Tutsak yakını: Tecride karşı sessiz kalmayın 2021-04-21 09:17:34   Medya Üren   MARDİN - Cezaevlerinde artan hak ihlalleri ve derinleşen tecrit politikalarına karşı sessiz kalınmaması gerektiği çağrısında bulunan tutsak aileleri, açlık grevleri eylemlerinin sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı.   PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin kaldırılması ve cezaevlerinde artan hak ihlallerinin son bulması için PKK ve PAJK'lı tutsakların 27 Kasım 2020'de başlattığı açlık grevi 30'uncu grupla 146’ncı gününde sürüyor. Cezaevlerinde hak ihlalleri artarken, tecrit politikaları derinleşmeye devam ediyor. Tutsak aileleri eylemlerin sahiplenilmesi noktasında duyarlılığın yeterli olmadığını belirterek, tutsaklara ses verilmesini istedi.   ‘Tecrit politikaları tüm cezaevlerine yayıldı’   Mardin Cezaevi’nde 4 yıldır tutsak olan Ali Aykut’un sağlık sorunları olduğuna işaret eden annesi Cemile Aykut, Sara ve astım hastası olduğunu belirtti. Hasta tutsakların cezaevi koşullarında kalmasını “vicdansızlık” olarak değerlendiren Cemile, “4 yıldır hukuksuz bir şekilde oğlum cezaevinde tutuluyor. Hem hasta hem de 4 çocuk babasıdır. Yaşlılık maaşımla çocukların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorum. Anneleri de çalışmıyor. Ali’ye de para gönderiyoruz. Bizim gibi olan yüzlerce tutsak ailesi var. Hiçbir delil olmadan çocuklarımız tutsak ediliyor. Hiçbir hukuka, insanlığa uymuyor. Tecrit politikaları tüm cezaevlerine yayılmış durumda. Artık herkesin ses vermesi gerekiyor” diye ifade etti.   ‘Talepleri taleplerimizdir’   Cemile, tutsakların haklarının yok sayıldığını ve insani haklarının bile tanınmadığını kaydetti. Bunun tecrit olduğunu söyleyen Cemile, “Tecrit insanlık suçudur. Biz de aileler olarak tutsaklarla beraber tecrit altında tutuluyoruz. Tutsakların talepleri bizim de taleplerimizdir. Talepler karşılanıncaya kadar biz de susmayacağız” dedi.   ‘Yeterince gündem olmuyor’   28 yıldır Balıkesir Cezaevi’nde bulunan Kemal Kaplan’ın yaşadığı hak ihlallerine dikkat çeken eşi Ayten Kaplan, 9 çocuğunun olduğunu ve eşi Kemal’in tutuklanmasının ardından çocuklarını tek başına yetiştirmek zorunda kaldığını belirtti. Yokluk içinde yaşamak zorunda kaldıklarını söyleyen Ayten, mevsimlik tarım işçisi olarak da birçok yerde çalıştığını dile getirdi. Kazandığı parayla çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayan Ayten, eşinin cezaevinde kendisinin de dışarıda tecrit yaşadığını vurguladı. Ayten, “Hiçbir delil olmadan eşimi tutukladılar. Yıllarca yokluk içinde çocuklarıma baktım. Kız çocuklarımı yokluktan, çaresizlikten küçük yaşta evlendirmek zorunda kaldım. Onları korumaya gücüm yoktu ve devlet bize rahat vermiyordu. Onları evlendirip devletin zulmünden de kurtarmak istedim. Eşim hasta ve o şartlarda kalamıyor. Ben de burada hastayım. Eşimi görmeye bile gidemiyorum. Açlık grevleri var ama yeterince ses çıkarılmıyor. Gündem olmuyor. Devlet hepimize tecrit uyguladı ve uyguluyor” sözlerine yer verdi.   ‘Tutsaklara ses verilsin’   Eşi Kemal’in birçok kez sürgün edildiğini de dile getiren Ayten, çocuklarını cezaevi yollarında, kapılarında büyüttüğünü kaydetti. Ayten, “Eşimin her sürgün oluşu bize de ayrı bir eziyet oldu. Çünkü çocuklarımla o yolları gitmek hem maddi hem de manevi olarak bizi zorluyordu. Çocukları bazen götürmüyordum ama bazen de babalarını görmeleri için götürüyordum. Tecridin artık sonlanmasını istiyoruz. Tecrit biterse bu sorunlar da bitecek. Tecrit insanlık suçudur. Tecridi kınıyoruz. Açlık grevleri eylemi haklı bir eylemdir ve biz de arkasındayız. Eylemin sahiplenmesini istiyorum. Tutsaklara ses verilsin” diye konuştu.