‘Kadınlar için tecrit yerine özerk alanlar inşa edilmeli’ 2021-05-18 09:02:03     Nişmiye Güler   HABER MERKEZİ - Kadın Üniversiteleri’nin aksine Özerk, Demokratik, Feminist Üniversite ile Jineoloji bilimine yönelmek gerektiğini belirten kadınlar, “Sistem korunaklı alan ile kadınları tecrit edip makul kadın modelini oluşturmaya çalışıyor. Ama bizler mücadelemizle alternatiflerimizi hayata geçirmeliyiz” dedi.    Türkiye’de son dönemde Kadın Üniversitesi tartışmaları sıkça gündeme gelen konulardan. Kadın Üniversiteleri ilk olarak AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 2019’da Japonya'ya yaptığı ziyaret kapsamında Mukogawa Kadın Üniversitesi'nde aldığı fahri doktora sonrası bunu Türkiye’de de hayata geçirilebileceği yönündeki konuşması ile gündeme geldi. Kadın örgütleri, kesin bir dille bunu reddederken, Kadın Üniversiteleri projesinin kadını kamusal alandan daha da uzaklaştıracağı görüşünü savunuyor. Ülkede birçok çevre de bu görüşteyken, hükümet tüm seslere kulak tıkadı ve proje 2021 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı kapsamına alındı.   Kadın kazanımlarının teminatı olarak görülen İstanbul Sözleşmesi’nin AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından feshedildiği bugünlerde Kadın Üniversiteleri, ülke sisteminde var olan kadın sorunlarına çözüm olacağa benzemiyor. Kadınlar, iktidarın Kadın Üniversitesi politikasını ve oluşturulacak alternatifini tartıştı. Özerk, Demokratik, Feminist Üniversite ile Jinoloji bilimi kadınların odak noktası.    ‘Yeni üniversiteli kadınlar iktidarın kalıplarının dışında’   Üniversiteli Kadın Kolektifi üyesi Zelal Baydemir, Kadın Üniversiteleri projesinin tamamen cinsiyet rollerini beslemek üzerinden geliştiğini söyledi. Zelal, bunun iktidarın eğitim politikaları arasına girmesinin iki ucu beslediğini belirterek şöyle açıkladı: “Bunlardan biri iktidarın uzun yıllardır tüm gerici, baskıcı politikalarıyla üniversiteleri AKP teşkilatı haline getirmeye çalışsa dahi başarılı olabildiği bir durumun söz konusu olmaması, hele üniversiteli kadınlar üzerinde olumlu hiç bir etkisinin olmaması. Üniversite yıllarıyla beraber kendi özerklik alanlarını oluşturmaya başlayan kadınlar, üniversite yıllarını özgürleşme yılları olarak geçiyor ve bu da AKP'nin üniversiteli kadınlara çizmeye çalıştığı sınırların çok dışında. Yani üniversiteli kadınlar 'makbul kadın' kalıplarının çok dışında bir hayat tercihinde bulunuyor. İkincisi de kadın düşmanlığıyla tescillenmiş bir iktidarın genç kadınları ikna edememesinden kaynaklı kadın kadrolarını oluşturamaması. Kadın üniversitelerinin temel amacını AKP'nin uzun yıllardır türlü uğraşlara rağmen üniversitelerden kendi kadın kadrolarını oluşturmamasından kaynaklı kendi kadrolarını ve 'makbul kadınlar' oluşturmak olduğunu söyleyebiliriz.”   ‘Japonya’nın seçilmesi tesadüf değildi’   Zelal, muhafazakar ve erkek egemen bir yapıya sahip olan Japonya’da ilk olarak Kadın Üniversiteleri’nin hayata geçirildiğini ve Samuray geleneğine uzandığını ifade etti. Bunun “kadının yerinin evi olduğu ve yalnızca 'annelik' sıfatıyla var olabileceği gibi toplumsal rolleri tekrar tekrar üreten bir gelenek” olduğunu dile getiren Zelal, “Kadın Üniversiteleri de Japonya'da erkeklere hizmet edecek nitelikli kadınların yetişmesi amacıyla açılan üniversiteler. Tam da buradan baktığımızda Japonya'da Fahri Doktora unvanı alır almaz erkek egemen geleneği övüp YÖK'e talimat veren Erdoğan'ın Japonya'yı seçmesi elbette tesadüf değil, toplumsal cinsiyet eşitliğinin son derece geri olduğu bir ülke olan Japonya'nın örnek alınmasıdır” sözleriyle Türkiye’nin Japonya’yı örnek alma gerekçesini açıkladı.    ‘Kadınlar toplumdan izole edilecek’   Kadın Üniversitelerine karşı olduklarını ve üniversiteli kadın örgütlerinin, kulüplerinin dahil olduğu “Kadın Üniversitesi İstemiyoruz” kampanyasını halen sürdürdüklerini kaydeden Zelal, bu kampanya ile iktidarın Kadın Üniversiteleri’yle neyi amaçladığı üzerinden ortak bir zeminde birleştiklerini ifade etti. Zelal, kampanyanın hattını şöyle özetledi: “Bizler, kadınların ikincilleştirildiği, toplumsal cinsiyet rolleriyle oluşturulmuş bir proje olarak değerlendiriyoruz. Kadın üniversitelerinin kadınları toplumsal alandan izole etmesi, heteronormatif eğitim sistemini norm haline getirerek LGBTİ+ düşmanlığını yinelemesi ve erkek şiddetinin sorumlusunu 'pembe otobüs' mantığındaki gibi kadın ve LGBTİ+'lara yöneltmesinin üniversiteleri güvenilir alanlar olmaktan çıkarması kampanyanın temel olarak değindiği noktalardan.”   ‘Bilimsel eğitimin yerini erkek egemen tahakkümcü eğitim alacak’   AKP hükümetinin her geçen gün toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirecek politikalar ürettiğinin altını çizen Zelal, Kadın Üniversiteleri’nin de “Siyasal İslamcı” saldırıların üniversitelerde kalıcılaştırılmak için atılmış bir adım olduğu değerlendirmesinde bulundu. Zelal, bilimsel eğitimin yerini tamamen erkek egemen tahakkümle görülecek bir eğitimin amaçlandığına işaret ederek, bunun olması durumunda da toplumsal çürümenin hızlanacağı uyarısında bulundu.    Çözüm ‘Özer-Demokratik-Feminist Üniversite’   “Üniversiteli Kadın Kolektifi olarak üniversitenin dönüşümünü toplumun dönüşümü olarak nitelendiriyoruz” diyerek üniversitelerin toplum için önemine değinen Zelal, mevcut üniversitelerin sermaye çıkarını gözettiği ve AKP tahakkümü altında olduğunu vurguladı. Zelal, bu durumun üniversiteleri bilimsel bilginin üretildiği, kadınlar ve LGBTİ+'lar için güvenilir alanlar olmaktan çıkardığının altını çizerek, alternatiflerini şöyle açıkladı:   “Biz de tüm bunların karşısında üniversiteleri yandaş kayyım rektörler, tacizci akademisyenler, ÖGB ve sivil polisle doldurarak üniversitelerin saraydan yönetilebileceğini sanan iktidara karşı Özerk-Demokratik-Feminist Üniversite mücadelesini savunuyoruz. Bu mücadele alanı aynı zamanda toplumsal birçok soruna karşı feminist yöntemlerle mücadele etme alanı oluşturma amacı güdüyor. İstanbul Sözleşmesi'ne yönelik saldırılar, kayyım rektörler atamak ya da pandemiyi kendi çıkarlarınca yönetmek... Tüm bunlara karşı mücadele etmek üniversite mücadelesinden yani üniversiteler akılla toplumun dönüşümünden bağımsız düşünülemez. Üniversitelerde söz, yetki ve kararın üniversitenin bileşenlerinde olması ama aynı zamanda erkek egemen tahakkümle bilgi üretilmeyen, üniversitelerin kadınlar ve LGBTİ+'lar için güvenilir alanlar haline gelmesini sağlayan bu dönüşüm süreciyle beraber toplumun feminist dönüşümünü de garanti altına alacak Feminist Üniversite mücadelesi gerekiyor. Bu çerçeveye uyan toplam bir politik hat çizmek yani rejimin en fazla saldırılarına maruz kalan ve uzlaşmazlığıyla en fazla politik deneyim biriktiren kadın ve LGBTİ+'ların deneyimiyle oluşturulacak Özerk-Demokratik-Feminist Üniversite mücadelesinin örgütlü yapısıyla sağlanabilir.”   ‘Kadın-erkek iki ayrı uç olarak betimleniyor’   İstanbul Jineoloji Atölyeleri’nde yer alan Dilan Geyik de yeni toplumsal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Kadın Üniversiteleri gibi toplumsal düzenlemelerin hepsinin cinsiyet rollerini daha da belirginleştirdiğinin altını çizen Dilan, “Tarih akışının belirli bir kısmına baktığımızda bunu daha net görebiliyoruz. Mesela belli bir noktadan sonra kadın ve erkeğin iki ayrı uç olarak betimlenmesi ve bu arada ki uçurumun giderek derinleştirilmesi üzerine anlatılan bir çok yaratım, söylem, hikayeler vardır. Ama biz diyoruz ki kadın ve erkek evrenin neolistik yanını temsil eder. Buna nazaran da tartışmalar yürüttüğümüz atölyelerde mitolojik hikayeler vardır, tarih anlatıları vardır bunlardan yola çıkarak aslında kadın ve erkeğin nasıl bu kadar iki ayrı uç olarak betimlendiğini, toplumdan koparıldığı ele aldığımız tartışmalar oluyor. Kadın ve erkeği iki ayrı uca getirmek ve oradaki iktidarın, güçlü kadın ve erkeği bir arada görmeme hali en çok dikkat çekilmesi gereken noktalardan biri” dedi.    ‘Alternatif Jineoloji biliminin gelişimi ve fakültelerinin kurulması’   Cinsiyet rollerinin tekrar tekrar üretildiği ortamlara ihtiyaç olmadığını vurgulayan Dilan, alternatif olarak Jineoloji Fakülteleri’nin kurulmasının planlanması gerektiğini savundu. Rojava Üniversitesi’nde Jineoloji bölümü olduğunu hatırlatan Dilan, “Şuan dünyanın birçok yerinde jinekolojinin kürsüsü, atölyeleri var. Ya da kadınların bir arada bir şeyler ördüğü ortamların yaratıldığı alanlar var, Jinwar bunlardan biri. Onun deneyimiyle gözlemliyoruz, oradaki toplumun kendisini. Kadının aslında tüm bu bilmelere, bilimlere,  mesela genel kabul görmüş tarih anlatısına, felsefeye, dine, sosyolojiye bakın, bunların hepsinde aslında kadının olmadığını görüyoruz. Kadının varlığını tekrar tanımlaması ile birlikte bu bilime karşı sosyal bilim eleştirisi olma iddiamız ile bu alternatif olarak gösterilebilir. Ama elbette burada kadına dayalı araştırma sisteminden bahsediyoruz daha çok. Bunu gözeterek yapılan bir araştırma ortamına ihtiyaç vardır zaten. Sistemin şuanda yaratmak istediği kadın üniversiteleri ile aynı şey değil” diye belirtti.    Jineoloji’nin farkı   Jineoloji’nin Kadın Üniversitelerinden farkına dikkat çeken Dilan, Jinoloji’nin kendi varlık tanımını kendisinin ortaya koyduğunu söyledi. Dilan devamla Jinooloji’nin farkını şöyle dile getirdi: “Felsefeyi, dini her şeyi tekrardan masaya yatırarak tartışma imkanı sunması. Örneğin felsefede kadının varlığını bırakın ruhu olup olmadığı tartışılan noktada. Dine bakın en büyük günah işleyen kadındır. Bu anlatımlarla toplum nezdinde yaratılmak istenen ifade neydi? Kadın algısı neydi? Neyden beslenerek bu ideoloji kendini yarattı? Bu noktada bunun ifşa edileceği mekanlara ihtiyaç var. Kadınların bir arada bulunup bunu Jineoloji Fakülteleriyle birlikte açığa çıkarması çok önemli.”   ‘Korunaklı alan tanımı ila kadın tecrit ediliyor’   Sistemin korunaklı alan yaratmaya ihtiyaç duyduğunun, fakat Jineoloji’nin bunu ortadan kaldıracağını ifade eden Dilan, “Bununla kadın ve erkek aynı alanda yaşayamaz diyorsun. Korunaklı alan yaratma meselesiyle kendi zihniyetini ifşa etmiş oluyorsun.  Kadını toplumsal alandan uzaklaştıran her uygulama tecridi ifade ediyor. Diyelim o korunaklı alandan çıkalım ama sen toplumun dışında bir alan yaratarak diyorsun ki, ‘Burada korunaklı bir eğitim göreceksin’ ki bu bilgi yapılanmasının da ne olduğunu az buçuk tahmin ederek biz bu eleştiriyi sunuyoruz. Bu toplumsal düzenlemelerin aslında kadını tecrit etmek anlamına geldiğini belirtmek gerekiyor” diye ekledi.