'Bin asır da geçse eşimin akıbetini sormaya devam edeceğim' 2021-05-22 09:10:58   Şehriban Aslan - Sema Çağlak   DİYARBAKIR - Yıllardır kaybettirilen eşi Vasif Öztürk’ün akıbetini soran Layiha Öztürk, “Bu kaçıncı haftadır, gündür, yıldır bilmem ama bin asır da geçse eşimin akıbetini sormaya devam edeceğim” dedi.   1990 yıllarında katledilen 17 bin insanın akıbetine ilişkin yıllardır devlet tarafından herhangi bir adım atılmazken faili belli olmasına rağmen aksayan yargılamalarla beraber failler de serbest bırakıldı. Faillerden biri olan ve dört insanın katledilmesine bizzat katıldığını itiraf eden özel harekât polisi Ayhan Çarkın tutuklanıp, cezaevine götürülürken yaptıklarını şöyle itiraf ediyordu: “Adalet için herkes yardımcı olsun. Bütün dosyalar açılacak, bütün gerçekler ortaya çıkacak. Herkes müracaat etsin. Bütün herkesi yanıma bekliyorum.” Bu itirafa rağmen mahkeme Ayhan Çarkın’ın yargılamasında herhangi bir ‘somut delil’ olmadığını gerekçe göstererek serbest bırakmıştı.    Yıllardır yakınını arayanlardan biri Layiha...   Kayıp yakınları faili meçhul olan yakınlarının akıbetini sormak için yıllar önce bir araya gelerek, “Kayıp Yakınları” eylemini başlattı. Eylem, yıllar içerisinde devlet tarafından her türlü engelle karşılaştı fakat aileler tüm engellere rağmen hiçbir şekilde geri adım atmadı. Bu ailelerden biri olan Layiha Öztürk de 10 yıla yakındır eşi Vasıf Öztürk’ün akıbetini öğrenmek için mücadele verenlerden.    Layiha’nın eşi 1994 yılında seyyar komando birliğinin Kulp’un kırsal kesimlerinde yapmış olduğu operasyon sonucu kaybettirildi. Kulp ilçesine bağlı Uzunova (Cumar) köyünde bulunan Vasıf Öztürk, Cembeli Tuncer ve Efendi Şen gözaltına alınarak köyün okulunda bir gece tutulur. Ertesi gün Cembeli Tuncer ve Efendi Şen serbest bırakılırken, görgü tanıklarının beyanlarına göre Vasıf Öztürk elleri ve gözleri bağlı bir şekilde askeri helikoptere bindirilerek köyden uzaklaştırılır.   ‘Aramadığımız yer kalmadı’   Jandarmaların köylerine gelerek 3 evi yaktığını ve sonrasında eşi Vasif ile teyzesinin oğlu Cembeli Tuncer ve yeğeni Efendi Şen'i gözaltına aldığını söyleyen Layiha, eşinin helikopterle Kulp ilçe merkezine götürüldüğünü ve kendisinden bir daha haber alamadıklarını ifade etti. Layiha, “Lice Jandarma Karakolu başta olmak üzere gittiğimiz her yerde bize görmediklerini söylediler. 6 aya yakın bekledik cezaevindedir, başka yerdedir çıkıp gelir dedik. 6 ayın sonunda Vasif’in annesi ve kucağımdaki bebek ile tekrar aramaya başladık. Yine aramadığımız yer kalmadı ama bulamadık” dedi.   ‘Yaşadıklarımızın haddi hesabı yoktu’   Layiha eşini aradığı süre içerisinde devletin kendilerine, “PKK'yi suçlarsanız davayı açıp sonlandıracağız” dediğini ve aramaya devam ettikleri sürece de kendilerine engel olup hiçbir şekilde yardım etmeyeceklerini söylediğini aktardı. Yıllardır hem eşi hem de ailesi için ayrı ayrı mücadele verdiğini söyleyen Layiha, “Eşimin yokluğu bizi çok etkiledi. Görmediğimiz zulüm, baskı ve acı kalmadı. Çocuklarım bana her gün babalarını soruyordu ama ne diyeceğimi bilmiyordum, verecek cevabım dahi yoktu. En kötü olan ise özel günlerde akrabalarımızın mezarlarını ziyarete gittiğimizde çocuklarım bana babalarının mezarını sorardı. Ona da verecek cevabım yoktu. Çocuklara babanız kayıp desem nasıl anlayacaklardı. Diyeceğim o ki çektiklerimizin haddi hesabı yok. Bizim çektiklerimizi hiç kimse yaşamasın. Ne desek yaşadıklarımızın yanında eksik kalır. Bu kaçıncı haftadır, gündür, yıldır bilmem ama bin asır da geçse eşimin akıbetini sormaya devam edeceğim. Bu mücadeleden vazgeçmeyeceğim” sözlerine yer verdi.   ‘Geri adım atmayacağız’    Layiha tüm yaşadıklarına rağmen eşinin akıbetini sormayı asla bırakmadığını vurgulayarak, “Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı ve dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne (DGM) başvuru yaptık ama bir sonuç alamadık. İlk zamanlarda ‘Kayıp Yakınları’ eylemine Kulp’ta olmasından ve küçük çocukları olması nedeniyle katılamadım. Ardından Diyarbakır merkeze taşındık. 10 yıla yakındır eylemlere katılıyorum. Eyleme gittiğimiz süre içerisinde birçok zorluk çektik. Birkaç yıl önce OHAL bahanesi ile açık alanda eylem yapmamıza izin verilmiyordu. Uzun bir süre içeride yapmak zorunda kaldık. Geçen yıl dışarıda yapmaya başladık ama sonra salgından kaynaklı sosyal medya üzerinden devam ettiriyoruz. Yıllardır devlete yakınlarımızın akıbetini sorduk fakat bize herhangi bir dönüş yapılmadı. Nedeni ise devlet kendi yaptığı içinde bize herhangi bir somut adım ile gelmiyor. Bizler de buradan diyoruz ki sağ olduğumuz sürece davamızın, kayıplarımızın peşini bırakmayacağız. Biz olmasak bile bizden sonraki nesil bunu devam ettirecek” diyerek geri adım atmayacaklarını söyledi.