'Dünya Kayıplar Günü'nde kayıplarımız için adalet istiyoruz' 2020-08-29 12:49:06   İSTANBUL - Cumartesi Anneleri eylemlerinin 805’inci haftasında, 30 Ağustos Dünya Kayıplar Günü vesilesiyle gözaltında kaybedilenlerin ve ailelerinin yaşadıklarına dikkat çekerek, "Kayıplarımız için adalet istiyoruz” diye seslendi.   Cumartesi Anneleri eylemlerinin  805’inci haftasını pandemi nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden canlı bağlantıyla gerçekleştirdi. Eylemde, bu hafta 30 Ağustos Dünya Kayıplar Günü vesilesiyle gözaltında kaybedilenlerin ve ailelerinin yaşadıklarına dikkat çekildi.   ‘Adalet talebimizi bugün vesilesiyle yineliyoruz’   Cumartesi Anneleri adına ilk olarak 1995 yılında İstanbul’da gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun seslendi. Dünya Kayıplar Günü vesilesiyle bir kez daha adalet talebini yineleyen Jiyan, insan hakları savunucuları ve kayıp yakınları olarak ısrarlı taleplerine rağmen Türkiye’nin “Kişilerin zorla kaybedilmeden korunması” na dair Birleşmiş Milletler (BM)  Sözleşmesi’ni imzalamama tavrını koruduğunu ifade etti. Jiyan, “Bunun nedeni son derece açık. Devlet kendi himayesinde gerçekleşen suçlarla yüzleşmek istemiyor. Aksine bizzat kaybetme eğiliminde yer alan faillere, kaybetmenin emrini veren, bunu destekleyen veya açığa çıkmaması için her türlü hukuksuzluğa göz yuman, aklayan ve cezasızlıkla korumak istiyor. Sözleşme kaybetme eğilimini insanlık suçu olarak tanımlıyor. Ve zaman aşımı süresini fiili ağırlığıyla orantılı olması gerektiğini söylüyor” dedi.     ‘Acıya mahkum edildik’   Ardından söz alan 1995 yılında İstanbul’da gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un kardeşi  Hasan Karakoç seslendi. Hasan, “Yarın 30 Ağustos Dünya Kayıplar Günü. Bu vesileyle yeniden sesleniyoruz. Gözaltında kaybedilen sevdiklerimizle, sizler gibi anne, baba, eş, evlat, nene ve dedeydiler. Evlerinden, otomobillerinden, iş yerlerinden, sokaktan güvenlik güçleri tarafından zorla alınıp götürüldüler ve işkence edilerek yok edildiler. Çoğunun hala bir mezarı dahi yok. Biz kayıp yakınları ise sevdiklerimizin başına ne geldiğini, nerede olduklarını bilememenin ve adalete ulaşamamanın acısına mahkum edildik” diye konuştu.   ‘BM Kayıplar Sözleşmesi’ni imzalayın’   Hasan son olarak hükümete, “Bizim talebimiz açık ve net. Kayıplarımızın akıbetini açıklayın. Sevdiklerimizi kaybedenleri yargı önüne çıkarın. Adil bir şekilde cezalandırın. Anayasadan doğan görevlerinizi  yerine getirin. BM Kayıplar Sözleşmesi'ni imzalayın” çağrısında bulundu.   Bu haftaki basın açıklamasını 1995 yılında Ankara’da gözaltına alınarak kaybedilen Ayşenur Şimşek’in ablası Fatma Şimşek okudu.   ‘Dünya Kayıplar Günü’nde kayıplarımız için adalet istiyoruz!’   Birleşmiş Milletler kayıplar sorununa, gözaltında kaybedilenlere ve kaybedilenlerin yakınlarının acılarına dikkat çekmek amacıyla 2011 yılında 30 Ağustos’u Dünya Kayıplar Günü olarak ilan edildiğini hatırlatan Fatma, gözaltında kaybetme kavramının hukuki bir terim olarak “karmaşık” gibi görünse de gözaltında kaybedilen insanların hikayelerinin son derece basit olduğunu kaydetti. Fatma, “ Onlar; evlerinden, işyerlerinden,otomobillerinden, otobüslerden,kafelerden, sokaklardan çok sayıda tanığın önünde devletin güvenlik güçleri tarafından zorla alınıp götürüldüler ve bir daha geri dönemediler” dedi.   ‘Belirsizlik, bekleyiş ailelerin hayatını cehenneme çevirdi’   Sadece gözaltında kaybedilenlerin değil, arkalarında bıraktıkları insanların da acı, ızdırap ve bekleyiş yüklü birer hikayesi bulunduğunu belirten Fatma, gerçeği öğrenememenin getirdiği belirsizlik, belirsizliğin getirdiği bekleyiş, adalete ulaşamamanın yarattığı derin boşluk kayıp ailelerinin hayatını adeta cehenneme çevirdiğini ifade etti. Fatma, “Kayıp yakınlarının yaşadıkları  AİHM tarafından, sürekli olarak maruz kaldıkları belirsizlik, şüphe ve endişe nedeniyle işkence ve insanlık dışı muameleye maruz bırakılma şeklinde değerlendiriliyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’nin 21 Temmuz 1983 tarihli Quinteros-Uruguay kararında da kaybedilen şahısların birinci dereceden akrabalarının işkence ve kötü muamele mağduru olarak kabul edilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir” diye konuştu.   Yetkililere seslendi   Gözaltında kaybedilenlerin ve ailelerinin hikayelerinin dünyanın her yerinde benzerlik taşıdığını ifade eden Fatma, bu hikayelerin bir yanıyla ağır bir vahşet, sonsuz bir yas ve işkence taşısa da aynı zamanda en ağır koşullarda bile  hakikat ve adalet için yürütülen onurlu bir mücadeleyi de içerdiğini kaydetti. “Biz de bu mücadelenin bir parçası olarak sürdürdüğümüz barışçıl direnişimizden vazgeçmeyeceğiz” diyen Fatma, Dünya Kayıplar Günü vesilesiyle, başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere devleti yönetenlere, kayıp yakınlarına yaşatılan hukuksuzluk ve işkenceye son verme çağrısında bulundu.   ‘Son kayıbımız bulunana dek…’   Fatma son olarak şunları belirtti: “Yargı makamlarına, mevcut cezasızlığa son vererek, gözaltında kaybetmelere ilişkin soruşturma ve kovuşturmaları tarafsızlık ve cesaretle yürütmeleri çağrısında bulunuyoruz. Ulusal insan hakları koruma mekanizmalarına, kayıp yakınlarının maruz kaldığı ağır ihlaller karşısında kuruluş amaçlarının gereği olarak harekete geçme çağrısında bulunuyoruz. İktidara, Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme’yi derhal imzalama ve uygulama çağrısında bulunuyoruz. 805'inci haftamızda  bir kez daha hatırlatıyoruz; zorla kaybetme bütün insanlığın utancıdır. Bu utancı yeryüzünden silmek için verilen çabanın bir parçası olarak verdiğimiz mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. 25 yıldır tüm baskılara rağmen yürüttüğümüz barışçıl direnişimizi son kaybımız bulunana son fail yargılanana dek sürdüreceğiz.”   Açıklama, konuşmalar ardından son buldu.