İstanbul Sözleşmesi’nin 48’inci ve 57’nci maddeleri ne diyor? 2021-05-28 09:01:44   Sena Dolar   İSTANBUL- İstanbul Sözleşmesi’nde taraflara şiddete uğrayanlara hukuki yardım ve ücretsiz adli yardım alma hakkını sağlama yükümlüğü veren 57’nci maddeyi değerlendiren feminist avukat Meriç Eyüboğlu, şöyle diyor: “Hülya Halaçkay erkek şiddetine maruz kaldığı için boşanma davası açmak istiyor ve Bakırköy Adliyesi’ne gidiyor. Fakat adliyenin veznesinde görevli olanlar kendisine o zamanlar için 480 lira ödemesi gerektiğini söylüyorlar. Erkek şiddetine maruz kaldığınız için yapılan her başvuru ücretsiz olmalı ama uygulama bu yönüyle de aksi pek çok örnekle dolu.”   AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın imzası ile 20 Mart günü feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nin, iktidar yanlıları tarafından 1 Temmuz’da yürürlükten kalkmış olması öngörülüyor. Buna karşı kadınların mücadelesi devam ederken Jin News olarak Sözleşme’nin maddelerini işlediğimiz yazı dizimizin bu bölümünde 48’inci ve 57’nci maddelere yer vereceğiz.   “Madde 48 - Zorunlu anlaşmazlık giderme alternatif süreçlerinin veya hüküm vermenin yasaklanması   1 - Taraflar bu Sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddet olayıyla ilgili olarak, arabuluculuk ve uzlaştırma da dahil olmak üzere, zorunlu anlaşmazlık giderme alternatif süreçlerini yasaklamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.   2 - Taraflar bir para cezasının ödenmesinin emredilmesi halinde, failin mağdura karşı finansal yükümlülüklerini yerine getirebilme yeteneğinin gereken biçimde hesaba katılmasının temin edilmesi için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.   Madde 57 -  Hukuki yardım   Taraflar, mağdurların iç hukuk kurallarının öngördüğü koşullar altında hukuki yardım ve ücretsiz adli yardım alma hakkını sağlayacaklardır.”   Feminist Avukat Meriç Eyüboğlu, 48’inci ve 57’nci maddede yer alan tespitleri ajansımız için yorumladı.   ‘Sözleşme eşitsizliği derinleştirecek olan arabuluculuğu yasakladı’   “Arabuluculuk ve uzlaştırmaya ilişkin Madde 48 son derece önemli. Çünkü 48’inci madde, erkek şiddetine ilişkin şikayetlerde, davalarda ve dosyalarda bunun uygulanmaması gerektiğini söylüyor. Biliyoruz ki pek çok kadın yakınındaki erkekten şiddete maruz kaldığı için şikayetlerini geri alıyorlar. Geri alma nedenlerinin önemli bir bölümü de devam eden şiddetten korkuyor ve kendilerini çaresiz ve alternatifsiz hissediyor olmaları. Erkek şiddeti, eşit olmayanlar arasında bir ezme-ezilme ilişkisinden kaynaklanıyor. Eşit olmayanlar arasında kurulan bir ilişkide siz arabuluculuk, uzlaşma gibi mekanizmaları devreye koyarsanız zaten suça maruz kalanın eşitsizliğinin altını çizmiş oluyorsunuz. İstanbul Sözleşmesi o yüzden yasaklıyor, tesadüf değil. Türkiye’deki uygulama bu şekilde mi peki? Hayır değil. Her seferinde bizim maruz kaldığımız suçlar sadece kadın cinayeti değil ki, erkek şiddetinin pek çok yüzüne maruz kalıyoruz. Bunlarla ilgili siz arabuluculuk, uzlaşma mekanizmalarını getiriyorsanız zaten bizim maruz kaldığımız geniş yelpazedeki erkek şiddetini kapsam dışında bırakıyorsunuz demektir.   Ekonomik yaptırımların etkin uygulanmasını öngörüyor   Madde 48’in ikinci bölümünde İstanbul Sözleşmesi diyor ki, ‘Para cezası veriyorsunuz ama bu para cezalarının bir karşılığı olmuyor, ödenmiyor. Sanki bir yaptırım varmış gibi oluyor. Bu para cezalarını verirken suça maruz kalana gerçekten ödenmesini, etkili bir yaptırım olmasını sağlayın.’ Önemli bir şey söylüyor. Mesela nafaka da tartıştığımız bir şey. !Mağdur erkekler’ süreçlerinde , ‘Yandık bittik mahvolduk süresiz nafaka’ diyorlardı. Bununla ilgili Türkiye’de sağlıklı veriler yok ama o dönemde Kadın Dayanışma Vakfı, dosyaları üzerinden bir inceleme yapmıştı. Ortaya çıktı ki Türkiye’deki bağlanan nafaka ortalaması 170 lira. 170 lira olmasa 300-500-1000 lira olsa ne yazar. Bağlanan nafakaların yüzde 80’inin ödenmediği bu çalışmada ortaya çıktı. Teorik olarak kanunda düzenleme var mı? Var. Nafaka bağlanıyor mu? Bağlanıyor ama ödenmiyor. Bu madde sadece boşanma davası ve nafaka için değil erkek şiddeti alanının bütününde ekonomik yaptırımların etkili olması ve denetlenmesini öngören bir madde.   ‘Erkek şiddetine ilişkin yapılan başvurular ücretsiz olmalı’   Hem 6284 hem de İstanbul Sözleşmesi çerçevesinde avukat talep etme ve ücretsiz yardımdan yararlanma hakkı var. Peki, öyle mi? Örneğin Hülya Halaçkay kendi hayatına sahip çıkan kadınlardan biri. Erkek şiddetine maruz kaldığı için boşanma davası açmak istiyor ve Bakırköy Adliyesi’ne gidiyor. Fakat adliyenin veznesinde görevli olanlar kendisine o zamanlar için 480 lira ödemesi gerektiğini söylüyorlar. Oysaki boşanma dilekçesini Hülya, adliye önündeki arzuhalciye yazdırmış ve 250 lira ödemiş üzerinde başka para yok. Zaten bulaşıkçılık yaparak kazandığı paraya da erkek el koyuyor. Dolayısıyla erkek şiddetine maruz kaldığınız için yapılan her başvuru ücretsiz olmalı ama uygulama bu yönüyle de aksi pek çok örnekle dolu. Avukat atama meselesi açısından ise bu düzenleme sonrasında yol alındı. Pek çok baro avukat atama konusunda bir mekanizma oluşturdu. Türkiye’nin herhangi bir yerinde baroya başvurduğunuzda avukat atanmayabilir size ama büyük şehirler için durum çözülmüştü. Şu an kadın avukatlar arasında da konuşuluyor. Çok güven vermeyen barolar avukat atamaya devam eder mi bu başvurularda? Bundan sonraki tutum nasıl işler? Bu konuda üzerine düşündüğümüz, konuştuğumuz bir süreç.”