5 yıl sonra ilk kez kardeşi ile telefonda görüştü: Tarifsiz bir duyguydu 2020-04-27 22:45:30   DİYARBAKIR - İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile kalan tutsaklardan biri olan Veysi Aktaş ailesi ile 5 yıl sonra ilk kez telefonla görüştü. Abla Sabiha Aslan, tarifsiz duygular içine girdiğini belirterek, Veysi’nin durumunun iyi olduğunu aktardığını ifade etti.    PKK Lideri Abdullah Öcalan, 15 Şubat 1999'da uluslararası komplo ile tutsak edilişinden bu yana ilk defa ailesiyle telefon görüşmesi gerçekleştirdi. 15 Mart 2015'ten bu yana ise Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım aileleriyle telefon görüşmesi gerçekleştiremiyordu. 5 yıl aradan sonra kardeşi Veysi Aktaş ile ilk kez telefon görüşmesi yapan Sabiha Aslan, duygu ve düşüncelerini ajansımızla paylaştı.    ‘Annem görüşmeye gelemedi’   5 yıl aradan sonra dün İmralı Adası'ndan kendilerine telefon açılarak Veysi Aktaş ile telefon görüşmesi yapacaklarını bildirdiklerini söyleyen Sabiha,  şunları aktardı: "Tabi biz çok mutlu olduk. Evde telefonla görüşmemizi engellediler. Bize Diyarbakır adliyesine gidip başsavcılığın yanında telefon görüşmesi yapabileceğimizi söylediler. Annem kardeşimle konuşmayı çok istiyordu fakat yaşlı olduğu için savcılığa kadar gelebilme şansı yoktu. O nedenle de oğluyla görüşemedi ve ben tek gitmek durumunda kaldım. Aynı zamanda çocuklarım da dayılarıyla konuşmayı çok istiyordu fakat evdeki telefondan konuşmamıza izin verilmediği için onlar da konuşamadı dayılarıyla. Savcılığa gittim ve kardeşimin aramasını bekledim. Saat 13.30'da arayacağını söylemişlerdi fakat 14.00'te aradı.”   ‘Çok farklı duygulara büründüm’   Kardeşinin sesini duyduğunda yaşadığı duyguyu paylaşan Sabiha, devamla şöyle konuştu: “Önce başka biri aradı sandım. Çok farklı duygulara büründüm o an. Tarifsiz duygulardı. İçimde farklı bir şey hissettim. Ne diyeceğimi bilemedim. Aklımdaki her şey gitti bir an. 5 yıl aradan sonra sesi çok değişmişti, tanıyamadım. Karşımda yabancı biri var sandım. Evet, tanıdık bir ses olduğunu biliyorum, kim olduğunu biliyorum ama sanki değil gibi. Kendisine de sesinin çok değiştiğini söyledim oradaki havadan kaynaklandığını söyledi. Veysi orada çok yoğun nem olduğu için sesine etki ettiğini aktardı. Kardeşi olmasaydım sesini kesinlikle tanımazdım."   'Kimi ihtiyaçlarını kantinden kendileri karşılıyor’   Veysi’ye öncelikle sağlık durumlarını sorduğunu belirten Sabiha, “Durumlarının şimdilik iyi olduğunu ama ileriki süreçte neler olacağını, neler yaşanacağını bilemediklerini söyledi. Annemi, çocukları, aileyi tek tek sordu. Virüsten dolayı bizi merak ettiğini söyledi. Virüs için önlem alınıp alınmadığını, temizlik malzemelerinin verilip verilmediğini, yemeklerin nasıl olduğunu sordum. Birtakım eşyaların verildiğini eksik kalanların da kantinden kendi paralarıyla karşıladıklarını söyledi. Yemeğin de normal olduğunu söyledi.  Durumlarının şu an için normal olduğunu aktardı. Tüm arkadaşlarının da aynı olduğunu belirtti. Havanın aşırı nemli olduğundan ötürü nefes almakta zorlandıklarını, boğulacak gibi olduklarını ifade etti. Havaların ısınmaya başlamasıyla da daha kötü olduğunu söyledi. Amed'i, vatanı, durumları sordu. Hastalık durumunu sordu. Ben de herkesin kendi imkanlarıyla korunmaya çalıştığını söyledim. Ne kadar içerde kalsak da sizin içerde kalışınızın 2 saatlik bedelini bile ödeyemeyiz dedim. Bizim için endişe etmemesi gerektiğini belirttim. Konuşurken çok heyecanlandım, ne diyeceğimi bilemedim" diye konuştu.   “Arkadaşlarla görüşebiliyor musunuz?” sorusuna kardeşinin koronadan kaynaklı görüşemedikleri cevabını verdiğini aktaran Sabiha, “Kendilerini dışarıdan gelenlere karşı iyi korumaları gerektiğini söyledim. Ellerinden geleni yaptıklarını söyledi” diye ekledi.    ‘Görüşmeler tek seferle sınırlı olmasın’   Yapılan telefon görüşmesinin tek seferle sınırlı olmaması gerektiğini ve daimi olmasını istediklerini belirten Sabiha, şu çağrıda bulundu: “Telefonun da görüşün de sürekli olmasını istiyoruz. Bu hastalığı bahane ederek ne kadar kötü, katil, insanların huzurunu kaçıran tutukluların tamamını çıkardılar ama düşüncelerinden ötürü tutsak olan ve kimseye zararı dokunmamış insanları cezaevlerinde bıraktılar. Böyle bir adaletsizlik henüz hiçbir yerde görülmedi. İnsanlar elini vicdanına koysun ve yüreğindeki kine göre değil akıllarına göre yürüsünler. Öncelikle İmralı'daki tutsakların o cezaevinden çıkmasını istiyorum. Çünkü orası insanın kalabileceği bir yer değil. Düşünün ki oradaki hava kardeşimin sesini değiştirdi."