‘KDP kullandığı dille Kürt ulusal birliğine zarar veriyor’ 2020-11-10 09:02:35   Dîcle Demhat   KOBANÊ - KDP’nin kullandığı dille Kürt ulusal birliğine zarar verdiğini ve direnen Kürt kadınlarını hedef aldığını belirten Kongreya Star Fırat Bölge Koordinasyon üyesi Mizgin Xelil, “ENKS ve KDP politikası Türkiye’nin politikasıdır. KDP bu süreçte safını netleştirmeli” dedi.    Federe Kürdistan Bölgesi’nde 12 Haziran 2020’den bu yana Türkiye’nin askeri üsler kurması ve bölge hükümetinin de bunlara izin vermesi bölgedeki gerginliğin artmasına neden oldu. Yaşanan gerginlik “brakûjî” olasılığını bir kez daha gündeme getirirken, birçok kesimden de ulusal birliğin sağlanması çağrıları yapılıyor.    ‘KDP Kürt sorununu her zaman bir çıkmaza sürüklemiştir’   Kongreya Star Fırat Bölge Koordinasyon üyesi Mizgin Xelil, 1992’de PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) Başkanı Mesut Barzani ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) kurucusu Celal Talabani ile görüşmeler gerçekleştirdiğini, o günden bu yana da PKK’nin demokratik bir ulus sistemi çerçevesinde bütün Kürt partilerinin bir arada toplanması çağrıları yaptığını dile getirdi. “Fakat KDP ulusal birliğin oluşmasını istemiyor ve hep görüşmeleri reddediyor” diyen Mizgin, “KDP her ne kadar ‘ben bir Kürt partisiyim’ dese de kendisine ihanet yolunu seçmiştir. 1992'de Gülnaz Karataş’ın şehit düştüğü operasyon da KDP’nin ihanet çizgisi temelinde olmuştu. Bugün de bütün partilerin bir olması gerekirken, KDP yine Türkiye ile işbirliği içerisindedir. Türkiye’nin güney topraklarının işgal edilmesine göz yuman KDP, KCK’nin diyalog mesajlarını reddediyor. KDP’nin esas amacının Kürt sorununu çözmek ve demokratik ulus çerçevesinde bütün diyaloglara açık olması gerekirken, her zaman Kürt sorununu bir çıkmaza sürükleyip, ihanet yolunu esas almıştır. Birçok gerillanın şehit düşmesinde ve Rêber Apo’nun komplosunda da KDP ihanet rolünü oynamıştır. Bütün partiler demokratik ulus çerçevesinde bir araya gelmişken, KDP bu grup içerisinde yer almayıp, diyalogların önünde engel oluyor” ifadelerini kullandı.    ‘Mücadeleci kadınlar KDP’nin de hedefi haline geldi’   Kuzey ve Doğu Suriye’de, Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin (ENKS), Kürdistan Bölgesi’nde de KDP’nin tutumunun ulusal birliği çıkmaza sürüklediğini söyleyen Mizgin, şunları belirtti: “ENKS Kuzey ve Doğu Suriye’de tek dilin olması ve eşbaşkanlık sisteminin kaldırılması gerektiği yönünde açıklama yapmıştı. Mesut Barzani’de, KCK Eşbaşkanı Bese Hozat’a cevap olarak verdiği açıklamada, ENKS ile beraber Türkiye’nin siyaseti temelinde hareket ettikleri ve Türkiye devletinin elinde her iki partinin de maşa oldukları ortadadır. Demokratik ulus sisteminde tek cins ele alınmıyor. Her iki cinste eşit şartlarla siyasete, askeri alanda ve toplumsal alanda yer alıyorlar. Rojava Devrimi’nin öncüleri kadınlardı. Aynı zamanda bugünlere gelebilmek için PKK’e ve KCK hareketinin öncüleri kadınlar olmuştu. Kadınların verdiği mücadele temelinde eşbaşkanlık sistemini kurduk. Bugün de Kongreya Star ve diğer kadın çalışmalarında yer alan kadınlar olarak hayatını halkına adamış ve özgürlük saflarında yer alan kadınların direnişini esas alarak hareket etmekteyiz. Besê Hozat’ta bu mücadelede öncülük eden ve kadın hareketinin çizgisi temelinde mücadele vermektedir. Mücadeleci ve direnişçi kadınlar bugün sadece Türkiye’nin değil aynı zamanda KDP’nin de hedefi haline gelmektedir. KDP bir Kürt partisi olarak kendini tanımlamaktadır. Aynı zamanda Besê Hozat da bir Kürt kadınıdır. Bugün Mesut Barzani’nin ve daha önce de Neçirvan Barzani’nin Besê Hozat’a karşı kullandıkları üsluplarını kadın örgütü olarak kabul etmiyoruz ve kınıyoruz. İki defadır KDP yönetimi devrimci kadınları küçük gördüklerini gördük. Mesut Barzani KCK’ye karşı kullandığı aşağılayıcı üslubunu Türkiye’ye karşı kullanmalı ve ihanet çizgisini bırakmalıdır.”   ‘KDP safını netleştirmeli’   Mizgin, Kürtlerin kritik bir süreçten geçtiğini ve KDP’nin kullandığı dilin birliğe zarar verdiğini ifade ederek, “Şengal, Kobanê ve Kerkük için seferberliği ilk alan eden KCK idi. Şengal’i koruyan da PKK’dir. KDP, PKK’yi küçük bir grup olarak ele alıyor. Ve Türkiye gibi terör olduğunu, Güney Kürdistan köylerini işgal ettiğini açıklıyor. Acaba terörist kimdir? Güney Kürdistan’da kimin yardımıyla Türkiye’nin işgal etmesinin önü açıldı? İhanet çizgisinde yürüyen ve Kürt halkını satan kimdir? Türkiye sistemi nedir ve Kürdistan’daki planları nedir? İşgalci kimdir? bunlar esas sorulardır. Ve DAİŞ çetelerinin saldırısında Hewler’i, Kerkük’ü ve Şengal’i bırakıp kaçan KDP değil miydi? Şengalli kadınlar DAİŞ tarafından kaçırılıp satılırken KDP neredeydi? Küçük bir grup olarak tanımladığı PKK her parçada halkını bütün saldırılara karşı korumuştur. Maxmur bir göçmen kampıdır. Fakat onu da satan KDP’dir. Şu anda KDP ayaktaysa KCK ve PKK sayesindedir. Mesut Barzani bunu böyle bilmeli. KDP her zamanki gibi Türk devletine kapıları açarak ihanet yolunu seçti. Şu an onlarca MİT elemanı ve Türk askerinin Güney Kürdistan’da yer almasını sağlayan KDP’dir. 1992’de KDP’nin Kürtlere karşı başlattığı kardeş savaşını bugün bu ihanet çizgisiyle tekrarlamak istemektedir” diye belirtti.