İHD’den ‘denetim mekanizmalarının kurulması’ çağrısı 2020-09-15 15:03:11   DİYARBAKIR - İHD Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporda, tutsakların sağlıktan sosyal aktiviteye kadar haklarının kısıtlandığına işaret etti. Komisyon, hak ihlallerine karşı bağımsız ulusal denetim mekanizmalarının oluşturulması çağrısı yaptı.   İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Hapishane Komisyonu, Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı "Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İnceleme ve Tespit Raporu"nu şube binasında basın toplantısıyla açıkladı. Rapor İHD Cezaevi Komisyonu üyesi Gurbet Yavuz tarafından okundu. Aileler, gelen mektuplar ve cezaevine gerçekleştirilen ziyaretlerin ışığında hazırlanan rapor ile çok sayıda hak ihlali aktarıldı.   ‘Aktiviteler kısıtlandı’   Gurbet, cezaevinde koğuş içerisinde ve mahrem alanları görecek şekilde kameraların bulunmasının, özel yaşam ve mahremiyet hakkının ihlali olduğunu belirterek, “Bu konuda daha önce resmi makamlar ile yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını artık bu sorunun kronik bir hal aldığını gözlemlemekteyiz. Mahpuslara hapishaneye ilk girişte çıplak arama uygulamasının dayatılması onur kırıcı muamele kapsamındadır. Söz konusu uygulama kötü muamele yasağının ihlalidir. Mahpuslar ‘çift kelepçe’ uygulamasına maruz kaldıklarını bu nedenle hastaneye götürüldüklerinde sosyal mesafeye uyulmadığını belirtmişlerdir. Söz konusu çift kelepçe uygulaması pandemi koşulları dikkate alındığında sağlıklı bir uygulama olmayıp kötü muamele yasağının ihlalidir. Mahpuslar pandemi nedeniyle birçok aktivitenin kısıtlandığını ve koğuşlarda Kürtçe şarkı söylemek suretiyle aktiviteler gerçekleştirdiklerini, ancak memurlar tarafından uyarıldıklarını belirtmektedirler. Kürtçe şarkı söyledikleri gerekçesiyle haklarında işlem yapılacağının bazı cezaevi personeli tarafından ileri sürülmesi sosyal ve kültürel hakların ihlal edildiğini göstermektedir” diye belirtti.    ‘Kameralar kaldırılmalı’   Gurbet, Türkiye’deki infaz rejimi mevzuatının ve politikasının uluslararası insan hakları hukukuna ve özel olarak da mahpus haklarına uygun hale getirilmesi gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi: "Mahpuslara yaşatılan işkence ve kötü muamele uygulamalarından derhal vazgeçilmeli, mahpuslara uluslararası hukukun emrettiği şekilde insana yaraşır bir muamele gösterilmelidir. Mahpusların mahremiyet hakkı korunmalıdır. Mahpusların koğuşlarında ve tuvalet banyo gibi özel alanları gösteren kameralar derhal kaldırılmalıdır. Mahpuslara ulusal ve uluslararası mevzuatın gereği olarak insan onuruna yaraşır bir muamele gösterilmelidir, güvenlik gerekçesiyle dahi olsa hapishane girişlerinde yapılan aramalar onur kırıcı olmamalıdır. Söz konusu uygulamayı gerçekleştiren personeller hakkında yasal işlemler ilgili cezaevi savcılığıyla gerçekleştirilmelidir.”   ‘Kürtçe şarkı suç sayılamaz’   Tutsakların sağlığa erişim haklarının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerine önem verilmesi, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemlerin alınması çağrısı yapan Gurbet, özellikle pandemi koşulları dikkate alındığında tutsakların sağlığa erişim hakkının sağlanmasında daha titiz davranılması gerektiğini söyledi. Tutsakların sosyal ve kültürel aktiviteler gerçekleştirmeleri için olanaklar sağlanması gerektiğini kaydeden Gutbet, Kürtçe şarkı gibi kültürel faaliyet kapsamında olan aktivitelerin disiplin ve başkaca suç kapsamlarında değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi.   ‘Bağımsız denetim mekanizmaları oluşturulmalı’   Gurbet, şöyle konuştu: “Cezaevi rejimi, fiziki koşullar ve uygulanan muameleler hakkında etkili bir idari ve yargısal denetim sağlanması gerektiğini tespit etmiştir. İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezanın Önlenmesi Sözleşmesi Seçmeli Protokolüne uygun şekilde ‘bağımsız’ ulusal denetim mekanizmalarının oluşturulması için hükümeti derhal gerekli çalışmaları başlatmaya davet etmektedir. Ayrıca Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yaşananlara karşı Adalet Bakanlığını ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonunu göreve davet ediyoruz.”