‘Gülistan Doku olayı kadın kırımının parçasıdır’ 2021-03-25 09:05:50   Gülistan Azak   DİYARBAKIR - Gülistan Doku’nun kaybedilmesinin “kadın kırımının” bir parçası olduğuna dikkat çeken Rosa Kadın Derneği’nden avukat Gözde Engin, “Gülistan’ı bulamamak, bulmak istememekle alakalıdır. Bir kişi daha eksilmeyene dek örgütlü gücümüzle, özsavunmamızla mücadelemize devam edeceğiz” dedi.   Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku, Dersim’de kaybedildiğinden bu yana bir yılı aşkın süre  geçti. Kameralarla dolu ve “güvenlik” adı altında polis ablukasında küçük bir kent olan Dersim’de,  Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor.   ‘Gülistan nerede’ diye soranlara soruşturma açıldı   Bir yıllık süreç içerisinde Gülistan, ısrarla intihar ettiği öne sürülerek Uzunçayır Baraj Gölü’nde arandı. Ailenin tüm başvuruları yanıtsız kaldı, “Gülistan nerede?” sorusunu yöneltenlere soruşturma açıldı. Öte yandan Gülistan’ın son görüştüğü ve baş şüpheli olan Zaynal Abarakov ve ailesi açık şekilde korundu. Zaynal’ın yurtdışına çıkışına göz yumulurken, Gülistan’ın ablası Aygül Doku hakkında dava açıldı, para cezası verildi.   Gülistan’ın bulunması için mücadele eden kadınlar ise 5 Ocak’ta Dersim başta olmak üzere birçok kentte “Gülistan Doku nerede?” diye sormaya devam ediyor.   Konuya ilişkin Rosa Kadın Derneği’nden avukat Gözde Engin değerlendirmelerde bulundu.   5 Ocak 2020’den bu yana: ‘Gülistan Doku nerede?’   5 Ocak 2020’den bu yana “Gülistan Doku nerede?” diye sorduklarını söyleyen Gözde, olaya ilişkin soruşturmanın doğru yürütülmediğine dikkat çekti. Gözde, “Aramanın yalnızca suda yapılmaması gerektiğini belirtmemize rağmen ısrarla aramalar suda yoğunlaştırıldı. Suda araştırma yapılacaksa da bunun ‘intihara yönlendirme suçu’ olarak değerlendirilmesi için Zaynal’ın ifadesinin mutlaka alınması gerektiğini, soruşturma sürecini yürüten yerin Zaynal’ın babasının çalıştığı büro olmasının hukuka aykırı sorunlara yol açabileceğini tüm makamlara ilettik. Aramanın yapıldığı suda birkaç kişinin cenazesi bulundu ama Gülistan hala bulunamadı. Dünden bugüne değişen tek şey aramanın durdurulması oldu” dedi.   ‘Gülistan’ı bulmamanın bir ihtimali yok’   Dersim’in kameralarla dolu ve “güvenlik” adı altında yoğun polis ablukasının olduğu küçük bir kent olduğuna da dikkat çeken Gözde, “Kameralara görünmeden bir adım dahi atamayacağınız bir yer Dersim. Kaldı ki, şehrin merkezinde dahi olmanıza gerek olmaksızın… Üniversite yerleşkesinde bulunan köprüyü çeken kameralar da var. Başsavcılıkla yaptığımız görüşmelerde üniversite yerleşkesindeki kamera kayıtlarının iyileştirilmesi ve çözümlenmesini istemiştik. Çünkü Gülistan’ın kaybolduğu iddia edilen yeri gören kameralar da vardı. Ancak bunların hiçbiri yapılmadı. Soruşturma etkin bir şekilde yapılmadı, yapılmıyor. Buna dönük bir bilgi de paylaşılmıyor. Bu denli devlet gözetimi altında olan, her adımınızın kamerayla izlendiği şehirde bir kadını bir yılı aşkın süredir bulamamak, bulmak istememekle alakalıdır. Bulamamanın bir ihtimali yok açıkçası” ifadelerini kullandı.   ‘Devlet görevlisi failler cezasız bırakılıyor’   Failin devlet görevlisi ya da yakını olduğu durumlarda kadına dönük suçların cezasız bırakıldığının görüldüğünü hatırlatan Gözde, bu durumun erkekleri cesaretlendirmeye devam ettiğini kaydetti. Gözde, “Zaynal’ın ifadesinin çelişkiler barındırmasına rağmen olaydan aylar sonra alınması, çok rahat bir şekilde yurtdışına gidebilecek şekilde serbest bırakılması, ailesinin süreçten azade tutulması soruşturmanın etkili bir şekilde yürümeyeceğinin göstergeleriydi. Bir sürecin başında bu sorunu fark etmiştik ve STK olarak tüm mekanizmaları harekete geçirmeye çalıştık. Gülistan’ın ailesi ve kadınlar mücadelede ısrarını sürdürüyor. 25 Kasım ve 8 Mart’ta kadınların taşıdığı pankartlarda ‘Gülistan Doku nerede?’ yazıyordu. Kadın örgütleri bu durumun peşini tabi ki de bırakmayacak, takipçisi olmaya devam edecek. Ama kadın örgütlerinin oluşturduğu kamuoyunun tetiklediği devlet mekanizmalarının esas olarak soruşturmayı yürütmesi ve Gülistan’ı bulma gibi bir yükümlülüğü var. Ancak geçen bir yılı aşkın bir süredir hala soruşturmanın etkili bir şekilde yürütüldüğünü söyleyemiyoruz” diye belirtti.   ‘Özsavunmamızla mücadelemize devam edeceğiz’   Kadınlara dönük şiddetin “kırım” boyutuna ulaştığına dikkat çeken Gözde, şunları belirtti: “Çünkü kadına yönelik olayların hiçbiri münferit değil. Olayların her biri erkek egemen sistemden beslenen militaristliğin, cinsiyetçiliğin sonucu vakalar. Gülistan kayıp olan tek kadın değil. Birçok kadın ‘intihar’ denilerek kaybettiriliyor. Bu çok uzun zamandır yaşanan ve kırıma ulaşan durumdur. Buna yol açan sistem ne, biraz ona bakmak lazım. Yaşananların sorumlusu uluslararası sözleşmelerde verilen taahhütleri uygulamayan, 6284 sayılı kanunun istediklerini yerine getirmeyen devlettir. Siz eğer kolluğa şiddet gördüğünüz için gidiyor ancak eve geri gönderiliyorsanız o zaman 6284’ün yazılı olmak dışında bir anlamı yok. Uygulayıcıların zihniyeti değişmediği sürece kadına dönük suçlar sistematik olarak devam edecektir. Ancak kadın mücadelesi de bu zihniyeti sürdürenlere karşı mücadeleye devam edecektir. Bir kişi daha eksilmeyene dek, durumun kadın kırımı olduğunu belirterek, örgütlü gücümüzle, özsavunmamızla mücadelemize devam edeceğiz.”