Öğrenciler sermaye için değil halk için bilim istiyor 2021-05-12 09:12:04   İZMİR - Öğrenci Kolektifi’nden Pınar Usta, üniversitelerde bilginin sermaye ve iktidar için değil demokratik, bilimsel, ücretsiz ve erişilebilir olması gerektiğini vurguladı.   Son beş yılda kayyımlar, KHK’ler ve akademisyen tasfiyeleri, üniversitelerde kadrolar değiştirildi. Bunun da halk için değil sermaye ve iktidar için yapıldığına dikkat çeken öğrenciler, AKP-MHP iktidarının bu politikalarla tek tipleşmeye yol açtığına işaret ediyor.    Öğrenci Kolektifi’nden Pınar Usta, üniversitelerin, bilgiye daha hızlı ulaşabilen bugünkü nesli tatmin etmediğini söyledi. Pınar, söz, yetki ve kararın tüm bileşenlere dağıtılmasından ve bilginin akademik temellerde ücretsiz, kamusal hale getirilmesinden yana.   ‘Üniversiteler son beş yılda hızla deforme oldu’   Dünya ve kent ile kurduğu ilişkiye göre niteliği değişen üniversitenin kuruluş ilkeleri doğrultusunda bilgi ürettiğini söyleyen Pınar, üniversiteyi var eden öznelerin de buna bağlı olduğunu kaydetti. Üniversitelerin sermayeye ve devlete kadro yetiştirmek için bilgi üretilen merkezler haline getirilmeye çalışıldığını ifade eden Pınar, şunları dile getirdi: “Liseden bu yana rekabetçi, ezen ezilen ilişkisiyle eğitim sürecini karşılıyor ve sonrasında da bir pozisyonu elde etmek üzerine kurulu bilgileri edinme ve uygulamalı eğitimleri almaya indirgenmiş durumdayız. Yine bilgiye ulaşamamış oluyoruz. Çünkü sermaye için üretilmesini koşullarken, bütün yönetim kadrolarını da ona göre ayarlıyorlar. Bir dekanın, bölüm başkanının, akademisyenlerin aldığı pozisyon orada üretilen bilginin ne için üretildiğini gösterir nitelikte.”    Pınar, Boğaziçi ve ODTÜ gibi üniversitelerde iktidar ve sermayenin bilgi üretim süreçlerine olan müdahalelerin, bazı akademisyenler ve öğrencilerin direnişiyle karşılaştığına dikkat çekti. Bu üniversitelere son 5 yılda kayyım atansa da kadroların tasfiyesinin çok daha eskilere dayandığını ifade eden Pınar, benzer tepkilerin diğer üniversitelerden de beklendiğini söyledi. Pınar, “Üniversiteye ilk girdiğimizde önce tanımaya çalışıyoruz. Bazı koşulları yaratamazken, önümüzde kayyım rektörler gerici veya tacizci akademisyenler oluyor. Yönetim kadrolarında torpilli akademisyenler var. Sermaye ile beraber devlet de kurumsallaşıyor. 80’lerden sonra YÖK’ün kurumsallaşmasından itibaren üniversitelerdeki kadrolar giderek niteliksizleşiyor” dedi.    ‘Üniversiteliler isyan potansiyeli taşıyor’   Günümüz itibariyle üniversitelerin daha da niteliksiz hale geldiğini vurgulayan Pınar, bu durumun yaklaşık beş yılını üniversitede geçiren öğrenciler için isyan potansiyeli taşıdığını ifade etti. Söz, yetki ve karar süreçlerine dahil olmak isteyen öğrencilerin demokratik, cinsiyetçi olmayan, güvenli alan uygulamasının olduğu bir üniversite talep ettiğini kaydeden Pınar, “Şimdi online eğitim var ve zorluk çekiyoruz. AVM’ler, turizm sektörünün açık olduğunu, kapanma koşullarını yaratanın iktidar olduğunu görüyoruz. Bu koşullarda eğitim kurumlarını kapatmanın akıl dışı olduğunu görüyoruz” sözlerine yer verdi.   ‘İktidar marjinal gibi göstermeye çalışıyor’   Bilginin bazı akademisyenler tarafından satın alınabilir paket bilgiler haline getirildiğini dile getiren Pınar, şöyle devam etti: “Normalde biz toplumsal cinsiyet dersleri zorunlu olmalı diyoruz ama bu derslerin bazı akademisyenler tarafından kurs olarak veriliyor. Enformasyon çağı diyoruz. Ama kilit bilgilerin tamamı kurslar şeklinde veriliyor. Yani parası olanın erişebildiği bilgiler oluyor. Ama Boğaziçi’ne iyi puan alan öğrenciler gidebiliyor. Elitist olduğu söylemlerini doğru bulmuyorum. İktidarın elitist, entel, marjinal dediği anda toplumun bir kısmı da bunu böyle düşünüyor. Oysa alım güçleri, yaşantıları farklı değil ama bilgi birikimi olan üniversiteliler.”   Rektör atamalarında Cumhurbaşkanı’na yakın olan kişilerin öne çıktığını ifade eden Pınar, “bir çeşit padişahlık sisteminin” işletildiğini kaydetti. Pınar, “Ege Üniversitesi’nde Necdet Budak’ın AKP teşkilatı ile kapalı etkinlikler yaptığını, Ulaştırma eski Bakanı Binali Yıldırım’ı getirdiğini, mafya örgütünün başı Sedat Peker’e Ziraat Kafe’nin verildiğini söylerken, üniversite içindeki inşaatların, AKP’li şirketlere verildiği gibi durumların Sayıştay raporlarına da yansıdığına değindi. Pınar, “Bu birçok üniversitede yer alıyor. Bilgi ve sermayeye açtığı kapıdan dolayı Melih Bulu tercih edilmiştir. Verşan Kök evet ODTÜ mezunudur ama nasıl bir mezundur? Rektör atamada yaptığı bilimsel çalışmalar, cinsiyet eşitliğindeki durumu etken değil. Tutumu iktidarın yansıması” diye belirtti.    ‘Eğitim sistemi faşizmle yaşamayı öğretiyor’   Öğrencilerin eğitim sisteminin en edilgen tarafında bulunduğunu ve aslında bir eğitim politikasının bulunmadığını kaydeden Pınar, öğrencilere iktidarın ihtiyacı olan bilginin verildiğini dile getirdi. Aslında ilköğretimden itibaren faşizmle yaşamanın öğretildiğine işaret eden Pınar, “Şovenleştirme savaş politikaları ile yaşamayı öğreniyoruz. Her yıl eğitim sistemi değişiyor zaten. Biat etmenin kültünü veriyor. Öğrenciler yurtdışına da çıkmayı tercih edemiyor. Artık pandemi ve ekonomik açıdan da mümkün değil” şeklinde konuştu.   ‘Söz, yetki, karar tüm üniversite bileşenlerinde olmalı’   Yaşam alanları gibi gördükleri kampüslere geri dönmek istediklerini, toplum için bilgi üretmek istediklerini dile getiren Pınar, farklı fikirlerin ve tezlerin bir arada bulunabileceği bir akademik camia oluşturulmasından yana olduğunu vurguladı. Pınar, “Söz, yetki ve kararın bütün bileşenlerle alınması gerekiyor. Bilgi üretimi için refah ortamının oluşması için polisin özel güvenlik biriminin ve baskı koşullarının üniversiteden gitmesi gerekiyor. Bilgi üretimi için korkunun olmaması gerekiyor. Taciz, tecavüz gibi cinsiyete yönelik saldırıların, din gibi baskıların olmaması gerekiyor. Oysa iktidar kimliğin dışındaki özneler olarak değersizleşiyoruz” dedi.    ‘Üniversiteliler yalnız bırakılmamalı’   Üniversitelerin değişime dair olan çalışmaların, dayanışmaların ve taleplerin yükseltilmeye devam edilmesi üzerinde duran Pınar, “Üniversitelileri marjinal gruplar haline getirmemek yalnız bırakmamak gerekir. ‘Bunlar bizim çocuklarımız’ diye sahiplenmeleri çok değerli bir şey. Topyekûn kolektif şekilde bilgi üretebiliyoruz. Ancak desteklenirsek başarabiliriz. Arkadaşlarımızın kaçırılması işkence ile gözaltına alınması tutuklanması çok olası. Çünkü yok etmeye dair çalışıyor iktidar” ifadelerinde bulundu.    Akademisyenler bilgiyi ücretsiz erişilebilir hale getirebilir   Akademilere yönelik saldırılar karşısında üniversite bilgilerinin halka açılması, bilgilerini ücretsiz ve erişilebilir kılması gerektiğini ifade eden Pınar, bu bilgilerin bilimsel standartlar olmadan taşınmasında sorunlar çıkabileceğini sözlerine ekledi.