Sözleşme’nin 30-48 maddelerinin taraflara yüklediği sorumluluklar neler? 2021-05-27 09:01:35       Nişmiye Güler    HABER MERKEZİ - İstanbul Sözleşmesi’nin 30-48 maddeleri taraf devlete şiddet ve türlerine karşı ciddi mücadele yöntemleri hayata geçirme sorumluluğu yüklüyor. KCDP avukatlarından Gül Erdoğmuş, bu maddeleri şöyle yorumluyor: “Şiddetin söz konusu olduğu bir olayda devletin ‘arabuluculuk’ yaparak şiddete maruz kalan kişinin yanından uzaklaşması kabul edilmez. Uzlaştırma kurumu açıkça Sözleşmeye ayrılık teşkil etse de bugün halan daha uygulanmakta. Yalnızca bu tutum dahi devletin bazı yükümlülüklerini yerine getirmediğini/ eksik getirdiğinin bir göstergesidir.”      AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın imzası ile 20 Mart günü feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nin, tamamen yürürlükten kaldırılma tarihi, 1 Temmuz olarak belirlense de kadınlar Sözleşme’den de haklarından da vazgeçmemekte kararlı. Bizler de Jin News olarak kadınların bu mücadelesine ışık tutarak başlattığımız İstanbul Sözleşmesi yazı dizimizin bu bölümünde madde 30 ve madde 48 aralığına yer vereceğiz.   Öncelikle bu maddeler hangileri ve taraflara dönük yükümlülüklerine bakıyoruz.    Madde 30 - Tazminat   1) Taraflar mağdurların bu Sözleşmede belirlenen herhangi bir suç nedeniyle faillerden tazminat talep etme hakkına sahip olmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    2) Hasarın fail, sigorta şirketi veya finansmanı devletçe sağlanan sağlık ve sosyal sigorta hükümlerince karşılanmaması halinde, ciddi bedensel yaralanma veya sağlık bozukluğuna uğrayanlara yeterli Devlet tazminatı sağlanacaktır. Bu durum, mağdurun emniyetine gereken dikkat sarf edilmesi koşuluyla, Tarafların, söz konusu tazminatın, fail tarafından verilen tazminat kadar azaltılması talep etmesini ihtimal dışı bırakmaz.    3) 2. fıkra uyarınca alınacak tedbirler, tazminatın makul bir süre içinde verilmesini teminat altına alacaktır.    Madde 31 – Velayet altına alma, ziyaret hakları ve emniyet    1) Taraflar çocukların velayetinin ve ziyaret haklarının belirlenmesinde, bu Sözleşme kapsamındaki şiddet olaylarının göz önüne alınmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    2) Taraflar herhangi bir ziyaret hakkı veya velayet hakkının kullanılmasının mağdurun veya çocukların haklarını veya emniyetini tehlikeye düşürmemesini sağlayacak gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    Madde 32 - Zorla evlendirmelerin doğuracağı hukuki sonuçlar   Taraflar mağdura gereksiz bir parasal veya idari yük getirmeksizin, zorla gerçekleştirilen evliliklerin geçersiz ve hükümsüz kılınabilmesini veya sona erdirilmesini temin edecek yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    Madde 33 – Psikolojik şiddet    Taraflar bir şahsın psikolojik bütünlüğünü zorlamayla veya tehditlerle ciddi bir şekilde bozmaya yönelik kasıtlı girişimlerin cezalandırılmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    Madde 34 -Taciz amaçlı takip    Taraflar başka bir şahsa yönelik olarak gerçekleştirilen ve bu şahsı, şahsın kendisini güvende hissetmesini önleyecek şekilde korkutacak, kasıtlı bir biçimde tekrarlanan tehditkar davranışların cezalandırılmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    Madde 35 -Fiziksel şiddet    Taraflar başka bir şahsa karşı kasten fiziksel şiddet eylemlerinde bulunmanın cezalandırılmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    Madde 36 - Irza geçme de dahil olmak üzere cinsel şiddet eylemleri    1)Taraflar aşağıdaki kasten gerçekleştirilen eylemlerin cezalandırılmasını sağlamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır:    a)başka bir insanla, rızası olmaksızın, herhangi bir vücut parçasını veya cismi kullanarak, cinsel nitelikli bir vajinal, anal veya oral penetrasyon gerçekleştirmek;    b)bir insanla, rızası olmaksızın, cinsel nitelikli diğer eylemlere girişmek;    c)Başka bir insanın, rızası olmaksızın, üçüncü bir insanla cinsel nitelikli eylemlere girmesine neden olmak.    2) Rıza, mevcut koşullar bağlamında değerlendirilmek üzere, şahsın özgür iradesi sonucunda gönüllü olarak verilmelidir.    3) Taraflar 1. fıkrada yer alan hükümlerin aynı zamanda iç hukukta kabul edilmiş olan, eski veya mevcut eşlere veya birlikte yaşayan bireylere karşı gerçekleştirilmiş eylemler için de geçerli olmasının temin edilmesi için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    Madde 37- Zorla yapılan evlilikler    1) Taraflar bir yetişkini veya çocuğu kasten evliliğe zorlamanın cezalandırılmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    2) Taraflar, bir yetişkinin veya çocuğun, ikamet ettiği    Taraf veya Devletten farklı bir Tarafa veya devlete, söz konusu yetişkini veya çocuğu evliliğe zorlama amacıyla kasten 14 kandırılarak götürülmesinin cezalandırılmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    Madde 38 - Kadın sünneti   Taraflar aşağıda belirtilen kasten gerçekleştirilen eylemlerin cezalandırılmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır:    a) kadının labia majora, labia minora veya klitorisinin tümünün kesilip çıkartılması, labia majoranın kenarlarının birleştirilmesi veya başka türlü bir kesmeye tabi tutulması;    b) bir kadını a fıkrasına belirtilen eylemlerden birine maruz kalmaya zorlama veya bu eylemleri bir kadına yaptırmak;    c) bir genç kızı a bendinde belirtilen eylemlerden herhangi birine teşvik etmek, zorla maruz bırakmak veya bunları bizzat kendisine uygulatmak    Madde 39 - Kürtaja ve kısırlaştırmaya zorlama    Taraflar aşağıda belirtilen kasti eylemlerin cezalandırılmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır:   a) kadına, önceden bilgilendirilmiş olurunu almadan kürtaj uygulamak;  b) Bir kadının önceden bilgilendirilmiş onayı olmaksızın ve kadın söz konusu usulün mahiyetini anlamaksızın, kadının doğal üreme kapasitesini sona erdirme maksatlı veya bu etkiyi doğuran bir ameliyat yapmak.    Madde 40 - Cinsel taciz    Taraflar bir şahsın onurunu ihlal etme etkisi yaratan veya bu maksatla gerçekleştirilen ve özellikle de aşağılayıcı, düşmanca, hakaretamiz, küçük düşürücü veya saldırgan bir ortam yaratırken, her türlü istenmeyen, cinsel mahiyette sözlü veya sözlü olmayan veya fiziksel davranışın cezai veya diğer yasal yaptırıma tabi olmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    Madde 41 - Yardımcı olmak ve yataklık yapmak ve yeltenmek    1) Taraflar bu Sözleşmenin Madde 33,34,35,36,37,38.a ve 39. Maddelerince belirlenmiş suçların işlenmesine, bu suçlar kasten işlendiğinde, yardımcı olmak ve yataklık yapmanın suç olarak kabul edilmesi için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.     2) Taraflar, kasten işlendiğinde, bu Sözleşmenin madde 35,36,37,38.a ve 39. Maddelerince belirlenmiş suçları işleme girişimlerinin suç kabul edilmesi için gerekli yasal veya diğer önlemleri alacaklardır.    Madde 42 - Sözde ‘namus’ adına işlenen suçlar da dahil olmak üzere, işlenen suçlar için gerekçelerin kabul edilmemesi    1) Taraflar bu Sözleşme kapsamında kalan şiddet eylemlerinin gerçekleştirilmesinden sonra başlatılan ceza davalarında kültür, töre, din, gelenek veya sözde ‘namus’un gerekçe olarak 15 öne sürülmesinin önlenmesini temin etmek üzere, gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    2) Taraflar, herhangi bir şahsın bir çocuğu 1. fıkradaki eylemleri gerçekleştirmeye kışkırtmasının, yapılan eylemlerle ilgili olarak söz konusu şahsın cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmasının önlenmesini temin etmek üzere, gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    Madde 43 - Cezai suçların uygulanması Bu Sözleşme uyarınca belirlenen suçlar, mağdurla fail arasındaki ilişkinin mahiyetinden bağımsız olarak geçerli olacaktır.    Madde 44 - Yargı yetkisi    1) Taraflar suçun aşağıdaki hallerde işlenmesi halinde, bu Sözleşme uyarınca belirlenen herhangi bir suçla ilgili olarak yargı yetkisi oluşturmak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır:   a) kendi topraklarında; veya  b) kendi bandıralarını taşıyan bir gemide; veya  c) kendi yasalarına göre tescil edilmiş bir uçakta; veya  d) kendi vatandaşlarından biri tarafından; veya e normal ikametgahı kendi topraklarında olan bir şahıs tarafından işlenmesi halinde.    2) Taraflar söz konusu suçun vatandaşlarından birine veya normal olarak kendi topraklarında ikamet eden birine karşı işlenmesi halinde, bu Sözleşmede belirlenen herhangi bir suçla ilgili olarak yargı yetkisi oluşturmaya yönelik gerekli yasal veya diğer tedbirleri almaya çalışacaklardır.    3) Bu Sözleşmenin Madde 36, 37, 38 ve 39 uyarınca belirlenen suçların kovuşturulması için, taraflar yargı yetkilerinin söz konusu eylemlerin işlendikleri topraklarda cezalandırılması koşuluna tabi olmasının önlenmesini temin etmek üzere, gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    4) Bu Sözleşmenin Madde 36,37,38 ve 39’u uyarınca belirlenen suçların kovuşturulması için, taraflar 1 d ve e fıkralarına ilişkin yargı yetkisinin, kovuşturmanın ancak mağdurun eylemi haber vermesinden sonra veya Devlet’in suçun işlendiği yerle ilgili bilgiyi sağlaması halinde başlatılması koşuluna bağlı olmasının önlenmesini temin etmek üzere, gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    5) Taraflar, eylemi icra ettiği iddia edilen failin kendi topraklarında bulunduğu hallerde ve söz konusu şahsı sırf milliyetine istinaden üçüncü bir tarafa teslim etmedikleri durumlarda, bu Sözleşmede belirlenen suçlarla ilgili yargı yetkisini oluşturmak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    6) Birden fazla Taraf bu Sözleşme uyarınca belirlenen ve işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili yargı yetkisi talebinde bulunduğunda, ilgili taraflar, yerine göre, kovuşturma için en iyi yargı yetkisini belirleme amacıyla birbirleriyle istişarede bulunacaklardır.     7) Uluslararası hukukun genel kuralları saklı kalmak kaydıyla, bu Sözleşme, Taraflardan birinin kendi iç hukukuna dayalı olarak icra edeceği cezai yargı yetkisini uygulamadan hariç tutmaz.    Madde 45 - Yaptırımlar ve tedbirler    1) Taraflar Bu Sözleşme uyarınca belirlenen suçların, ciddiyetleri dikkate alınarak, etkili, orantılı ve caydırıcı cezalarla cezalandırılması için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    2) Taraflar faillerle ilgili olarak aşağıda belirtilen diğer tedbirler de alabilirler:    – hüküm giyen şahısların izlenmesi veya bu şahısların kontrol altında tutulması;    – Çocuğun menfaatleri, ki buna çocuğun güvenliği de dahildir, başka bir şekilde teminat altına alınamıyorsa velayet haklarının geri alınması.    Madde 46 - Cezayı ağırlaştırıcı koşullar    Taraflar, aşağıdaki koşulların, bu koşulların söz konusu suçun halihazırda temel unsurlarını oluşturmadığı hallerde, iç hukukun ilgili hükümlerine uygun olarak, bu Sözleşmede belirlenen suçlarla ilgili olarak verilecek cezanın belirlenmesinde ağırlaştırıcı koşullar olarak göz önünde bulundurulabileceğini temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır:   a) suçun, iç hukukun kabul ettiği eski veya mevcut bir eşe veya birlikte yaşanan bireye karşı, aile fertlerinden biri tarafından, mağdurla birlikte ikamet eden biri tarafından veya yetkisini suistimal eden biri tarafından işlendiği hallerde;    b) suçun veya suçların mükerrer olarak işlenmesi halinde;    c) suçun belirli şartlar nedeniyle hassas konuma gelmiş bir bireye karşı işlenmesi halinde;    d) suçun bir çocuğa karşı veya çocuğun huzurunda işlenmesi halinde;    e) suçun iki veya daha fazla insan tarafından birlikte hareket ederek işlenmesi halinde;    f )suçtan önce veya suçun işlenmesi esnasında çok aşırı düzeylerde şiddet uygulanmış olması halinde;  g) suçun silah kullanarak veya silah tehdidiyle işlenmiş olması halinde;    h) suçun mağdura ağır fiziksel veya psikolojik zarar vermesi halinde;    i) Failin daha öncede de benzer suçlardan hüküm giymiş olması halinde.    Madde 47- Başka bir Tarafça verilen hükümler    Taraflar ceza hükmünü belirlerken, bu Sözleşme uyarınca belirlenen suçlarla ilgili olarak başka bir Tarafça verilen nihai hüküm olasılığını da göz önüne alarak gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    Madde 48 – Zorunlu anlaşmazlık giderme alternatif süreçlerinin veya hüküm vermenin yasaklanması    1) Taraflar bu Sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddet olayıyla ilgili olarak, arabuluculuk ve uzlaştırma da dahil olmak üzere, zorunlu anlaşmazlık giderme alternatif süreçlerini yasaklamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.    2) Taraflar bir para cezasının ödenmesinin emredilmesi halinde, failin mağdura karşı finansal yükümlülüklerini yerine getirebilme yeteneğinin gereken biçimde hesaba katılmasının temin edilmesi için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.”   Sözleşmenin temelinde şiddetin önlenmesi amaçlanıyor   Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) avukatlarından Gül Erdoğmuş, Sözleşme’nin bu maddelerini ajansımız için yorumladı. Gül’ün yorumu şöyle:   “Sözleşmenin temelinde şiddetin önlenmesi amaçlanmakta. Şiddetin önlenemediği ve meydana geldiği durumda ise kişinin koruma altına alınması en büyük hedef. Bu süreçte kişinin uğramış olduğu tüm zararların tanzim edilmesi ve şiddetin gerçekleşemeyeceği bir toplumun var edilmesi için de devlet tarafından bütüncül politikalar geliştirilmesi devletlere yüklenen sorumluluklar arasında.   Sözleşme maddeleri bütüncül politikalar geliştirmenin kanunlarla nasıl sağlanacağını izah ediyor. Örnek vermek gerekirse zorla gerçekleşen bir evliliğin geçersiz kılınabilmesi, psikolojik şiddet failinin cezalandırılması, kürtaja ve kısırlaştırmaya zorlamanın cezalandırılması, kadın sünnetinin yasaklanması gibi vücut bütünlüğünün korunması, cinsel dokunulmazlık ve medeni haklar alanında çok geniş kapsamlı güvenceler temin etmektedir.    Türkiye’de kanunlar uygulanmıyor   Sözleşmede korunma altına alınan birçok hak Türk Ceza Kanunu ve Türk Medeni Kanun’da yer almakta. Keza aynı şekilde 6284 sayılı kanun yine İstanbul Sözleşmenin imzalanması üzerine Meclis tarafından çıkartılan bir kanun. Ancak Türkiye’de yaşanan en büyük sorun kanunların eksikliği değil kanunların uygulanmayışı. Sözleşmenin suç olarak tanımladığı ‘ısrarlı takip’ halen daha yasalarımızda suç sayılmıyor. Ya da Sözleşmede, suçun çocuğa karşı ya da çocuk huzurunda işlenmiş olması hali daha ağır ceza verilmesini gerektirdiğini düzenlemiş olmasına rağmen bu hükümler uygulanmıyor. Oysaki Anayasanın 90.maddesi gereğince uluslararası sözleşmeler iç hukuk kurallarımızdan üstündür ve kanun ile çelişse dair uluslararası sözleşme hükümleri uygulanır.    Devlet şiddet söz konusu olduğunda arabuluculuk yapamaz   Sözleşmenin 48’inci maddesinde şiddete maruz kalan ile şiddet faili arasındaki anlaşmazlığın alternatif süreçlerle giderilmesi yasaklamıştır. Örnek vermek gerekirse partnerinden şiddet gören bir kadın savcılığa şikayette bulunduktan sonra dosya uzlaştırma komisyonuna gider ve uzlaştırmacı olarak atanan kişi kadını arayarak hangi koşulda şikayetinden vazgeçeceğini ya da vazgeç isteyip istemediğini sorar. Şiddetin söz konusu olduğu bir olayda devletin ‘arabuluculuk’ yaparak şiddete maruz kalan kişinin yanından uzaklaşması kabul edilmez. Uzlaştırma kurumu açıkça Sözleşmeye ayrılık teşkil etse de bugün halan daha uygulanmakta. Yalnızca bu tutum dahi devletin bazı yükümlülüklerini yerine getirmediğini/ eksik getirdiğinin bir göstergesidir.      Namus bahanesi altında cinayet işleniyor   Eski Türk Ceza Kanununda ‘namus saiki ile cinayet’ suçunu işlemek ne yazık ki haksız tahrik sebebi sayılırken 2003 yılında AB uyum yasaları kapsamında yapılan değişiklikler sonucunda ‘töre cinayetleri’ cezalar takdir edilirken nitelikli hal olarak yer almıştır. Günümüzde ‘töre cinayetleri’ ne eskisi kadar rastlanılmıyorsa da ‘namus’ bahanesi altında çok sayıda şiddet/cinayet eylemi gerçekleştiriliyor. Siyasetçilerin kadına yönelik şiddet konularında tutum alması bütüncül politikaların geliştirilmesinde çok önemli bir adımdır. Önemli olan bu tutumların suç gerçekleşmeden önce sergilenmesidir. Yapılan araştırmalarda siyasilerin söylemleri ve yürüttükleri politikalarla kadına yönelik şiddet vakıalarının paralellik gösterdiği ortaya konulmaktadır.         Devlet şiddeti sonlandırmaya yönelik istikrarlı politika üretmeli   Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin sonlanması yalnızca yargının başarabileceği bir şey değil ne yazık ki. Bütüncül politikalar çözümün adresi. Ancak şunu söylemeliyiz ki verilen ceza miktarları çoğu zaman kağıt üzerinde kalıyor. Tehdit, hakaret, basit yaralama, şantaj gibi suçların ceza miktarları yüksek olmadığı için çoğu zaman sanıklara verilen cezalar erteleniyor ya da hükmün açıklanması geri bırakılıyor. Ceza miktarı yüksek olan suçlarda infaz kanununda yapılan değişiklikler sonucu infaz süreleri çok kısalıyor. Oysaki İstanbul Sözleşmesi’nde de yer aldığı gibi etkin bir kovuşturma yürütmenin karşılığı cezasızlık olmamalı.  Devlet şiddeti sonlandırmaya yönelik istikrarlı politikalar üretmeli.   Sözleşme uygulanıyor olsaydı…   Sözleşme uygulanıyor olsaydı okullarda toplumsal cinsiyet eşitliği derslerinin verildiği, kadınların iş hayatına eşit oranda katıldığı, televizyonlarda şiddetin meşrulaştırılmadığı ve her şeyden önce toplumda şiddetin ortaya çıkmaya cesaret edemeyeceği bir Türkiye’de yaşıyor olurduk diye düşünüyorum. Bu Türkiye’yi var etmek imkansız değil. Yeter ki sorunu doğru tespit edip çözüm olan İstanbul Sözleşmesi uygulamak, Sözleşmeye paralel politikalar geliştirmektir.”