaevinde ziyaret ettiği Sadiye Eser’in “Ben dışarıdayken hep ezilenlerin haberini yapıyordum. Burada da tutuklu kadınların sesi olmaya devam edeceğim. İçeride de gazeteciliğe devam edeceğim” dediğini aktardı.    İstanbul’da 29 Kasım’da gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı muhabirleri, Sadiye Eser ve Sadık Topaloğu, 3 Aralık günü çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmalarına karar verilmişti. İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderilen Sadiye’yi 4 Aralık günü cezaevinde ziyaret etti.    ‘Muhalefete tahammül gösterilmiyor’   Sadiye’nin özellikle kadın haberleri konusunda herkesin çok yakından tanıdığı bir gazeteci olduğunu dile getiren Eren, hiçbir muhalefete tahammül gösterilmediğini vurguladı. Özellikle de bölgeden haber veren, hak ihlallerini haberleştiren gazetecilere tahammül edilmediğinin altını çizen Eren, “Çünkü içerde uyguladığı korkunç bir baskı, şiddet politikası var. Bu nedenle de ilk yönelim doğal olarak gazetecilere oluyor. Çünkü biz birinci elden gazetecilerden bu haberleri alıyoruz. Sadiye de özellikle kadın haberleri konusunda ve bölgeden haberler yapan bir gazeteci. İnsan hakları savunucuları olarak çok yakından tanıdığımız bir gazeteci. Ona yönelik bu hak ihlalini ben böyle değerlendiriyorum” dedi.   ‘Somut tek bir delil yok’   Dosyada somut bir delilin olmadığını belirten Eren, şunları söyledi: “Sadece bir itirafçı ifadesi var. O da son derece şüpheli bir ifadedir. Bunun üzerine tutuklanmış, hatta savcı dosyayı hiç incelemeden tutuklamaya sevk etmiş. Bir hukuk devleti olsa akıl alacak şeyler değil. Ama maalesef bizim coğrafyamızda olabiliyor böyle şeyler.”   Sadiye’nin gözaltında yaşadıklarına da dikkat çeken Eren, “Çok zayıflamış gördüm. Zaten çok zayıftı ama 4 gün boyunca gözaltında verdikleri yemekler çok kötüymüş. Bu yüzden yemek yiyememiş. 4 gün boyunca aç kalmış” diye konuştu.   ‘Çıplak arama cinsel işkencedir’    Sadiye’nin cezaevinde girişte çıplak aramaya maruz bırakıldığına dikkat çeken Eren, “Çıplak arama dayatılması bizlere göre bir cinsel işkencedir. Bunun dışında üzerinde lacivert bir pantolon olması nedeniyle pantolonu çıkartılmış ve kendisine kimin olduğunu bilmediği bir etek verilmiş. Ben gördüğümde bir etek vardı üzerinde. Daha karantinadaydı. Henüz koğuşa geçmemişti ama durumunun iyi olduğunu söyledi. Dışarıdaki insanlara çok selam söyledi ve dedi ki ‘ben dışarıdayken hep ezilenlerin, dışlananların haberlerini yapıyordum burada da tutuklu kadınların sesi olmaya devam edeceğim. Tutuklu kadınlar üzerinden haber yapacağım.’ Bütün meslektaşlarının onunla dayanıştıklarını bildiğini, içeride de gazeteciliğe devam edeceğini söyledi” diye ifade etti.   ‘Derin devlet mantığı varlığını devam ettiriyor’   Kürt sorunu konusunda devletin müthiş bir çözümsüzlük politikası uyguladığını, çözümsüzlük ve şiddet politikasının bir sonucu olarak da özellikle bölgeden yayın yapan, haberler aktaran gazetecilere yönelik çok büyük bir baskı olduğunu vurguladı. 3 Aralık 1994’te Özgür Ülke’nin bombalanmasının yıldönümüne dikkat çeken Eren, şöyle konuştu: “Ne yazık ki tam da o günde yine özgür basın çalışanı iki arkadaşımız tutuklandı. Gözaltında olanlar var. 90’larda gazete bombalayan, gazetecileri öldüren zihniyeti çok iyi tanıyorduk. Bunların belli aktörleri vardı. Mesela Mehmet Ağar gibi Tansu Çiler gibi. Örneğin gazetenin bombalanma talimatının Tansu Çiller tarafından açıkça dile getirildiğini bizler hatırlıyoruz. Bugün yine Mehmet Ağar, Tansu Çiller gibi aktörleri iktidar partisinin mitinginde görüyorsak demek ki 90’lardaki bu zihniyet değişmemiş. Sadece böyle açıklanabilir. Derin devlet uygulaması ve derin devlet mantığı hala varlığını devam ettiriyor. Bugün gazeteciler üzerindeki ve diğer insan hakları savunucuları ve tüm muhalifler üzerindeki baskıları ancak böyle değerlendirebiliriz.”