Hak savunuculuğundan aktivistliğe: Rojbin Çetin 2020-07-06 09:01:05   Safiye Alağaş   DİYARBAKIR - İşkenceye maruz bırakılarak gözaltına alınan TJA aktivisti Sevil Rojbin Çetin, DEHAP süreciyle  siyasette ilk adımını attı. Rojbin DÖKH aktivisti, insan hakları savunucusu ve eşbaşkanlık sisteminin hayata geçmesi için mücadele eden kadınlardan biri.   Halkların Demokratik Partisi (HDP) Yerel Yönetimler Kurulu Üyesi ve Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Sevil Rojbin Çetin Diyarbakır’da İşkenceyle Mücadele ve İşkence Mağdurlarıyla Dayanışma Günü olan 26 Haziran’da evine düzenlenen baskın sırasında üç buçuk saat boyunca polisin işkencesine maruz bırakıldı. Hakkında yürütülen soruşturma Mardin'de olduğu için Rojbin, 27 Haziran'da Mardin Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'ye götürüldü.   Rojbin'e yapılan işkence  kısa bir süre sonra ortaya çıktıktan sonra kamuoyunda büyük tepki topladı. Rojbin, 30 Haziran'da gözaltı süresinin dolmasının ardından savcılığa çıkarıldı. Savcılık Rojbin ile ilgili “delil yetersizliği” olduğunu gerekçe göstererek gözaltı sürecini 4 gün daha uzattı. Gözaltı sürecinin 8'inci gününde yine aynı gerekçe ile Rojbin'in gözaltı süresi uzatıldı. Ağır işkence gören Rojbin vücudundaki darp izleri ve yaralarla 12 gündür Mardin TEM'de tutuluyor.    İşkencenin ortaya çıkmasının ardından ise  hükümet yetkilileri "Kademeli müdahale diyerek" polisin işkencesini savundu.    Rojbin kim?   1979 tarihinde Hakkari'de dünyaya gelen Rojbin, ilk ve ortaokulu burada okudu. 1998 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun oldu. Mezun olduktan sonra Demokratik Halk Partisi’nde (DEHAP) yer alarak siyasete ilk adımını attı. Yine Hakkari ve Van'da Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) aktivisti olarak çalışarak kadına şiddete karşı mücadele verdi. Yine 2010 yılında İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şube Sekreteri olarak çalıştı. Van'ın Bostaniçi Belediyesi'ne bağlı Kadın Merkezinde sosyolog olarak çalışan Rojbin, burada kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli çalışmalar yürüttü. 2014 yılında yapılan yerel seçimlerde, Barış ve Demokrasi Partisi’nden (BDP) Edremit Belediye Eşbaşkanlığı’na aday oldu ve kazandı. 15 Ağustos 2015'te Halk Meclisi tarafından ilan edilen özyönetim açıklamasına katıldı.    Bu nedenle 24 Ağustos 2015 tarihinde gözaltına alındı ve Van 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 302. maddesi "Devletin birliğini bozmak, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak" iddialarıyla tutuklandı. 17 Eylül 2015'te İçişleri Bakanlığı tarafından idari tedbir gerekçesiyle görevden uzaklaştırıldı. Daha sonra yerine kayyım atandı. 14 ay cezaevinde kalan Rojbin adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Rojbin tahliye olduktan sonra siyasette yer almaya devam ederek, kadın yönelik şiddetle mücadelede yerini aldı. Tutuklandı hakkında birçok dava açıldı. Ve hala yargılandığı davalar bulunuyor.   'Eşbaşkanlık sisteminin ilk uygulayıcılarından'   Rojbin eşbaşkanlık sisteminin ilk uygulayıcı kadınlarından biri. Eşbaşkanlık sistemini benimseyen ve hayatın her alanında eşbaşkanlık sisteminin uygulanması gerektiğine inanan Rojbin, gençlik yıllarından itibaren kadın mücadelesine karşı duyarlılığını yerel yönetimler boyutuyla devam ettirdi.    Mahallelerde sürekli kadınlarla beraber olan Rojbin kadınların taleplerini dinliyor, kadınların talepleri doğrultusunda kadın merkezinin açılışını gerçekleştiriyor. Şiddetle mücadele için mahalle mahalle kadınlarla toplantılar alınarak eğitimler veriliyor. Rojbin öncülüğünde Edremit belediyesi klasik belediyecilik anlayışının dışına çıkarak kadın belediyecilik anlayışını pratik olarak ortaya koyuyor.   Konuya dair konuşan HDP Yerel Yönetimler Eşsözcüsü Hediye Karaaslan,ilk Eşbaşkanlık deneyimi nasıl oturtulacak gibi kaygılarının olduğu dönemde , Edremit’te öyle bir sorunun olmadığını dile getirdi. Kolektif bir şekilde zihinsel ortaklaşmanın yaşamsallaştırıldığını ifade eden Hediye, Rojbin döneminde kadın merkezlerinin açıldığını da sözlerine ekledi.   'Eşbaşkanlık kriminazile edilmeye çalışıldı'   Görevden alındıktan sonra tutuklanmasını yeni bir sürecin başlangıcı olarak değerlendiren Hediye, "Nasıl ki eşbaşkanlık sistemiyle yeni bir süreci başlattıysak Rojbin'in ve diğer arkadaşlarımızın tutuklanması da yeni bir süreçti. Sistemin kadın belediyeciliği üzerinden yöneliminin de bir başlangıcıydı. Özellikle kayyım için zemin hazırlandı. Yapılan çalışmalar sistem açısından kendi belediyecilik mantığının çok ötesinde bir yaklaşımı ifade ediyor. Dolayısıyla sistem bizim kadın eşbaşkanlarımızı, kadın çalışmalarımızı tehlike olarak görmeye başladı. Kadın eşbaşkanlarımıza öncelikle bir soruşturma açıldı. Eşbaşkanlık kriminalize edilmeye başlandı.  Eşbaşkanlık sanki akla aykırı, yasalara aykırı, halktan onay almamış bir sistem haline getirilmeye başlandı. Müfettişlerle belediyelerde eşbaşkanlığı soruşturmaya başladılar. Oysaki bir yıl önce o kentin mülki amirleri 2014-2015’te 'Sayın Eşbaşkan' diye hitap ediyordu. Ama bir yıl sonra politika değiştikten sonra sistem kriminalize edilen bir sistemle karşı karşıya kaldık" diye konuştu.     'Rojbin her duruşmada eşbaşkanlığı çok net savundu'   Rojbin'in her duruşmada eşbaşkanlık sistemini çok net olarak savunanlardan biri olduğunu dile getiren Hediye, yerel yönetimler anlayışını ortaya koyduğunu ve savunduğunu vurguladı. Rojbin'in cezaevinde de mücadelesini sürdürdüğünü belirten Hediye, şöyle devam etti: "Sistem cezaevleri üzerinde de çok farklı bir baskı yürütüyor. Rojbin cezaevinde de mücadelesini devam ettirdi. Çıktıktan sonra mücadelesine devam etti. Tahliye olduktan sonra 31 Mart 2019’a kadar  Edremit’te kaldı ve halkın seçilmiş eşbaşkanı  olarak  çalışmalarına devam etti. Bizim açımızdan çok önemli çünkü yerel yönetimler pratiği açısından kayyım da gelse biz bu kayyımı tanımıyoruz. Eşbaşkanlarımıza meclis üyelerimize halk 5 yıl boyunca iradesini vermiştir. O zaman bizim de 5 yıl boyunca halkın içerisinde çalışma yürütmemiz gerekiyor. Bu pratiği uygulayan arkadaşlarımızdan biri de Rojbin oldu. Sağlık sorunlarına rağmen halkla birlikte çalışmalarına devam etti. Mahalle mahalle ziyaretlere gidiyordu. Günlerce halk buluşmaları, kadın buluşmaları gerçekleştirdi. 31 Mart’a kadar yeni arkadaşlar seçilene kadar eşbaşkanlık sorumluluğunu yerine getirdi. 31 Mart seçimlerinden sonra HDP içerisinde yerel yönetimler örgütlenmesi içerisinde yeniden beraber çalışmaya başladık. HDP’nin bakış açısını yerellerde yaşamsallaştırmaya  çalıştı."   'Devleti öfkelendiren mücadelesidir'   Rojbin’in kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda oldukça büyük bir hassasiyet taşıdığını söyleyen Hediye, "Yaşadığı vicdani, ahlaki olmayan işkencenin asıl gerekçesi örgütlü duruşudur. Hakkında davalar açıldı. Tutuklandı. Ağır bir baskı içerisinde hangi alanda olursa olsun kadın mücadelesine devam etti. Kendisinin örgütlü duruşuyla aynı zaman da toplumsal bir duruş da sergiledi.  Başka kadınlara karşı işlenen suçlarda kadının yanında olma ve kadına bir alan açma mücadelesini yürüttü. Rojbin’e uygulanan işkenceyi burada aramak lazım. Devleti öfkelendiren, erkeği öfkelendiren mücadele içerisinde oluşudur. Kadın mücadelesine korkunun bir ifadesidir. Asla münferit bir olay değildir. Rojbin’e yönelim bilinçlidir. O kadar sistematik baskının olmasına rağmen yine de biz dışarıdakilere moral veren mesajlar gönderdi. 'Arkadaşlarım rahat olsunlar moralliyim, güçlüyüm' mesajı gönderdi bizlere" dedi.