‘Anneler Günü yine derin bir boşluğa dönüşecek’ 2021-05-08 13:23:34   İSTANBUL - Cumartesi Anneleri eylemlerinin 841’inci haftasında, Anneler Günü'nde devletin katledilen ve kaybedilen anneleri görmezden geldiğini ve ötekileştirdiğini vurgularken, kayıplar için adalet istemekten vazgeçmeyeceklerini yineledi.    Cumartesi Anneleri/insanları “Failler belli kayıplar nerede” sloganıyla her hafta düzenledikleri eylemlerinin 841’incisini pandemi nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdi. Eylemde bu hafta, 12 ve 18 Mayıs 1994 yılında gözaltında kaybedilen iki kuzen Halil ve Kasım Aksoy için adalet istendi.    'Hayatımız boyunca aramaya devam edeceğiz'   Eylemde ilk sözü olan Halil Alpsoy'un eşi Fikriye Alpsoy,  "Aramadığımız hiçbir yer kalmadı" diyerek yürüttükleri adalet mücadelesine değindi. Çaldıkları tüm kapıların yüzlerine kapandığını belirten Fikriye, "Yaşadığım ve bir damla kanım kaldığı sürece vazgeçmeyeceğim" dedi. Kasım Alpsoy'un eşi Erdoğan Alpsoy da, Galatarasay Meydanı'nın yasaklı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Demesinler ki onlardan vazgeçtiler, akıbetini sormuyorlar, unuttular. Hayatımız boyunca aramaya devam edeceğiz." Davayı takip eden Avukat Tugay Bek ise soruşturmanın zamanaşımına uğradığını ve tüm başvuruların takipsizlikle sonuçlandığını kaydetti.   'Vazgeçmeyeceğiz'   Basın metnini okuyan Çiğdem Demirbilek, 841'inci haftada yargı makamlarına, adaletin sağlanması için seslendi. Kasım Alpsoy ve Halil Alpsoy dosyasında adaletin sağlanması için harekete geçilmesi çağrısında bulunan Çiğdem, ne kayıpların akıbetini sormaktan ne de 142 haftadır yasaklanan Galatasaray Meydanı'ndan vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.   Ne olmuştu?   37 yaşındaki Halil Alpsoy 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeğiyle birlikte evine İstanbul Kanarya'daki evine dönerken evin önünde bekleyen polisler tarafından gözaltına alındı. Eşi itiraz edip bağırınca polisler kimliklerini göstererek,  "Merak etme. Karakola kadar götürüyoruz. Yarım saat sonra gelir" dedi. 12 Mayıs 1994 gecesi Beyaz Toros araçla götürülen Halil Alpsoy bir daha evine dönemedi. Gözaltına alındıktan 18 gün sonra, İstanbul'a 530 km uzaklıktaki Kırıkkale'deki ormanlık bir alanda ağır işkence nedeniyle tanınamaz halde bulundu. Kardeşleri Halil Alpsoy'u elindeki çocukluktan kalma izinden teşhis edebildi.   Girdiği binadan bir daha çıkamadı   Halil Alpsoy'un gözaltına alınmasından bir hafta sonra, polisler amcasının oğlu Kasım Alpsoy'un Adana'daki evine de baskın yaptı. Uzun menzilli silah taşıyan çelik yelekli polisler 18 Mayıs 1994 günü sabaha karşı 30 yaşındaki Kasım Alpsoy'u da gözaltına aldı. Seyhan İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürülen Kasım, içinde istihbaratçıların da bulunduğu bir ekip tarafından sorgulandı. Gözaltına alındığı günün akşamı Kasım Alpsoy serbest bırakılarak kimliğine el konuldu, "Yarın gel. Kimliğini al" denildi. Ağır işkence gören Kasım Alpsoy, eşine daha önce İstanbul'da gözaltına alındığında kendisini sorgulayan timin Adana'ya gelerek oradaki işkencesine de katıldığını söyledi. Ertesi gün, kimliğini almak üzere bir akrabasıyla birlikte Seyhan İlçe Jandarma Komutanlığı'na giden Kasım, akrabasının tüm gün kapıda beklemesine rağmen girdiği binadan bir daha çıkamadı.   Yakınlarının hakikat ve adalete erişimi engellendi   Günümüze dek Kasım ve Halil Alpsoy'un gözaltına alındıkları daima inkar edildi. Devlet ve ilgili kurumları iki kuzeni gözaltına alanları, işkence ile sorgulayanları ve kaybedenlerin yargılanması için etkili bir araştırma veya soruşturma yapma görevini hiçbir zaman yerine getirmedi. Aksine gözaltında kaybetmelere karşı koruma sağlanarak üzeri örtüldü, kayıp yakınlarının hakikat ve adalete erişmesi engellendi.