‘Sokağı kullanamıyorsak bahçemizi, balkonumuzu kullanırız’ 2021-04-21 09:03:10   Öznur Değer   ANKARA - Evinde yokken polislerce evine baskın yapılan ve kente döndükten sonra hakkında ev hapsi kararı verilen HDP’li Latife Demirci Kahya, “Her türlü imkanı kullanacağız. Hem sosyal medyadan mücadeleye dahil olabiliriz hem de sokağı kullanamıyorsak bahçemizi kullanırız, balkonumuzu kullanırız. Buna engel olamazlar” dedi.   Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 20 Mart gece yarısı İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin ardından erkek şiddeti daha fazla artış gösterdi. Alanları ve sokakları terk etmeyerek mücadelelerini yükselten kadınlara yönelik son dönemde artan uygulamaların başında ev hapsi geliyor. Boğaziçi’nden İstanbul Sözleşmesi eylemlerine kadar, direnişe katılan çok sayıda kişi ev hapsi uygulamasına maruz kaldı.   Ankara’da da 19 Mart’ta yapılan ev baskınlarında gözaltı kararı bulunan ancak evinde olmadığı için gözaltına alınmayan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi üyesi Latife Demirci Kahya, daha sonra ifade vermek üzere savcılığa gitti. Latife hakkında, sevk edildiği mahkemede ev hapsi kararı verildi. Latife, kadın mücadelesinin yükselmesiyle birlikte kadınlara verilen ev hapsi kararını değerlendirdi.   ‘Kapımı kırmışlar ve evimde kimse olmadan arama yapmışlar’   İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan kızını görmeye gittiği 18 Mart’ta, cebinde telefon unuttuğu için içeri telefon koymaya çalıştığı iddiasıyla gözaltına alınan Latife, cezaevi müdürünün kendisini muhatap almadan polis çağırdığını söyledi. Telefonuna el konulmasının ardından serbest bırakılan Latife, 19 Mart’ta Ankara’daki evine yapılan baskında, evde olmadığı halde arama yapıldığını kaydetti. Latife, ancak bir ay sonrasında Ankara’ya gelebilme koşulunun oluştuğunu sözlerine ekleyerek, “Ankara’ya geldim ve avukatımla birlikte savcılıkta ifade verdik. 19 Mart’ta yapılan ev baskınlarında evimin de benden habersiz bir şekilde arandığını öğrendim. Çilingir çağırarak kapımı açmışlar ve evimde kimse olmadan mahallenin muhtarıyla birlikte arama yapmışlar. Evden bilgisayarın harddiskini almışlar, flaşları almışlar, CD’leri almışlar, kütüphanemden de 3 poşet kitap çıkarmışlar. Başka ne aldıklarını bilmiyorum, muhtardan öğrenebildiklerim bunlar. Eve geldikten sonra arkadaşlarımın cezaevinden gönderdikleri mektupları da aldıklarını fark ettim. O mektuplar niye alındı bilmiyorum. Zaten cezaevinden çıkarken incelenip, mühürleniyor” sözleriyle aramaya tepki gösterdi.   Savcıdan ‘Kafama yatmadı’ yanıtı   Latife, evinde alınan eşyalara dair kendisine tutanak gösterilmediğini ifade ederek, dosyada sürdürülen gizlilik kararı nedeniyle ne ile suçlandığını bilmediğini dile getirdi. Kendisinden habersiz evinden alınan eşyaların bir kısmını savcılık ifadesi esnasında öğrendiğini vurgulayan Latife, “Savcılık ifadesinin ardından TJA, HDK ve ANF üzerinden tutuklanmaya sevk edildiğimi biliyorum. Savcılık ifadesinde bana ‘beyaz bayrak’ eylemini, Kobanê ve Suruç eylemlerini sordular. Bana HDK ve TJA’nın ne olduğunu sordular. Verdiğim cevapların ardından savcı ‘Kafama yatmadı’ dedi. Savcının kafasında da başka şeyler vardır. Yasa dışı bir örgüt olarak görüyordur. TJA’ya saldırılar da bu dönemde çok yoğun. Bu kadınlara yönelik bir operasyondur. Oradaki kadın kurumlarının kapatılması, eşbaşkanlığa olan baskı bu hükümetin kadın düşmanlığını ortaya seriyor. Onun için Kürt kadın hareketi olan TJA da kafasına yatmamış” diye belirtti.   ‘Bu insanların barışa bile tahammülleri yok’   ANF’nin, HDP’li kadınlar olarak Alman Sosyalist Partisi ile gerçekleştirdikleri bir toplantıyı haber yapmasının kendisine sorulduğunu söyleyen Latife,  cezaevinde bulunan kadınların isim listesinin de alındığını ve suçlama olarak yöneltildiğini aktardı. Latife, Ankara Kadın Platformu ve HDP olarak 8 Mart ve 25 Kasım’da cezaevlerinde bulunan kadınlara kart gönderdiklerini ya da kitap gönderdiklerini anımsatarak, “2009’da barış için kadın girişimi olarak yaptığımız eylemin belgesini almışlar. Kadınların bir araya gelip kurdukları bir şey ama ısrarla ‘Kim kurdu niye kurdu’ diye sordu. Savaştan beslendikleri için bu insanların barışa bile tahammülleri yok” sözlerine yer verdi.   ‘Olmayan bir adaleti istiyoruz biz’   “Adaletin olmadığı bir yerde adalet aramak başka bir şey. Olmayan bir adaleti istiyoruz biz” diyen Latife, “yasal olan bir şeyin onların kafasında yasal olmayan bir şeye dönüşebildiğine” işaret etti. AKP hükümetinin 2015’ten bu yana kadın mücadelesine, feminist kadın mücadelesine, Kürt kadın mücadelesine, LGBTİ+’lara yönelik baskılarını yoğunlaştırdığını belirten Latife, “Şimdi de bu baskılarının üzerine ev hapsini koymaya başladı. Kadınları sokaklardan çekemeyeceklerini bildikleri için ‘Sokaklardan nasıl alabiliriz’ diye düşünüyorlar” dedi.   ‘Bizi sokaklardan ve mücadeleden alıkoyamazlar’   Latife, ev hapsinin gelişigüzel verilen bir şey olmadığına dikkat çekerek, amacın kadınları sokaklardan, meydanlardan, alanlardan koparabilmek olduğunu söyledi. Kelepçe takarak insanlık onuruyla oynandığını aktaran Latife, “Elektronik kelepçe, kadınlara şiddet uygulayan erkeklere takılmak üzere çıkmıştır. Şimdi ise tam tersine kadınlara uygulamaya başladılar. Bizi sokaktan ve mücadeleden engellemeye çalışıyorlar ama onların gücü kadın hareketine yetmez. Hiçbir zaman bizi sokaklardan ve mücadeleden alıkoyamazlar” şeklinde konuştu.   ‘Bu da bir tutuklama’   Ev hapsinde de kadın mücadelesi yürütmeye devam edeceğini vurgulayan Latife, AKP’ye oy veren kadınların bile İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine tepki gösterdiklerinin altını çizdi. Her türlü imkanı kullanacaklarını belirten Latife, şunları söyledi: “Hem sosyal medyadan mücadeleye dahil olabiliriz hem de sokağı kullanamıyorsak bahçemizi kullanırız, balkonumuzu kullanırız. Buna engel olamazlar. 3 ay süreyle elektronik kelepçe verildi. Ardından ise haftada 3 defa imza vereceğim ve yurt dışına çıkma yasağım var. Bu da bir nevi tutuklama gibi. Cezaevlerinde artık yer kalmayınca evlerde hapsetmeye çalışıyorlar. Ama biz evlerde de hapsolmayacağız her yerde var olmaya devam edeceğiz. Mücadelemizi sürdüreceğiz.”