Çocuk kitaplarında yeni bir soluk: Feminist Alfabe ile Çocuk ve Barış 2021-05-23 09:03:20     Dilan Babat   ANKARA - "Çocuk ve Barış" "Feminist Alfabe" üzerine çocuk kitaplarını hazırlayan Hatice Kapusuz, bunun nedenini şöyle dile getiriyor: "Tek tip bir tanımdan kaçınarak her türlü varoluş ve her tür özgür seçime çocuklar açısından alan sağlansın istedik.”    "Eğer bu dünyada gerçek barışı öğreteceksek ve eğer savaşa karşı gerçek bir savaş vereceksek, işe önce çocuklarla başlamamız gerekmektedir" diyor Mahatma Gandhi. Ailelerin biçtiği roller, masallarda yaratılan cinsiyet rolleriyle birlikte çocuklar yetişkin olana kadar kalıptan kalıba sokuluyor. Çocukların sonradan öğrendiği birçok kavram, farklı etnik köken ya da kültüre karşı bir önyargı beraberinde geliyor.    Tüm bu önyargı ve kalıplara karşı uzun zamandır çocuk hikayeleri üzerine çalışan ve çocuk kitaplarına yeni bir soluk getirerek, "Çocuk ve Barış" "Feminist Alfabe" kitaplarını derleyen Hatice Kapusuz ile konuştuk.    'Nefret, ötekileştirme gibi kavramlar çocukların dillerinde var'   Uzun süredir çocuk hakları alanında çalışan Hatice, çocuk kitaplarını araştırdığını, kitapların sistemin çocuklara dönük hak ihlali ya da çocukların değerlerinden azade olmadığını belirten Hatice şu ifadeleri kullanıyor: "Çocuk kitaplarında da ayrımcı, şiddet öğeleri, cinsiyetçi kavramlar yer alıyor. Oradan doğru daha eşitlikçi kitapları derleme, toplumsal cinsiyet eşitliği kitaplara bakma ve ayrımcılık karşıtı bir perspektifle bakan kitapları bir araya getirme gibi uzun yıllardır bir çabam var. Orada baktığım temalardan birisi de barış. Barış hem Türkiye'nin içerisinde olduğu çatışma süreçleri hem de bölgesel olarak hemen komşusunun yaşadığı savaşlar. Dolayısıyla hem savaş mağduru çocukların mülteci olarak buraya gelmesi, Türkiye'deki çocukların savaşa tanıklık etmeleri ve bu tanıklığın ideoloji ile birleştiği noktada ötekileştirici dil ve nefret, şiddet söyleminin çocukların dillerinde olduğunu görüyoruz. Doğrudan çocuklara dönük bir durum olmasa bile ana haber bültenlerinde sürekli, öldürme, gasp gibi yayınlarda çok fazla şiddet örtüsü var. Buradan doğru barış çocukların temel hakkı ve barışın ne olduğuna dair çocukları güçlendirmek, çocukların algısına barış düşüncesini koymak gibi bir derdim vardı.”    'Çocuklara tek tip yaşam biçimi dayatılıyor'   “Barış’ı nasıl anlatmak lazım?” üzerine kitapları bir araya getirmeye çalışan Hatice, aslında en temel sorunun çocuklara barışı nasıl anlatılması gerektiğini ve somut örneklerin nasıl olması gerektiğinin önemini vurguluyor. Hatice şöyle devam ediyor: "Var olan şiddet kültürüne karşı ‘barış kültürü nasıl oluşabilir?’ üzerine başladı. Çocuklar üzerinden baktığımız zaman çocukların kendi potansiyelini gerçekleştirmek için hayatı tüm çeşitliliği ile görebilmeyi, tanıyabilmeyi ve kendi özerkliği doğrultusunda kendi seçimlerini yapabilmesi gerekir. Kamu politikalarına, Milli Eğitim'e ya da kitle iletişim araçlarına baktığımız zaman 'tek tip' bir yönelimin olduğunu çocuklara tek tipli bir yaşam biçimi örneklerini dayatıldığını görüyoruz. Oysa yaşam bununla sınırlı değil. Yaşamın içerisinde farklılıklar, çeşitlilikler, farklı yetişkinlikler, meslekler seçebilme durumları var. Ama mevcut sistem ne olabileceği, ne oynayabileceği, giyebileceği, hareket edebileceği, konuşabileceği ile ilgili kalıplara sokmaya çalışıyor. Aslında burada bir çatlak yaratılmak isteniliyor. Tabii ki çocuklar bunları da görebilir ama kendi seçimini besleyebilecek farklı kaynaklar da görmeli. Kendi özgünlüğünü ve özerkliğini besleyecek, örneklere de erişebilir. Bu sebeple de toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine ilk kitapları mümkün olduğunca paylaşmaya çalışıyorum.”    'Cinsiyetçi kitaplara daha kolay erişebiliyor'    Başladığı ilk konunun "toplumsal cinsiyet eşitliği" olduğunu dile getiren Hatice, "Yolculuğuma toplumsal cinsiyet eşitliğini besleyecek masalları ve kitaplarını kız ve oğlan çocuklar için derlemekti.  Buranın da bir handikabı var. İyi örnekler de var ama herkes için ‘erişilebilir  iyi örnekler var mı?’ sorusunu sorarsak, Türkiye'nin ekonomik koşulları ve ekonomi yetersizlikleri sebebiyle herkes için erişilebilir olmasını söylemek bir miktar zor. Çünkü iyi örnekler bir miktar pahalı sayılır ama kötü diyeceğimiz cinsiyetçi kitaplar ise bir kaç TL'ye sepetlerde, marketlerde karşılaşabileceğimiz yayınlar. Milli Eğitimi’n akışı ile birlikte o kitapların kolay erişebilir olmaması cinsiyet eşitsizliği konusunda bir sorun olarak önümüzde duruyor” diye belirtiyor.    'Afife Jale ve Ursula ile tanışmalarını istedik'   “Çocuk ve Barış” kitabının yanı sıra bir grup arkadaşlarıyla birlikte "Feminist Alfabe" kitabını hazırladıklarını kaydeden Hatice, Alfabe setinin Af Örgütü’nün talepleri üzerinden insanların erişimine açık olduğunu ve kişilere ücretsiz gönderildiğini bilgisini paylaşıyor. Hatice, devamına şu sözlere yer veriyor: "Çocuklar aslında kelimelerle dünyayı öğreniyorlar. O dünyaya hangi kelimeleri dahil ederseniz, dünyayı algılayabilecek araç çantalarında o kelimeler olabiliyor. Biz de bu araç setine farklı kelimeleri koymak istedik. Aktivizimle başlayan barış ile devam eden, eğitim hakkı, çeşitlilik, güçlü ve bağımsız olmak, ısrar etmek, ilham olmak gibi kelimeleri tercih ettik. Temel amacımız çocukların kelime dağarcığını daha özgürlükçü barışçıl bir biçimde desteklemek. Bunu yaparken de bir yandan da başlığımız 'feminizm' olduğu için ‘nasıl bir feminizm?’ üzerinden uzun süre düşündük.   Uygulama seti hazırladık    ‘Feminizmin kız ve oğlan çocuklarının hakları ile ilişkisi nedir? Feminizm ve çocuk hakları kesiştiğinde nasıl bir perspektif sunmalıyız?’ gibi uzun süren ve kafa yoran bir süreçle buluştu. Temel ulaştığımız nokta şu oldu; aslında bir insanın her türlü varoluş seçimini kucaklayabilecek bir feminizm tanımı yapabiliriz. Bunun için de güçlü olmakta, kendini sevmek, kendine zaman ayırmak, hayal kurmak, cesaret etmekte var. Tek tip bir tanımdan kaçınarak her türlü varoluş ve her tür özgür seçime çocuklar açısında alan sağlansın istedik. Bir yandan Afife Jale ile tanışmalarını istedik, ilkleri gerçekleştiren kadınlarla. Bir yandan hayal kurmayı öğreten Ursula ile tanışmalarını istedik. Dolayısıyla alfabe ile sınırlı kalmadı, bir uygulama seti hazırladık. Uygulama setinde sınıfta bulunan öğretmenler, çocuklarla çalışan insanlarında cesaret kelimesini ya da çeşitlilik kelimesini şarkılarla, derslerle çalışabilmesini istedik. Setin içine pankartlar ve oyun kartları koyduk ki onu bir oyuna çevirebilsin diye. Bir kavrama 365 dereceden bakabilecekleri bir set hazırlamaya çalıştık.”     'Evvel zaman kitaplığının atölyelerinde buluşuyoruz'   “Barış Sözlüğü” üzerinde bir çalışma yürüttüklerini ama daha hazırlık aşamasında olduğunu ifade eden Hatice son olarak şöyle diyor: "Bu kitaplar üzerine atölyeler yapıyoruz. Cinsel istismarla ilgili üretilmiş çocuk kitaplarına dair atölyeler, toplumsal cinsiyete dair atölyeler yapıyoruz. Bu atölyelerde iyi bir yayında neler olması gerekiyor? Çocuğu odağa alarak örnek kitaplara bu perspektiften baktığımız küçük buluşmaları evvel zaman kitaplığında yapıyoruz."