‘Adalet ve hakikat arayışımız sürecek’ 2021-05-17 13:35:56   DİYARBAKIR - “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası”na ilişkin açıklama yapan İHD Kayıp Komisyonu, bin yıl da geçse kayıpların akıbetini ortaya çıkarana dek adalet ve hakikat arayışının sürdürüleceğini duyurdu.    “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası”na ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu tarafından, dernek binasında basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya komisyon üyeleri ve İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun katıldı.    Toplantıda ilk konuşan Abdullah Zeytun, Türkiye’de 90’lı yıllarda ağır insan hakları ihlali yaşandığına ve o dönem gerçekleşen suçların beraatla mükâfatlandırıldığını söyledi. Abdullah, yıllardır kayıp yakınlarıyla birlikte her alanda mücadele ettiklerini ve bu mücadeleye devam edeceklerini ifade etti.   ‘Faillerden hesap sormak için bir araya geldik’   Ardından basın açıklamasını, (İHD) Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu üyesi Fırat Akdeniz okudu. Fırat, İHD tarafından 1995 yılından bu yana “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası” kapsamında çeşitli anma etkinlikleri ile gözaltında zorla kaybettirilen kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması talebinde bulunduklarını kaydetti. Fırat, yaptıkları açıklamanın insan hakları savunucuları olarak, 1915 yılından günümüze bu topraklarda süregelen gözaltında kaybedilme olaylarına bir kez daha dikkat çekmek ve kayıp yakınlarıyla dayanışmak, faillerden hesap sormak için bir araya geldiklerini belirtti.     Fırat açıklamanın devamında kayıp yakınlarının mücadelesinin nasıl yaşandığını hatırlatıp şu ifadelere yer verdi:   “Zorla kaybedilenler bu topraklarda artık birer rakam konusu olmamalı. Onlar birilerinin annesi, babası, kızı, oğlu, eşi veya evladı olarak aramızda yaşarken; evlerinden, sokaktan, işyerlerinden zorla alınıp götürülerek yok edildiler. Kayıp yakınları çeyrek asır dönemdir bitmek tükenmez bir iradeyle kendi kayıplarının akıbetinin peşine düşerek bu mücadeleyi bugün aynı kararlılıkla sürdürüyor. Bugün 3’üncü kuşak kayıp yakınları bu mücadeleyi omuzlamış durumda. Bin yıl da geçse son kayıplarımızın akıbetini ortaya çıkarana kadar bu adalet ve hakikat arayışımız sürecektir. İnsan hakları savunucuları ve kayıp yakınları tarafından İstanbul, Diyarbakır, Batman gibi pek çok kentte adalet talebiyle uzun yıllardır eylemler düzenlenmektedir. Bugün itibariyle İstanbul’da 842’nci, Diyarbakır’da 640’ncı haftasına ulaşan kayıp yakınları eylemi kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Küresel olarak etkisini sürdüren Covid-19 salgını nedeniyle her ne kadar açık alanda oturma etkinliğimiz yapılamasa da her hafta sosyal medya üzerinden paylaşılan kayıp hikâyeleri ile kararlı bir şekilde kayıplarımız için adalet talep edilmektedir.”   İnsan hakları savunucuları olarak çağrıda bulunduklarını söyleyen Fırat, şu maddeleri sıralad:    "*Her şeyden önce zorla kaybettirilenlerin akıbetleri ortaya çıkarılmalı ve zorla kaybedilenlerin bulunması, faili meçhul cinayetler sonucu katledilenlerin faillerinin ortaya çıkarılması için devletin tüm arşivlerini açması gerekmektedir.   *Toplu mezarların ‘Minnesota Protokolü’ çerçevesinde usulüne uygun açılması ve faillerin yargı önünde hesap vermesi sağlanmalıdır.   *Hükümeti, ‘BM Kişilerin Gözaltında Kayıptan Korunmaları ile İlgili Uluslararası Sözleşmeyi’ imzalamaya ve sözleşme gereklerini yerine getirmeye davet ediyoruz.   * Türkiye’nin Uluslararası Ceza Mahkemesini kuran Roma Statüsüne taraf olması gerektiğini hatırlatıyoruz.   *İçinde bulunduğumuz zaman diliminde en son Cemil Kırbayır dosyasında olduğu gibi geçmişte yaşanmış birçok katliam ve kayıp davaları maalesef bugün zamanaşımına uğramış durumdadır. Yargı mensuplarını, sistematik cezasızlık politikasından vazgeçmeye ve uluslararası belgelere göre insanlık suçu olan tüm kayıp vakaları konusunda etkin bir yargılama yürütmeye, uluslararası sözleşmeler uyarınca bu suçlar için zamanaşımı hükümlerini dikkate almamaya çağırıyoruz.   *Bu topraklarda bir daha benzer acıların yaşanmaması, hakikatlerin ortaya çıkarılması ve toplumsal barışın tesisi için ‘Geçmişle Yüzleşme ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu’ kurulmasını talep ediyoruz.”