Ankara halkına sorduk: Türkçe'den başka dil yok mu? 2021-04-20 09:05:00   ANKARA -  Mili Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un, "Türkçe'den başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilmez" sözlerini halka sorduk. Halkın nabzını tuttuğumuz Ankara sokaklarında kimi iktidarı haklı bulurken, kimi ise iktidarın söylemlerinin halkları kutuplaştırıcı bir noktaya getirdiğini söyledi.     AKP ve MHP iktidarının Kürtçe'ye dönük asimilasyon politikaları hemen hemen her alanda Kürt halkının önüne çıkmaya devam ediyor. Bölgelerde özellikle belediyelere atanan kayyımlar belediye bünyesinde açılan Kürtçe kurslarını ya kapatıyor ya da Kürtçe'ye ve var olan dillerin izlerini yok etmekle görevine başlıyor. İktidarın kutuplaştırıcı politikalarından kaynaklı ötekileştirme ya da ırkçı saldırılar da beraberinde gelmeye devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde, Mili Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un "Türkçe'den başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilmez" söylemleri ile bir kez daha Kürtçe ve var olan dilleri görmezden gelerek kutuplaştırıcı söylemlerden geri kalınmadı.    İktidarın kutuplaştırıcı söylemleri bütün alanlara sirayet etmeye devam ediyor    Ziya Selçuk'un söylemleri doğrultusunda,  "Türkçe'den başka bir dil yok mu?”, “Türkiye'de insanlar evlerinde hangi dili konuşuyor?” ve ” Genelde Türkiye'de hangi diller daha çok konuşuluyor" sorularını Ankara halkına sorduk.  Mikrofon uzattığımız kişilerden bazıları iktidarın söylemleri ile aynı fikirde iken, bazıları ise Türkçe dışında da var olan dillerin konuşulması gerektiğinin önemine dikkat çekti.  Mikrofon uzattığımız onlarca insandan Türkçe'den sonra en fazla Kürtçe'nin ve İngilizce’nin konuşulan diller olduğu cevabını alırken, iktidarın söylemleri ve politikalarının halk üzerinde büyük bir kutuplaştırmaya ve düşmanlaştırmaya götürdüğü bir kez daha sokak görüşü ile gözler önüne serildi.     Mikrofon uzattığımız kişilerden bazılarının cevapları şöyle;    Sevim Binici: Türkiye’de aslında birçok dil var ve bu diller konuşmalı. Türkiye’de nasıl Türkçe, Arapça, İngilizce konuşuluyorsa Kürtçe de konuşulmalı. Bu ülkede ana dil Türkçe konuşulduğu gibi Kürtçe de konuşulmalı.   Buse Esen: Ziya Selçuk’ un konuşmasını yanlış buluyorum. Çünkü Türkiye’de birçok dil konuşuluyor. Bu ülkede Kürdü, Çerkezi, Lazı birçok farklı insan ırk var ki çok farklı kesimlerden göçmen de var. Zaten misafirperver bir ülkeyiz ve çok turistik bir ülkeyiz. Eğitim Bakanı’nın böyle demesi gençlere güzel bir örnek değil ve yanlış buluyorum. Çünkü bana göre bu ırkçılığa giriyor.    Tuğba Sarı: Kesinlikle yanlış buluyorum. Herkes ana dilini konuşabilmeli. Nasıl ki ülkemizde Türkçe Fransızca, İngilizce, Almanca konuşuluyorsa Kürtçe de konuşulmalı. Zaten bu bakanın konuşması ben bir Kürt olarak bunu kabul etmiyorum ve kabul edecek bir şey değil. Bunun bir baskı ve dayatma olduğunu düşünüyorum.   'Bu ülkede sadece Türkler yaşamıyor'   Ziya Demirgüreş: Eğitim Bakanı’nın bu açıklamasını yanlış buluyorum, çünkü biz bir dünya ülkesiyiz ve her dili konuşmalıyız. Mesela, ben 64 yaşında bir mimar olarak İtalyanca ve İspanyolca öğrenmek istiyorum. Bildiğim kadarıyla 84 milyon civarlarında Türk yaşıyor, 6 milyon civarında da Suriyeli var. Bu ülkede sadece Türk yaşamıyor, Kürt de yaşıyor.   Soyadını vermek istemeyen Yıldız isimli kadın: Bu çok yanlış bir yaklaşım. Mesela çok güzel Çerkesce konuşan arkadaşım var. Onlar da ana dillerinde eğitim görmek ister ki hakkıdır. Bana göre herkes özgür olmalı. Hangi dil hangi ırk olursa olsun hiçbir şeyin önemi yok. Sadece insan var ve insan olmak var. Evrensel olmak var.   Sevil Pamukçu: Türkiye’de daha çok Türkçe ve İngilizce ve Kürtçe dil sayılıyorsa Kürtçe de çok konuşuluyor. İnsanlar nasıl ve hangi dili konuşmak istiyorsa o dili konuşmalı. Yani şimdi şöyle bir şey var. Ben hangi coğrafyada bulunduysam o coğrafyanın diliyle kendimi ifade edebiliyorsam bırakın dilimi konuşayım, kendimi ifade edeyim. Bana göre tüm diller serbest konuşulmalı. Yani insanlar aynı dili konuşmuyorsa anlaşamıyor anlamına gelmiyor.   Emine Civelek : Aslen Artvinliyim Çerkez köyünden geldim. Bu ülkede Lazı, Çerkesi, Hemşinlisi, Kürdü var ve bu dilleri konuşan insanlarla çok şükür anlaşıyoruz. Ben bir Hemşinli olarak Eğitim Bakanı’yla hemfikiriz. Kendi dilimle annemle babamla, kızımla konuşurum ama benim ana dilim yasak bir toplumda konuşulmasına karşıyım. Mesela; çoğu Kürt, Kürtçe konuşuyor, niye konuşuyor diyemem. Bu onun kendi dili, herkes özgürdür, tabi bunu toplum da yapmamalı. O kadar özgürüz ki herkes istediğini yapabiliyor. Bana bu özgürlük verildiyse kendi içimde konuşurum.  Toplumda, bir hastanede, bir kurumda kendi dilimi konuşmam gerekiyor. Bu devirde kimse Türkçe bilmiyor diye bir şey yok. Ortalığı kışkırtmak için bunu yapıyorlar. Senin ninen Türkçe bilmiyorsa o da senin suçun!    Serap ışık: Herkes kendi yöresel dilini konuşsun, bunda ne var ki? Eğitim Bakanı’nın fikrine de bir şey diyemem ama bana göre herkes konuşmalı. Çünkü bu ülkede çok farklı diller var. Herkes özgür olsun ve herkes istediği dili konuşmalı ama toplumda Türkiye'de Türkçe dışında konuşulmaması gerekiyor, konuşmamalı.   Çizil Koçak:  Eğitim Bakanı’nın söylediklerini ele bile alamıyorum. Bakan’ın bu sözleri çok büyük bir ayrımcılıktır. Burada o kadar çok göçmenler var, Türkler ve Kürtler var, yani herkesin bildiği dil farklı. Böyle bir şey kısıtlamak garip bir şeydir. Bu Ziya Selçuk’un gitmesi gerekiyor. Böyle bir şey denilmesi mantıksız bir şeydir.  Mesela; ana dili olan Çingenece konuşan var, Şugar’ca konuşan var. Yani Kürtçe zaten var. Ayrım yapmaları çok yanlış, sadece Türkçe konuşulacak diye bir şey yok.