‘Önderliğin fiziki özgürlüğü sağlandığında İmralı duvarları yıkılmış olacak’ 2021-04-03 09:02:20     Dîcle Demhat   KOBANÊ - 22 yıldır İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın durumuna ilişkin konuşan Kongreya Star üyesi Raperîn Dêrik, “‘Zaman, özgürlük zamanıdır’ şiarıyla başlayan eylemlerimiz devam edecek. Önderliğimizin fiziki özgürlüğü sağlandığında o zaman İmralı duvarlarını yıkmış olacağız” şeklinde konuştu.   22 yıldır İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Newroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebildi. PKK Lideri’nin ve İmralı’da tutulan diğer 3 ismin, 27 Nisan 2020’de aile ve yakınları ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinden sonra İmralı’dan hiçbir haber alınamadı. Abdullah Öcalan’ın yaşamına ilişkin 14 Mart’a sosyal medyada paylaşılan iddialar ve Asrın Hukuk Bürosu’nun başvurularının ardından 25 Mart’ta ailelerle tekrar telefon görüşmesi gerçekleştirildi, ancak görüşme yarıda kesildi. PKK Lideri’nin, “avukatlarıyla görüştürülmemeyi kabul etmediğini” belirttiği kısa telefon görüşmesinin ardından kaygılar daha da arttı. PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi, Kuzey ve Doğu Suriye’de Kongreya Star Yönetim üyesi Raperîn Dêrik değerlendirdi.   ‘Tecrit uluslararası güçlerin yarattığı bir krizdir’   İmralı’daki tecrit koşullarının 1999’dan beri sürdüğünü dile getiren Raperîn, görüşmelerin engellenmesiyle tecrit koşullarının ağırlaştırılarak sürdüğünü kaydetti. Hem Kürt halkı hem de Ortadoğu halkları olarak bu durum karşısında kaygılandıklarını ifade eden Raperîn, “Devletler Ortadoğu’ya müdahale etmek istediklerinde ilk başta Önderliğimizi hedef aldılar ve hem dünya genelinde hem de Ortadoğu’da içinden çıkılmaz bir kriz yarattılar. Tecrit de uluslararası güçlerin eliyle yaratılan bir krizdir. Şu anki siyasete baktığımızda günlük olarak çıkılmaz krizlerle yüz yüzeyiz. Tabi krizleri oluşturan ve çözümsüz bırakan da uluslararası güçlerdir. Bu kriz İmralı’da Önderliğimiz üzerinden, tutsaklar ve toplum üzerinden yürütülmektedir. Bu krizin çözüm noktası da Önderliğimizdir. Çözümün olmaması için her gün hegemonik devletlerin eliyle tecrit ağırlaştırılmakta” dedi.   ‘Telefon görüşmesi yeterli değil’   Hem Ortadoğu’da hem de dünyada halkların krizlere karşı mücadele ettiğine işaret eden Raperîn, “Ortadoğu’da direnişi zirveleştiren Önderliğimizin İmralı Adası’nda verdiği mücadeledir. Artık herkes şunu çok iyi biliyor ki tek çözüm ve umut yeri İmralı Adası ve Önderliktir” mesajı verdi. Raperîn, cezaevlerindeki direnişe de dikkat çekerek, şunları belirtti: “Mazlum Doğanların direniş ateşi hala cezaevlerinde yanıyor. Zorlu süreçlerde en büyük direnişi sergileyen zindanlar oldu. Toplum açısından değerlendirdiğimizde ise kadınların ve gençlerin verdiği direniş de önemliydi. Her ne kadar 2019 ve 2020’de Önderlikle telefon ya da birebir görüşmeler olmuşsa da yeterli değil. Sosyal medyadan yayılan iddialara karşı eylemlerimiz oldu ve devam ediyor. Görüşme sağlanmadan kaygılarımız sona ermeyecek.”   ‘‘Zaman özgürlük zamanıdır’ demeye devam edeceğiz’   Raperîn, Kürt halkı ve Ortadoğu halkı için PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kırmızı çizgi olduğunu vurgularken, bu nedenle görüşme taleplerinin sadece 3 dakikalık bir telefon aramasıyla karşılanamayacağının altını çizdi. Raperîn, “Önderlik, ‘Siz de devlet de yanlış yapıyorsunuz. Avukatlarımla görüşmek istiyorum’ dediğinde telefonun kesilmesi normal bir durum değildi. Telefon yoluyla bin bir türlü şey yapılabilir veya bir komplo da olabilir. Halkın eylemlerini, Ortadoğu krizinin çözülmemesi ve direnişleri kırmak için bir oyundu. Bu durum kaygılarımızı daha da artırdı. Önderliğin sesini duyduk fakat sağlığına dair hala kaygılarımız vardır. Önderlik her zaman resmi yollara başvurmuş ve yapılan tüm görüşmelerin resmi olmasını sağlamıştı. Resmi olmayan görüşmelerle sürecin yürütülemeyeceğini ve ahlak dışı olduğunu hep söyledi. Bu durum karşısında her gün alanlarda olacağız. Direnişimizle tecridi kıracağımızı gördük. ‘Zaman, özgürlük zamanıdır’ şiarıyla başlayan eylemlerimiz devam edecek. Önderliğimizin fiziki özgürlüğü sağlandığında o zaman İmralı duvarlarını yıkmış olacağız” şeklinde konuştu.   ‘Avukat görüşü sağlanmalı’   PKK Lideri Abdullah Öcalan ile sürdürülen müzakere görüşmelerini hatırlatan Raperîn, bu sürecin ise sağlıklı yürütülebilmesi için avukat görüşünün gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti. Raperîn, “Görüşmelerin sağlanması ve sürekliliğinin garanti altına alınması gerekiyor. Aslında Önderliğimiz konuşmalarında hep Türkiye devletinin hukukunu çiğnediğini belirtiyor. Son telefon görüşmesinde de bu vurgulandı. Bu temelde artık İmralı Cezaevi’ndeki tecrit kırılmalı ve Türkiye devleti hukuksal yollarla Önderlikle görüşmelerin olmasına izin vermelidir” ifadelerini kullandı.   ‘Özgür kadın kimliğini’   Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlük mücadelesi için önemli olduğuna dikkat çeken Raperîn, eril sistem içerisindeki kadının, Abdullah Öcalan’ın felsefesi ile kendisini ve toplumsal konumunu yeniden sorgulamaya başladığını söyledi. “Önderliğin ideolojisi temelinde örgütlendik, öz gücümüzü Önderlikten aldık” diyen Raperîn, “‘Bê Serok jiyan nabe’ sadece bir slogan değil. Önderliksiz bir yaşam mümkün değildir. Önderliğe ulaşmak özgürlüğe ulaşmaktır. Bu temelde de kadın hareketi olarak her zaman Önderlik ideolojisi temelinde kendimizi küllerimizden var ettik. Özgür bir toplum için başta özgür kadın kimliğimizi oluşturmalıyız” dedi.   ‘4 Nisan gününü kutluyorum’   Raperîn, PKK Lideri’nin doğum günü olan 4 Nisan’a da dikkat dikkat çekerek, şunları söyledi: “‘Zaman özgürlük zamanıdır’ şiarıyla Önderliğimizin fiziki özgürlüğü için her daim alanlarda olduk. Önderliğimizin doğum günü vesilesiyle eylem çalışmalarımızı ve örgütlülüğümüzü daha da güçlendirdik. Bu temelde Önderliğimizin fiziki özgürlüğü sağlanana kadar alanlarda olacağız. 4 Nisan sadece Önderliğin doğum günü değil, Ortadoğu ve kadınların yeniden doğduğu bir gündür. Bu temelde 4 Nisan bütün şehitlere, şehit ailelerine, gerillaya, Rojava’da direnen savaşçılara, mücadelesini sürdüren kadınlara kutlu olsun.”