HDP'li kadınlar: Bir an olsun geri adım atmayacağız 2021-02-09 12:48:22     MARDİN - Kadın tutsakların maruz kaldığı hak ihlallerine dikkat çeken HDP Kadın Meclisi, “Kadınların özgürlüğü için, cezaevindeki hak gasplarının ortadan kalkması için mücadelemizden bir an olsun geri adım atmayacağız. Kadın dayanışmasıyla güçleniyor, birlikte mücadeleyle özgürleşiyoruz” dedi.   Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mardin Kadın Meclisi, kadın tutsakların maruz kaldığı hak ihlalleri ve baskılara ilişkin HDP Mardin İl Örgütü binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Mardin İl Örgütü, Tevgera Jinên Azad (TJA), Barış Anneleri Meclisi üyeleri ve tutsak yakınları katıldı. “Kadın tutsaklar için adalet” yazılı dövizlerin taşındığı açıklamada kadınlar adına HDP Kadın Meclisi üyesi Renas Aburşu konuştu.   ‘Arkadaşlarımız tecrit edilmekte’   Renas, ülkede yaşanan hak ihlallerine her gün bir yenisinin eklendiğini ve bu ihlallerin en ağır halinin ise cezaevlerinde yaşandığını belirtti. Siyasi tutsakların Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin kaldırılması ve cezaevlerindeki hak ihlallerinin bir an önce son bulması talebi ile açlık grevi direnişine başladığını kaydeden Renas, “120 cezaevinde 27 Kasım'da başlatılan süresiz-dönüşümlü açlık grevi direnişi bugün, 75'inci günündedir. Tecrit bu ülkede savaşın ismi oldu. Tecrit bu ülkede yoksulluğun ismi oldu. Tecrit, bu ülkede işkencenin ta kendisi oldu. Tecrit bu ülkede Kürt sorununu yok saymanın ismi haline geldi. Tecrit, bu ülkede iktidarın yönetim biçimi haline geldi. Siyasi iktidara karşı itiraz sesleri bastırılıyor, yok edilmek isteniyor. Yaşamın her alanında ben varım dedikleri için, tüm yönetim organlarında eş başkanlık sistemini savunduğu için, halk iradesi ile seçilen arkadaşlarımız bugün cezaevlerinde tecrit edilmekte” diye ekledi.   ‘Eşbaşkanlık suç sayıldı’    Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak, Aysel Tuğluk, Çağlar Demirel’in isimlerini sayarak daha birçok kadın seçilmişin cezaevinde olduğuna işaret eden Renas, seçilmiş kadınların kadın özgürlük mücadelesi verdiği için tutuklandığını vurguladı. Renas, tecride karşı yürüttüğü açlık grevi direnişiyle mücadelenin simgesi olan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in, erkek yargının hedefi haline geldiğinin altını çizdi. Leyla’nın hukuksuzca yeniden tutuklandığını dile getiren Renas, “‘Sonuna kadar mücadelemi sürdüreceğim ve eğer bu suçsa, ben mahkemeye karşı suçumu kabul ediyorum’ diyen TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan da erkek yargının hedefi oldu. Kars Belediye Eşbaşkanımız Şevin Alaca hakkında hazırlanan iddianamede de gördüğümüz gibi eş başkanlık ‘suç’ sayıldı. Bu isimler sadece bir kaçı. Erkek iktidar, kadınları yaşam alanlarından çıkararak, demokratik siyaset haklarından men ederek kadınların özgürlük, adalet ve eşitlik sözünü tecrit etmek istiyor” sözlerine yer verdi.   ‘Kadınlar şiddetin her türlüsüne maruz kaldı’   Tutsakların en ağır insanlık suçlarından biri olan çıplak arama işkencesine maruz kaldığına dikkat çeken Renas, tutsakların en temel ihtiyaçlarına ulaşamadığını, hasta tutsakların tedavilerinin engellendiğini ve keyfi disiplin cezalarıyla infazlarının yakılarak tahliye edilmelerinin önünün kesildiğini belirtti. Renas, “Ziyaretler eziyete dönüştürülüyor, tutsaklar ailelerinden çok uzaktaki hapishanelere sürgün ediliyor. Aynı zamanda aileleri de cezalandırılıyor. Tecrit kadınların yaşadığı her alana yayılmış durumda. Pandemi ile birlikte topluma ‘evlerde kalın’ çağrısı yapılırken ‘evlerde kalmanın yükü’ de kadınlara yüklendi. Kadınlara bir yandan bakım hizmetleri dayatılırken bir yandan erkek şiddetinin her türlü biçimine maruz kaldı” dedi.   Şiddete karşı yaşamlarını savunan kadınların cezaevlerine konularak tecrit edildiğini söyleyen Renas, “Kadınlar erkek şiddetine ses yükselttiği için tecrit ediliyor, ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ dedikleri için tecrit ediliyor. Kayyım rejiminin yaşam alanlarımızı erkekleştirmelerine izin vermedikleri için tecrit ediliyor; doğasını, suyunu, ormanını rant politikalarına teslim etmediği için tecrit ediliyor” diye kaydetti.   ‘Birlikte mücadele ile özgürleşiyoruz’   Var olan cezaevlerinin iktidara yetmediğini ve yeni cezaevlerinin de açıldığını belirten Renas, son olarak şöyle konuştu: “Son dönemde verilen ev hapsi cezalarıyla, evlerimiz hapishanelere dönüştürüldü. Kadın sözü ve eylemi, kadınların siyasi iradesi her alanda tecrit altına alınıyor. Şu anda hapishanelerde süren açlık grevi tam da toplumu, halkları, kadınları nefessiz bırakan tecridin kaldırılması, cezaevlerinde derinleşen hak ihlalleri ve kötü muamelenin son bulmasını amaçlıyor. Açlık grevleri kritik noktaya gelmeden ve süresiz-dönüşümsüz eylemlere veya ölüm orucuna dönüşmeden talepler kabul edilmeli ve halkların, kadınların, gençlerin, işçilerin nefes alması için tecrit derhal kaldırılmalıdır. Biz kadınlar bugün buradan sesleniyoruz; açlık grevi direnişindeki tutsakların talebi biz kadınların da talebimizdir. Kadınları, Türkiye halklarını tecrit sistemine mahkum eden erkek egemen AKP-MHP faşist bloğunun politikalarına itirazımız var. Tüm seçilmiş kadın yoldaşlarımızın özgürlüğü için yaşam hakkını savunmak için, öz savunma hakkını kullanan tutuklu kadınların özgürlüğü için, cezaevindeki hak gasplarının ortadan kalkması için mücadelemizden bir an olsun geri adım atmayacağız. Kadın dayanışmasıyla güçleniyor, birlikte mücadele ile özgürleşiyoruz.”