Barış için erkeklere karşı savaşan Lysistrata! 2020-04-28 09:05:00   Safiye Alağaş   İSTANBUL – Tiyatro tarihinin ilk savaş karşıtı oyunlarından birisi olarak kabul edilen ‘Lysistrata’, Türkiye’de 1967 yılında sahnelenir. Oyun müstehcen bulunularak yasaklanır ancak oyuncuların verdiği mücadele  sonucu 28 Nisan’da yasak kalkar ve oyun yeniden sahnelenir.   Lysistrata, Aristophanes tarafından milattan önce (MÖ) 411 yılında yazılmış, tek perdelik bir oyun. Oyunun adı Türkçeye “Kadınlar I-ıh Derse” olarak çevrilir. Oyun, tiyatro tarihinin ilk savaş karşıtı oyunlarından birisi kabul edilir. Atinalı kadınların devam eden savaşa karşı, erkekleri savaştan vazgeçirmeye çalışmaları esprili bir dille anlatılır oyunda. Erkeklerinin savaştan dönmelerini beklemekten ve savaştan usanan kadınların savaşa son vermek için savaş bitene kadar erkeklerle yataklarını paylaşmama kararı almaları ile gelişen olayları konu alan oyun, bugüne kadar dünyanın birçok ülkesinde yüzlerce tiyatro topluluğu tarafından sahnelendi.   Cinsel grev   Oyunda erkekler savaşa son vermeyi başaramayınca Lysistrata’nın aklına kadınların işe el atıp barışa zorlaması düşüncesi gelir. Kadınlar aldığı karar sonucu önce erkeklerle sevişmeyi reddeder. Kadınlar Atina demokrasisinin sembolü olan Akropolis tepesini ve burada saklanan şehir hazinesini ele geçirir. Lysistrata, Spartalı Lampito ve diğer devletlerden gelen kadınları bir araya toplar. Lysistrata’nın başlattığı barış mücadelesinde kadınlar önce gönülsüz davransalar da Lysistrata’nın planını benimser, onu gerçekleştirmeye yemin ederler.    Düşman ülkelerin kadınları bir araya gelerek yaptıkları yeminde şu sözleri kullanırlar: “İster koca, ister dost, dünyada hiçbir erkeğe kendimi vermeyeceğim.  Koynuma erkek girmeyecek, açılıp saçılacağım, süsleneceğim. Erkeğim benim için yanıp tutuşacak, yine de kendi isteğimle teslim olmayacağım. Zor kullanacak olursa zorluk çıkaracağım ve taş gibi katı olacağım. Bacaklarımı kaldırmayacağım, kedisine dönmeyeceğim, Yeminimi tutmazsam, bu şaraptan içmek nasip olmasın, yeminimi bozarsam, bu kâsedeki şarap su olsun!”   Barış için erkeklere karşı savaş   Oyunda, düşman devletlerden gelen kadınlar kendi yurtlarına dönerler. Lysistrata ise Atinalı kadınlarla birlikte daha önce yaşlı kadınların ele geçirdiği Akropolis’in yönetimini tamamıyla ele geçirir. Yaşlı adamlardan oluşan bir koro Akropolis’i geri almaya çalışır. Ancak yaşlı kadınlardan oluşan ikinci bir koro, üzerine kovalarla su atarak onları geri püskürtür. Parabasis yerine iki koro karşılıklı birbirlerine söverler.   Eşi Myrrhine’nin özlemiyle dolu Kinesias adında bir adam onu alıp götürmek için gelir. Myrrhine ise eşi ile gitmeyi reddeder. Erkeklerin benzer sıkıntılar çektiği Sparta‘dan gelen bir ulak, ülkesinin barış istediğini bildirir. Bunu iki taraf arasında bir barış görüşmesi izler. Lysistrata onların hepsini, uzlaşmaları için üsteler. Barış yapılır. Atinalılar ve Spartalılar kadınların yönetimi altında olan Akropolis’e şölen yapmaya gider.   Oyunda şu sözler geçer: “Biz kadınlar savaşın ilk günlerinde haddimizi bildik, her yaptığınıza boyun eğdik. Ağız açtırmadınız bize, sustuk. Ama yaptıklarınızı beğeniyor muyduk? Hayır. Olanın bitenin pekala farkında idik. Çok defa köşemizden öğreniyorduk önemli işler üstüne verdiğiniz kötü kararları. Başımızı derde sokuyordunuz, yine de bizim size öğüt vermeye hakkımız yoktu. Ama sonunda siz kendiniz başladınız bağırmaya ulu orta: ’Erkek yok mu bu memlekette?’ diye. Erkekler cevap verdi size: ’Yok, erkek yok bu memlekette!’ İşte o zaman biz kadınlar toplandık ve Yunanistan’ı kurtarmaya karar verdik. Daha bekleyebilir miydik? Söz bizim artık, susmak sırası sizde. Aklınızı başınıza toplar, öğütlerimizi dinlerseniz, işlerinizi biz yoluna koyarız!”   Oyun Türkiye’de farklı tarihlerde “Kadınlar I-ııh Derse” adıyla birçok kez sahnelenir. En ilginci ise 2001 yılında Antalya’nın Manavgat ilçesine bağlı Sırtköylü kadınlara da esin vermesi. Kadınlar eşlerini köye su getirmeye mecbur bırakmak için yataklarını onlarla paylaşmayı yasaklar. Kadınların cinsel grevi Almanya’nın Der Spiegel dergisi tarafından “Lysistrata’daki taktiklerin başarılı bir uyarlaması” olarak nitelenmiştir.   Erkeklerin müstehcen bulduğu oyun   Türkiye’de 1967 yılında Oraloğlu Tiyatrosu’nda sahnelenen oyun 5 Nisan 1967 yılında Basın Savcılığı tarafından müstehcen bulunur. Prof. Dr. Sahir Erman, Prof. Dr. Öztekin Tosun ve Prof. Dr. Ayhan Önder'den oluşan bilirkişinin verdiği rapordan sonra savcılık, eserin temsilden kaldırılması için Valiliğe yazı yazar. Ayrıca savcılık isteği üzerine Beşinci Sulh Ceza Mahkemesi eserin temsiliyle ilgili olarak şu kararı alır: "Seyredenlerin ar ve hâyâ duygularını incitici mahiyette müstehcen görülen piyesin sahnelerine ait fotoğrafların suç delili olarak muhafaza altına alınması."   Eserin temsiliyle ilgili şahıslar hakkında da kovuşturma başlar. Tiyatro vitrinindeki fotoğraflar da kaldırılır ve tiyatro yöneticileri akşamüzeri gelen seyircilere savcılığın kararını bildirir.   Sanat için açlık grevi   Bunun üzerine olayı protesto eden oyunculardan Lâle Oraloğlu, 11 Nisan 1967 günü tiyatro salonunun sahnesinde açlık grevine başlar. Açlık grevinin 9’uncu günüde Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki oyunculara açılan kovuşturma nedeniyle davaya katılan Lale, bitkin vaziyette bir buçuk saat boyunca kendi isteğiyle ayakta savunma yapar. Avukatlar, bilirkişi heyetine itiraz ederler. Mahkeme yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirir ve bu heyet oyunun müstehcen olmadığı yönünde rapor verir. Oyuna yönelik yasak 28 Nisan 1967 yılında kaldırılır, tekrar sahnelenmeye başlar.   Oyunun müstehcen bulunması, gösterimin yasaklanması, açlık grevi ve mahkeme kararıyla gösteriye yeniden izin verilmesi oyunun ününü arttırır. Lale, dönemin iktidarına karşı mücadelesini kazanır ve Anadolu turnesine çıkar.   Eser, 1983 yılında Türkiye'de başrolünü Şener Şen'in oynadığı Şalvar Davası adlı filmle sinemaya, 1987’de Alman çizer Ralf König tarafından çizgi filme, 2005’te Amerikalı besteci Mark Adamo tarafından operaya uyarlanmıştır.