Avukat Zekiye Karacaboz: Bu karar Anayasanın rafa kaldırıldığının ilanı 2021-03-24 09:04:27     Öznur Değer    ANKARA - İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine ilişkin konuşan feminist avukat Zekiye Karacaboz, Cumhurbaşkanı kararıyla uluslararası bir sözleşmeden geri çekilemeyeceğinin altını çizerek, karara karşı hukuksal bir süreç yürütmek için Danıştay’da dava açılması gerektiğini belirtti.   Yaklaşık bir yıldır AKP ve MHP tarafından kaldırılması istenen İstanbul Sözleşmesi, 19 Mart gecesi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile feshedildi. Kadınların aylarca İstanbul Sözleşmesi’nin yaşatılması için sokaklarda gerçekleştirdikleri eylemler sonucunda sözleşmenin feshi durdurulmuş ancak yıl içerisinde MHP ve AKP tarafından sıklıkla gündeme getirilmişti.    Kadınlar açısından önemli bir kazanım olan İstanbul Sözleşmesi’nin feshi kısa süre zarfında büyük bir tepki ile karşılanırken, feminist avukat Zekiye Karacaboz da konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   ‘Bu karar hiçbir anlama gelmiyor’   İstanbul Sözleşmesi’nin geçerli bir fesih olmadığını belirten Zekiye, İstanbul Sözleşmesi’nin ulusal bir sözleşme olduğuna vurgu yaptı.  Zekiye, “Sözleşme imzalandıktan sonra Anayasa’nın 90’ıncı Maddesi hükmünce bütün uluslararası sözleşmelerde işletilen süreç gereği TBMM’de sözleşmenin onaylanmasına dair bir kanun olarak getirilmiş ve TBMM’de onaylanmasını 24 Kasım 2011 tarihinde 6251 sayılı Kanunla uygun bulmuştur. Sözleşme, Türkiye bakımından 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası anlaşmalar kanun hükmündedir. Hatta kanundan daha güçlü bir koruması vardır uluslararası sözleşmelerin. Anayasaya aykırılık iddiası ile AYM’ye bile başvurulamaz. Tüm kanunlar gibi, uluslararası sözleşmenin onaylanmasını uygun bulan kanun da Cumhurbaşkanlığı kararıyla yürürlükten kaldırılamaz. Bu sözleşmeden çekilmek, yürürlüğe girmesinde uygulanan sürece paralel bir süreç ile TBMM tarafından kabul edilecek bir kanun ile mümkündür” sözlerine yer verdi.   ‘Kararnamenin 3’üncü maddesi Anayasaya aykırı’   Geçerli bir çekilmenin söz konusu olmadığı için sözleşmenin halen yürürlükte olduğunu düşündüğünü belirten Zekiye, karara karşı hukuksal bir süreç yürütmek için Danıştay’da dava açılması gerektiğini dile getirdi.  Karardan etkilenecek herkesin bu davayı ilgili kişi olarak açabileceği yönünde görüş bildiren Zekiye, “Bu davada, Cumhurbaşkanı kararında dayanak olarak gösterilen 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3’üncü maddesinin Anayasaya aykırılığı da ileri sürülmelidir. Bu kararnamenin, Cumhurbaşkanı’na uluslararası sözleşme hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme yetkisi veren hükümleri, Anayasaya aykırıdır. Uluslararası sözleşmelerin yürürlükten kaldırılması yetkisi, Anayasa gereği TBMM’dedir. Ayrıca, Anayasanın 104’üncü Maddesine göre; ‘temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle, siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez.’ Anayasanın bu kadar açık ve net hükümleri karşısında Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin AYM tarafından iptal edilmesi gerekir” şeklinde konuştu.   ‘4320 sayılı yasa ilk özel düzenleme’   “Bizi daha ağır ve karanlık günlerin beklediğini anlıyoruz” diyen Zekiye, sözleşmenin uygulanması konusunda devletin artık “Sözleşme ile bağlı değilim” demek istediğini ifade etti. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesiyle beraber sözleşmenin uygulanması için çıkarılan 6284 sayılı yasanın da hedefte olduğunu hatırlatan Zekiye, “6284 sayılı yasadan önce 4320 sayılı yasa vardı, öncül yasa oydu. Kadınların uzun mücadelesi ile 1998 yılında yürürlüğe giren bu yasa, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için çıkarılan ilk özel düzenlemedir. Sonra İstanbul Sözleşmesi süreci başladı ve 6284 sayılı yasa sözleşme ilkelerine göre çıkarıldı. Ama sadece İstanbul Sözleşmesi değil 6284’ün kaynağı öncelikle Anayasa. Ama hem sözleşmeyi hem de 6284 sayılı yasayı hedefine alan kesimin amacı Medeni Yasa da dahil olmak üzere kadınların tüm kazanımlarına saldırmaktır. Bugün sözleşmeden çekildik diye atılan naralar bizi nelerin beklediğinin işareti” ifadelerini kullandı.   ‘Bu karar Anayasa'nın rafa kaldırıldığının ilanı’   Zekiye, son zamanlarda 6284 sayılı yasanın sınırlı uygulanmaya çalışıldığını belirterek, bundan sonra bu tutumun artmasından endişe ettiğini kaydetti. Kadın ve trans katliamlarının politik olduğunun altını çizen Zekiye, sadece katliamların değil her tür karar ve eylemlerin de politik olduğuna işaret etti. Zekiye, “Bundan sonra iktidarın sahiplendikleri dışında her tür kimlik için var olma mücadelesinin yükseleceğine inanıyorum. Bu karar sıradan bir karar değil bundan sonra her kararın bu şekilde alınacağının, özetle Anayasa’nın rafa kaldırıldığının ilanı. Demokratik muhalefetin kararı böyle okuması gerektiğini düşünüyorum” dedi.   ‘Demokrasisiz hukukun olmayacağını yaşayarak öğrendik’   Artık hukuk sınırları içinde değerlendirme yapamadıklarını ve öngörüde bulunamadıklarına dikkat çeken Zekiye, hiçbir karar ve işlem için hukuka uygunluk kaygısının güdülmediğini gördüklerini aktardı. Yasama, yürütme ve yargının hukuk tanımadığını belirten Zekiye, “Hukuk güvenliğinin uzun süre önce ortadan kalktığı bir süreçten geçiyoruz. Demokrasinin olmadığı yerde hukukun olmayacağını yaşayarak öğrendik” diye belirtti.   ‘Türkiye’nin en güçlü ve dinamik yapısı kadın hareketidir’   Danıştay’da dava açılmasının yaygın bir eylem olarak örgütlenebileceğine işaret ederek, bu kararın herkesin yaşamını doğrudan ilgilendiren bir karar olduğunu vurguladı. Sözleşme hükümlerinin uygulanmasını zorlamaya devam edeceklerini sözlerine ekleyen Zekiye şöyle devam etti: “Önümüze çıkan engellere karşı tüm başvuru yollarını kullanacağız. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye’nin en güçlü ve dinamik yapısı kadın hareketidir. Bugün sokaklarda, meydanlarda sesini en çok yükseltenler kadınlardır. Bu kadar hedefe alınmasının nedeni de zaten bu. İktidar baskılamaya çalıştıkça kadınlar daha kalabalık ve daha gür yükseltti sesini. Kadınlar ne yapmalı sorusuna tabi ki örgütlü mücadele yanıt verecek. Her zaman olduğu gibi daha güçlü bir araya geleceğiz ve hayatlarımıza sahip çıkacağız.”