HDP Kadın Meclisi ‘Kadın yoksulluğuna hayır’ kampanyasının startını verdi 2021-04-05 11:42:54     İSTANBUL - HDP Kadın Meclisi’nin “Kadınlar için adalet” kampanyasının ikinci ayağı “Kadın yoksulluğuna hayır” şiarıyla başlatıldı. Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “Gidebildiğimiz bütün işyerlerine, tarlalara, fabrikalara, atölyelere,  evlere gideceğiz. Sorunları, talepleri, eleştirileri dinleyecek, özümseyecek ve yoksulluğun, korkunç uçurumun kapanması için elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi.   Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran,  10 Şubat’ta startını verdikleri “Kadınlar İçin Adalet” kampanyasının, "Kadın yoksulluğuna hayır" şiarlı ikinci ayağını başlattıklarını, gerçekleştirilen basın açıklamasıyla duyurdu. Kampanyaya ilişkin HDP İstanbul İl Örgütü’nde yapılan açıklamaya Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü İdil Uğurlu, HDP milletvekilleri Serpil Kemalbay, Hüda Kaya, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce, Kadın Koordinasyonu üyeleri ve bileşenleri katıldı. Toplantının yapıldığı salona ise kampanyanın ana sloganı olan “Kadın yoksulluğuna hayır” ve “Em Xizaniya Jinan Qebul Nakin” yazılı mor pankartlar asıldı.   ‘Kadınların gizli tutulması gereken belgeleri dahi arandı’   Ayşe Acar Başaran, konuşmasına sabah saatlerinde Diyarbakır’da gerçekleştirilen operasyona dikkat çekerek başladı. Uzun süredir AKP-MHP ittifakının kadın mücadelesine sistematik saldırı gerçekleştirdiğine dikkat çeken Ayşe, tekçi, militarist cinsiyetçi zihniyetle mücadele eden kadınlara geri adım attırılmaya çalışıldığını vurguladı. Ayşe, “Operasyonda arama yapılan adreslerin biri de Rosa Kadın Derneği idi. Hiçbir yönetici bulunmadan, kadınların gizli tutulması gereken belgelerine kadar arama gerçekleştirildi” diye konuştu.   ‘Saldırılar bize geri adım attıramayacak’   Operasyon sonucu aralarında muhabirimiz Beritan Canözer’in de bulunduğu 22 kadının gözaltına alındığını anımsatan Ayşe, “Rosa Derneği’nin kurucu üyesi olan Ayla Akat hala tutuklu. İktidar, rejiminin karşısındaki en büyük barikat ve engeli kadınları gördüğü için darbe gerçekleştiriyor. Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Kadınların mücadele tarihi büyük bedellerle doludur. Kazanımların hiçbiri altın tepside sunulmadı. Bu saldırılar da ne bize ne kadın mücadelesine geri adım attıramaz. Bütün kadınları bu mücadeleyi sahiplenmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.   ‘Pandemi ile derinleşen krizin de en ağır yükünü kadınlar çekiyor’   HDP Kadın Meclisi olarak 10 Şubat’ta “Kadınlar İçin Adalet” kampanyasının startını verdiklerini hatırlatan Ayşe, bu kapsamda cezaevlerinde yaşanan tecrit, hak ihlalleri, çıplak arama ve buna karşı başlatılan açlık grevi direnişçilerinin sesi olmak için alanlarda adalet çığlığını hep birlikte yükselttiklerini belirtti. Şimdi kampanyanın ikinci ayağını başlattıklarını dile getiren Ayşe, kadınların işsiz bırakılarak evlere hapsedilmek istendiğine dikkat çekti. Ayşe, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizler şu gerçeği çok iyi biliyoruz ki yaşamın her alanında kadın görmeye tahammül edemeyen erkek egemen iktidar, pandemi sürecini fırsata çevirerek ‘makbul ve makul’ kadın modelini oluşturmaya çalışmaktadır. Ülkede yaşanan çok boyutlu kriz bugün Covid-19 salgını ile birlikte derinleşerek artarken bu krizin en ağır etkilerini yaşayan kesimlerin başında kadınlar gelmektedir. Ev içi emeği görülmeyen; işyerlerinde, fabrikalarda ucuz işgücü olarak çalıştırılan, kamusal alanda her türlü mobbing ve ayrımcılığa maruz kalan kadınlar pandemi süreci ile birlikte işsiz bırakılarak evlere hapsedilmek istenmektedir. Yine bugün birçok kadın kreş ve benzeri desteklerden ücretsiz bir şekilde faydalanamadığı için çalışma yaşamının dışında kalabiliyor veya işten ayrılmak zorunda bırakılıyor. Kadınlar pandemi süreci ile birlikte bir yandan yoksullukla baş başa bırakılırken diğer yandan ekonomik özgürlükleri ellerinden alınarak erkeğe bağımlı hale getirilmek istenmektedir.”   ‘Emeğimizin sömürülmesine izin vermeyeceğiz’   “Bizleri evlere hapsetmek isteyen erkek egemen zihniyete karşı hep birlikte mücadele edeceğiz” diyen Ayşe,  iş yaşamına eşit ve aktif bir şekilde katılabilmek ve kadınların önündeki bütün engelleri kaldırabilmek için mücadeleyi birleştireceklerini söyledi. Ayşe, “Emeğimizin sömürülmesine, yok sayılmasına asla izin vermeyeceğiz. Kadınların yaşadıkları sorunları onlardan dinleyecek, taleplerini bulunduğumuz her mekanizmada dile getireceğiz. İktidar yoksulluğun yükünü de kadınlara yüklemiştir! Bugün fabrikalarda, tekstil atölyelerinde üretimde en büyük emeğe sahip olan kadınlar pandemi sürecinde ağır koşullarda, hijyenik olmayan ortamlarda çalıştırılmaktadır” diye konuştu.   ‘Pandemi sürecinde ilk işsiz kalan yine kadınlar olmuştur’   Sosyal güvenlik mekanizmalarının yokluğunda kadınlara işsiz kalmaktan ya da sağlıklarını riske atarak çalışmaya devam etmekten başka bir seçenek bırakılmadığını dile getiren Ayşe, şöyle devam etti: “Kadınlar tüm bu ayrımcı tutumlarla karşı karşıya bırakılırken erkek egemen iktidar yoksulluğun yükünü de kadınların sırtına yüklemek istemiştir. Kayıt dışı, merdiven altı işlerde, atölyelerde çalışmak zorunda kalan, evlere temizliğe giderek yaşamını idame ettirmeye çalışan binlerce kadın pandemi yasaklarından kaynaklı bu işleri dahi yapamayarak yoksulluğa terk edilmiştir. Salgın ile birlikte kadınlara yönelik cinsiyetçi yaklaşımlar da derinleşmiştir. Emeği sömürülen, esnek ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda bırakılan kadınlar bu süreç ile birlikte ücretsiz izne gönderilen ve ilk işten çıkarılan kesimlerin de başında gelmiştir. Fabrikalarda, atölyelerde, merdiven altı işlerde güvencesiz ve kayıt dışı işlerde çalışan kadınlarla bir araya geleceğiz. Haklarımızı elde etmek için, emeğimizin sömürülmesine izin vermemek için hep birlikte alanlarda meydanlarda seslerimizi yükselteceğiz.    Sosyal yardımlar, kadınların istihdama katılımı olarak istatistiklere yansımıştır!    Sosyal yardımlar, kadınların istihdama katılımı olarak istatistiklere yansımıştır, her zaman olduğu gibi. Bir taraftan kadınlar cinsiyetçi iş bölümüne mahkûm edilirken bir taraftan da verilen sosyal yardımlar istihdama katılım olarak istatistiklere eklenmiştir. Yaşlı, engelli ve hasta bakım işlerini güvencesiz bir şekilde yerine getiren genç kadınlar istatistiklerde çalışıyor gibi gözükmektedir. Oysaki yaşlı, engelli bakım işlerini yapan kadınlara verilen ücret, bakıma muhtaç kişinin ihtiyaçlarının karşılanması için verilmektedir. Ki verilen ücret çoğu zaman bu ihtiyaçları dahi karşılayamayacak düzeydedir. Bugün bu işleri yapan ve ne eğitim ne de istihdamda olmayan binlerce genç kadının herhangi sosyal bir güvenceye sahip değilken, istatistiklere çalışıyor olarak yansıması eşitsizliğin ne kadar derinleştiğinin göstergesidir. Bunlar sadece istatistik değil, bu sayıların her biri bir hayattır. Bunları istatistiklerde yok saymak o hayatları da yok saymak demektir.”   ‘Bizi yoksulluğa mahkum etmenize izin vermeyeceğiz’   Kadınlara biçilmek istenen mesleki rolleri asla kabul etmeyeceklerinin altını çizen Ayşe, sosyal yardım adı altında kadınların evlere hapsedilip yoksulluğa mahkûm edilmelerine müsaade etmeyeceklerini bildirdi. Hep birlikte kadınlara dayatılmak istenen söz konusu rollere karşı mücadele edeceklerini belirten Ayşe, “Gittiğimiz her yerde dokunduğumuz her kadınla bunları konuşacağız. KHK’lı kadınlarla dayanışma içerisinde olacağız! Pandemide olduğu gibi darbe girişimini de nimet olarak gören AKP-MHP erkek egemen iktidarı binlerce kadını eşitlik, özgürlük ve kadınlar için adalet mücadelesi verdiği için ihraç ederek yoksulluğa mahkûm etmek istemiştir. KHK’lar ile kadınları kamusal alanın dışına iterek, yoksullukla terbiye etmeye çalışarak kadınlara diz çöktürmek boyun eğdirmek istenmiştir” ifadelerini kullandı.   ‘Kadın üniversitelerine izin vermeyeceğiz’   KHK’ler ile işten çıkarılan kadınlarla gittikleri her yerde buluşacaklarını dile getiren Ayşe, sözlerine şöyle devam etti: “Onları dinleyeceğiz. İşlerine geri dönene kadar onlarla dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirmeyi amaçlayan kadın üniversitelerini açmanıza izin vermeyeceğiz. Pandemi sürecinde yoksulluktan kaynaklı uzaktan eğitime dahi erişemeyerek eğitimden kopmak zorunda kalan binlerce kız çocuğu, üniversiteyi bitirdiği halde işsizlikle yüz yüze kalan genç kadın varken bu iktidar kadın üniversiteleri açacağız diyor. Genç kadınların istihdam sorununu gidermek yerine kadın üniversitelerini açacağız diyen erkek egemen iktidar şunu çok iyi bilsin ki; kadınlar toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirmeyi amaçlayan bu üniversiteleri açmanıza izin vermeyecek.   Genç kadınlarla birlikte mücadele edeceğiz   Bizler ücretsiz eğitimin önünün açılması için, eğitimde kız çocukları için eşitlik talebimizi her yerde dile getireceğiz. İktidarın yaratmak istediği cinsiyetçi eğitim modeli ve üniversitelere karşı toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan bir eğitim sitemini savunmaya devam edeceğiz. Bu kapsamda genç kadınlarla buluşacağız, sorunlarını, taleplerini dinleyeceğiz. Ve hep birlikte eşit adil bir eğitim sisteminin oluşması için mücadele edeceğiz. Bugün işe alımlarda yaşanan usulsüzlüklere binlerce örnek verebiliriz. Kendisinden olmayana tahammül gösteremeyen AKP-MHP erkek egemen iktidarı iş başvurularında liyakati değil yandaşlığı esas almaktadır. İşçileri, emekçileri değil patronu, sermayedarı savunmaktadır. Bu ülkede birileri çoklu maaş alırken gençler, kadınlar başta olmak üzere halklara yoksulluk, işsizlik dayatılmaktadır.    Kod 29 uygulaması ile de önce kadınlar hedef alınmıştır   Hal böyleyken, bir de pandemi koşullarında iktidarın kadınları evlere kapatma politikasından bağımsız olmayan Kod 29 uygulaması ile de öncelikle kadınlar hedef alınmıştır. Bakın Kod 29 uygulaması pandemi sürecinde işten çıkarmaların yasak olduğu bir sürecin tek istisnasıdır. Bu kod diyor ki işyerinde ‘ahlak dışı’ davranışta bulunan işçi işten atılır. İşveren bu kodu kullanmak için herhangi somut bir gerekçeye dahi ihtiyaç duymamaktadır. Bu kod, pandemi döneminde işverenin elinde adeta bir silaha dönüşmüş, başta kadınlar olmak üzere bütün işçiler işverenin insafına bırakılmıştır. Özellikle sendikal faaliyetlerle hakkını arayan işçiler bu kodun hedefi olmuştur.   Direnen bütün emekçi kadınlara dayanışma mesajlarımızı gönderiyoruz   Bu uygulama ile işten çıkartılmayı kabul etmeyerek direnen Migros, Sinbo ve SML Etiket işçisi kadınlar başta olmak üzere tüm kadınlara buradan bir kez daha dayanışma mesajımızı gönderiyoruz. Sendikal faaliyet haktır. Ve biz kadınlar sonuna kadar bu haklarımızı korumaya devam edeceğiz. İşten çıkarılan işçilerle buluşmaya, dayanışma göstermeye devam edeceğiz. İşlerine geri dönene kadar asla geri adım atmayacağız.   Yaşadığımız yerde kolektif üretim alanları oluşturacağız!   Yaşadığımız yerde kolektif üretim alanları oluşturacağız! Yaşam alanlarında istihdam koşulları yaratılmamasından kaynaklı başka yerlere mevsimlik işçi olarak gitmek zorunda kalan kadınlar da yine her türlü ayrımcılığın ve eşitsizliğin hedefi olmaktadır. Mevsimlik tarım işçisi kadınlar bir yandan çalışırken diğer yandan çocuklarına bakma, yemek yapma gibi ağır sorumluluk altında kalmaktadır. Erkeklerle aynı işi yapmalarına rağmen ve iş yükü daha ağır olmasına rağmen aynı ücreti almayarak burada da her türlü emek sömürüsü ve ayrımcılığa maruz bırakılmaktadır.   Mevsimlik tarım işçileri ile buluşacağız   Mevsimlik tarım işçiliği yapan kadınlar için yaşadıkları topraklarda kolektif üretim alanlarını oluşturmak için hep birlikte çalışacağız. Onlarla bulundukları alanlarda buluşmalar gerçekleştirerek yaşadıkları sorunları hep birlikte konuşacağız. Bu sorunları her yerde dile getirecek ve çözüm bulunana dek mücadele etmeye devam edeceğiz.   Göçmen ve mülteci kadınlarla birlikte örgütleneceğiz   Göçmen ve mülteci kadınlarla birlikte örgütleneceğiz! Savaş ve şiddet politikalarından kaynaklı göçmen ve mülteci konumuna düşen kadınlar birincil ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumdadır. Göçmen ve mülteci kadınların neredeyse hiçbir gelir kaynağı bulunmamaktadır. Bu kadınlar siyasi söylemlerle hedef haline getirilmekte, dış siyasette koz olarak kullanılmakta, içeride ise ucuz işgücü olarak görülmektedir. Savaşların ve ekonomik sömürünün bir sonucu olarak ülkelerini terk eden mülteci ve göçmen kadınlarla buluşacağız. Birlikte örgütlenerek, ayrımcılığa uğramadan güvenceli ve güvenli bir şekilde çalışabilecekleri istihdam alanları yaratmak için hep birlikte mücadele edeceğiz.   LGBTİ+’lar ile dayanışma içerisinde olacağız   LGBTİ+’lar ile dayanışma içerisinde olacağız! LGBTİ+’lar ötekileştirilmeye çalışılmış, ekonomik anlamda hali hazırda belli meslek kollarında güvencesiz ve kayıt dışı çalışmaya zorlanmalarının yanında bir de iktidar tarafından hedef gösterilmektedir. Cinsiyetçi, tekçi, erkek egemen zihniyete karşı gökkuşağı renklerimizle bir arada olarak dayanışarak bu politikaların son bulması için hep birlikte mücadele edeceğiz.    Bu iktidar kayyım eliyle kadınları yoksulluğa mahkum etmek istemiştir   Bizler erkek egemen iktidarın kadın yoksulluğunu giderme gibi bir derdinin olmadığını halk iradesini gasp ederek kadın kazanımlarına saldıran kayyımlarından çok ama çok iyi biliyoruz. Bu iktidar kayyım eliyle kadınları yoksulluğa mahkûm etmek istemiştir. Belediyelerimizde kadınlar için açılan mesleki eğitim kursları, kadın kooperatifleri, tandır evleri kayyımlar eliyle kapatılarak kadınların istihdam alanı bırakılmak istenmemiştir.”   Kadınların siyasi arenadan da istihdamdan da çekilmesi isteniyor   Kadınların siyasi arenadan da istihdamdan da çekilmesinin istendiğini belirten Ayşe, “Patronlara, işverenlere Kod 29 ile rahatlık sağlarken, kadınların iş hayatının dışına itilmesine adeta göz yumarken bir yandan da korku atmosferi oluşturmak için İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırmaya çalışma cüretinde bulunmuştur. Şiddet mağduru kadınlar için barınma, yaşamını sürdürme gibi her türlü ihtiyacını karşılayacak bütçeyi zorunlu kılan; sığınma evlerine ayrılan bütçeyi koruyan sözleşmeden çıkmaya çalışmıştır” ifadelerini kullandı.   ‘Kadın merkezlerimi yeniden açacağız’   Gaspçı ve talancı kayyım siyasetine karşı “Haklarımızdan ve kazanımlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz” diyen Ayşe, kayyımlar eliyle işten çıkarılan kadınlarla buluşmalar gerçekleştireceklerini ve örgütlülüklerini genişleteceklerini kaydetti. Ayşe, kooperatifleri, mesleki eğitim kursları ve kadın merkezlerini yeniden açacaklarına işaret etti.   ‘Her 5 kadından en az 1’i aile işlerinde ücretsiz çalışmaktadır!’   Kadınların ciddi derecede maddi yoksunluğu sıralamasında, Türkiye’nin sondan ikinci sırada olduğunu aktaran Ayşe, “Ocak 2021 itibariyle Türkiye’de erkeklerin işgücüne katılma oranı yüzde 68,8 iken kadınlarda bu oran yüzde 30,6 olup erkeklerdeki oranın yarısından daha azdır. Erkeklerin istihdam oranı yüzde 60 iken kadınların istihdam oranı bunun yarısından daha az olup yüzde 26,1’dir.Türkiye’de istihdam edilen her 5 kadından en az 1’i aile işlerinde ücretsiz çalışmaktadır. Biz kadınlar bu durumu asla kabul etmeyeceğiz. Kadın yoksulluğunun son bulması için her şeyi yapacağız” diye belirtti.   ‘Kazanımlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz’   “Peki, biz kadınlar bu durumu kabul edecek miyiz?” diyen Ayşe, devamla şöyle konuştu: “Bu yüzden kadınlarla konuşacağız. Gidebildiğimiz bütün işyerlerine, tarlalara, fabrikalara, atölyelere, evlere gideceğiz. Dinleyeceğiz. Soracağız. Öğreneceğiz. Sorunları, talepleri, eleştirileri dinleyecek, özümseyecek ve bu yoksulluğun, bu korkunç uçurumun kapanması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. İktidar suni gündemler yaratadursun, kazanımlarımızdan asla vazgeçmeyecek, bizim olanı alacağız. Sözü olanın sözünü sokaklardan, fabrikalardan, hallerden, tarlalardan meclise taşıyacağız.”   Kampanya Ege’den başlatılacak   Kadınların yoksul kaldığı bütün alanlarda mücadele etmek için, ortak ses yükseltmek için çalışmalara başlayacaklarını belirten Ayşe, ilk çalışma alanlarının Ege Bölgesi olacağını, ardından Türkiye’nin dört bir tarafında ve Kürt kentlerinde söz konusu çalışmayı yürüteceklerini dile getirdi.