Newrozlaşan Rahşan’ın ardından: Eylemi baharı müjdeledi 2021-03-18 09:04:01     Melike Aydın    İZMİR - 92 Newrozu’nun yasaklanmasına karşı, bedenini ateşe vererek ölümsüzleşen Rahşan Demirel’in eylemiyle beraber kendilerinde bir uyanışın gerçekleştiğini vurgulayan kadınlar, “Rahşan’ın eylemi Bahar’ı müjdeledi” diyor. Kadınlar, herkesi Newroz alanlarına çağırıyor.   Ortadoğu halklarının farklı anlamlar yüklediği Newroz Bayramı, Kürtler için ise, direniş ve diriliş günü olarak kutlanıyor. Her yıl farklı gerekçelerle kimi yerlerde kutlanması engellense de halkların alanlara çıkarak Newroz ateşi etrafında bir araya gelmesi engellenemedi. 1992 yılında Cizre ve Nusaybin’de Newroz’un yasaklanmasına ise en büyük tepkiyi gerçekleştirdiği eylemle Rahşan Demirel verdi.    Mardin’in Nusaybin ilçesinde 15 Ağustos 1975’de dünyaya gelen Rahşan, devlet baskılarından dolayı ailesiyle beraber İzmir’e göç etmek zorunda bırakılıyor. Ailesine destek olmak için tekel fabrikasında çalışan Rahşan, imkanları el verdiğince Nusaybin’e gidiyor ve bölgedeki gelişmeleri takip ediyor.    21 Mart 1992’de Newroz’un yasaklanmasına, Kürt halkına yönelik baskı ve inkar politikalarına karşı Rahşan, “Newroz kutlanacak” diyerek İzmir’in Kadifekale semtinde bedenini ateşe veriyor.    Kadifekale’de ajansımıza konuşan kadınlar, Rahşan’ın eylemiyle beraber herkeste bir değişim söz konusu olduğunu, bu değişimin Kürtler açısından hem kültürünü hem de dilini korumada etkili olduğunu vurguluyor. Kadınlar, Newroz’un önemini bu eylemden sonra daha iyi anladıklarını söylüyor.    ‘Herkes Newroz’a gelsin’   Hem koruculuk dayatması hem de ekonomik zorluklardan dolayı 35 yıl önce Mardin’den Kadifekale’ye göç etmek zorunda bırakılan Kadriye Altun, Rahşan’ın eylemine tanıklık edenlerden biri.  Kadriye, Newroz'u kutlamanın yasak olduğu 90’lı yıllarda, Mardin’e bağlı Beşikkaya (Fafi) köyünde 70 yaşında bir kişi ile iki çocuğun katledildiğini televizyondan öğrendiğini anlatıyor. Kadriye, “Televizyonda, ‘teröristler öldürüldü’ diye verdiler. Evine gidip öldürmüşler. Bir komşum vardı, Erzurumlu Türk. Sordu bize ‘neden öldürülmüş?’ diye. Ben de ‘Nerden bileyim, öldürüyorlar, televizyon terörist diyor’ dedim. Biz isteriz ki Türk, Arap, Kürt, kalede olan herkes gelsin Newroz’a” diye belirtiyor.    Rahşan’ın eylemi Bahar’ı müjdeledi   Rahşan’ın eylemini gerçekleştirdiği gün hastanede doğum yaptığını söyleyen Kadriye,  çocuğunun adını ise Newroz günü olduğu için Bahar koyduğunu dile getiriyor. Kadriye şöyle devam ediyor: “Newroz, baharın müjdecisidir. Hem insan hem tabiat için doğuş günüdür. Eşim geldi, dedi ‘Rahşan kendini Newroz için yaktı.’ Ben rahatsız olduğum için gidemedim cenaze merasimine. Ama çok kalabalık olmuş. Her yerden insanlar gelmiş.”   ‘Rahşan’dan sonra Newrozlar korkusuzca kutlandı’   Cahide Kanat ise, eylemin gerçekleştiği yıl, 10 yaşında olduğunu ifade ediyor. Rahşan ile hiç tanışmadığını, ancak geride bıraktığı sesi dinleyen herkesi etkilediğini kaydediyor. Cahide, “Herkeste bir ayağa kalkış oldu. Yaşadıklarımızı tekrar fark ettik. İnsanlar ayağa kalktı. Newrozlar kutlanmaya başladı. Öncesinde Newrozlar, çok daha zor kutlanıyordu. Gizli şekilde yapılıyordu. Belki de binlerce panzer geliyordu. Oysa bayramdır, insanları korkutuyordu. İnsanlar, Rahşan’dan sonra daha çok Newroz’a gitmeye başladı. Çocuklarımızla beraber gidiyorduk. Artık yüreğimiz parçalanıyordu. Newroz sonuçta bizim bir parçamız” sözlerine yer veriyor.    ‘Rahşan’dan sonra anladık’   90’lardaki zulmün şimdi de devam ettiğine, köleliğin dayatıldığına işaret eden Cahide, buna karşı tepkisini şu sözlerle ifade ediyor: “Kürtler vekil, avukat olsun istemiyorlar. İstiyorlar ki hep köle olsun. Kölelik zulümdür. İnsanların zincirini kırmalarından korkuyorlar. İnsanın yüreği yandı mı artık ne olursa olsun her şeyi göze alıyor. Kabul edemiyor. Rahşan’dan sonra gerçekten anladık ki, Kürtlerin üzerinde haksızlık var.”    ‘Kürtler vardır diyen herkes gelsin’   Herkesi Newroz’a davet eden Cahide, “Sesimizi çıkarmazsak biz olamayız. Newroz, başkaldırıdır, direniştir, özgürlük günüdür. Ne kadar insan olsa o kadar güzel olur. Bütün halklar gelsin, Kürtler vardır diyen herkes gelsin” diyor.    ‘Newroz özgürlük sembolüdür’    Mardin’in Ömerli ilçesinden evlendikten sonra eşiyle beraber Kadifekale’ye yerleşen Fatime Altun da, burada yaşamasının nedenini ise Kürtlerin çoğunlukta olmasına bağlıyor. Fatime, “Burada dilimizi konuşabiliyoruz, kıyafetlerimizi giydiğimizde yadırganmıyoruz. Oğullarım dili çok iyi biliyor. Ama küçük olan iki kızım anlıyor, konuşamıyor. Biz eğitim dilinin Kürtçe olmasını isteriz. Newroz önceden yoktu, ama artık var. Bunu da başaracağız. Dilimizin konuşabilmesini Newrozu’muzun kutlanabilmesini istiyoruz. Çok şehit verdik, ama artık kazanmak istiyoruz. Newroz, özgürlük sembolüdür. Herkes için özgürlük istiyoruz" ifadelerine yer veriyor.    ‘Newroz demek aşk demek, özgürlük demek’   Fatime’nin 19 yaşındaki kızı Rozerin Altun ise, Newroz’un özgürlük ve barış anlamına geldiğini söylüyor.  Rozerin,  “Haklarımızı savunduğumuz, sessiz kalmadığımız gün demek. Ama sessiz kalmadığımız için bizi susturmak istiyorlar. Covid-19 bahane edilip birçok yerde izin verilmiyor. Ama onlar izin vermese de biz konuşacağız. Biz Kürtlerin de özgürlüğünü, varlığını bilmeleri lazım. Biz ayrımcılık yapmıyoruz ama bize yapılıyor. İzin vermeseler bile gücümüzün yettiği kadar gideceğiz. Newroz demek, aşk demek, özgürlük demek. Nasıl insan kendi kanından canından vazgeçemezse Newroz da öyledir. Kimse susmasın, haklarını söylesin” diye belirtiyor.    ‘Genç bir Kürt kızının direnişi’   PKK Lideri Abdullah Öcalan ise Rahşan'ın eylemine ilişkin şu ifadeleri kullanıyor: "İzmir kalesinde bir kendini yakma olayı var. Rahşan Demirel adında çok genç bir Kürt kızının direnmesi var. Şimdi oraya taşırılmış bir Kürdistan'ın Mardin gerçekliği var. Yurtseverlik zaten etkilidir. Bu genç kızda bir yandan savaş ve özgürlük tutkusu var, ama öte yandan kendisi oldukça zayıf. Örgütsel savaşım gerçeği etkiler. Newrozlu günler de yine hızlı ve yoğun yaşanır. Belli ki, burada kendisini özgürlük savaşımına müthiş vermek ve bir şeyler yapmak istiyor. Fakat bunun teorik gücünü fazla bulamadığı ve pratik geliştirme olanağını fazla yakalayamadığı için, yani tutkusu bir yerde teorik ve örgütlülük düzeyini aştığı için, buna rağmen bir şeyler yapmaya ahdettiği için, farklı bir eyleme yöneliyor. Oradaki kitlemizin içinde yaşadığı utanç verici koşullar, kendisinin özgürlük ve özgür yaşam anlayışıyla bağdaşmayan alçaltıcı yaşam koşulları, Newroz'un o dirilticiliği ve çekiciliğiyle birleşince, böyle bir meşale eylemi ortaya çıkıyor."