Tecride karşı başlatılan ‘Bu suça ortak olmayacağız’ kampanyasına çağrı 2021-06-05 09:05:12   Habibe Eren   İSTANBUL- PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları ile görüşme sağlanması için başlattıkları ve 768 hukukçunun imza verdiği “Bu suça ortak olmayacağız” imza kampanyasına ilişkin konuşan ÖHD Eş Genel Başkanı İlknur Alcan, “İmralı’daki tecridi, ülkede politika ölçütü olarak kabul edebiliriz, ülkenin daha demokratik olabilmesi için adadaki tecridin kırılması gerekiyor” dedi.   PKK Lideri Abdullah Öcalan, uluslararası güçlerin desteği ile 1999 yılında Türkiye'ye getirilmesinden bu yana anayasal hak olan ve tüm hükümlülerin yapmasına olanak sağlayan aile, avukat ve vasi görüşünü anca dönem dönem yapılan kitlesel eylemlerle sınır sayıda kullanabildi. 2011 yılında yapılan avukat görüşünün ardından Asrın Hukuk Bürosu 8 yıl sonra ilk kez Mayıs 2019'da müvekkilleriyle bir görüşme gerçekleştirebildi. 2019 yılında 5 avukat görüşmesi gerçekleşirken Abdullah Öcalan, 2020 yılında da ilk defa telefon hakkını kullanabildi. İkinci telefon hakkı ise ancak 4 dakikalık görüşme ile sınırlı oldu.    Disiplin cezaları görüşlere engel   Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, Abdullah Öcalan’ın 2009 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gönderdiği savunmasına ek olarak hazırladığı "Yol Haritası" gerekçesiyle 23 Eylül 2020'de 6 aylık avukat görüş yasağı getirmişti. Yasak süresinin dolması üzerine avukatların yaptığı başvurularda Ocak 2021 tarihinde Abdullah Öcalan’a yeni bir disiplin cezasının verildiği ortaya çıktı.   Abdullah Öcalan üzerinde ağırlaştırılmış tecrit devam ederken, cezaevinde bulunan PKK ve PAJK’lı tutsakların tecridin kaldırılması talebiyle 27 Kasım 2020’de başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi eylemleri ise 191’inci gününe girdi.    Hukukçulardan imza kampanyası   Ağırlaşan tecrit ve İmralı’dan haber alınamamasına ilişkin Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) “Bu suça ortak olmayacağız” başlığıyla imza kampanyası başlattı.   Yeni Yaşam gazetesine verdikleri ilan ile kampanyalarını duyuran 768 avukat ve hukukçu,  Abdullah Öcalan’ın bir an önce avukatlarıyla görüşmesinin önünün açılmasını istedi.  Metinde Abdullah Öcalan’ın 7 Ağustos’tan bu yana avukatlarıyla görüşülmediğine dikkat çekilerek, Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme talebi olduğu ve bu talebin karşılanmasının ise hukuk devletinin gereği olduğuna vurgu yapıldı. Metne imza atanlar arasında ise Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin ve Asrın Hukuk Bürosu avukatları da bulunuyor.   ÖHD Eş Genel Başkanı İlknur Alcan başlattıkları kampanyaya ve İmralı tecrit sistemine dair ajansımıza konuştu.   ‘İmralı sistemi hukukta yok fiiliyatta var’   Hukuken “İmralı Sistemi’nden” bahsetmenin mümkün olmadığını ancak fiilen yıllardır uygulandığını belirten İlknur, “İmralı tecrit sistemi hem Türkiye’nin iç hukukuna hem de uluslararası sözleşmelere aykırı. Türkiye'de anayasada infaz kanununda tanınmış haklar var. Hükümlülerin aileleri ile avukatları ile görüş hakkının nasıl düzenleneceği ve nasıl olacağı kanunlarda belirtilmiş. Eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde İmralı’da farklı bir sistem uygulanıyor. 2011 yılından sonra avukatları ile görüştürülmüyordu. 2019 yılında toplam beş görüşme yapıldı. Sonrasında yine tecrit devreye kondu. Avukat ile görüşme hakkı yok, telefon ile görüşme hakkı yok, mektup yok, faks yok. Her türlü iletişim araçları ile haberleşme hakkı engellenmiş durumda” diye konuştu.   ‘Ailelerin savcılığa çağrılması ayrımcılık’   Abdullah Öcalan’ın telefon ile görüşme hakkından ilk kez 27 Nisan 2020’de faydalandığını anımsatan İlknur, kardeşi Mehmet Öcalan’ın savcılığa çağrılarak bir telefon görüşmesi sağlandığını vurguladı. Türkiye’de böyle bir uygulamanın olmadığına dikkat çeken İlknur,  “Hiçbir mahpusun ailesi savcılığa gelerek aile yakını ile telefon ile görüşmüyor. Ama tabi ki burada da bir ayrımcılık var” ifadelerini kullandı.   ‘AİHM sistematik işkence olarak kabul ediyor’   AİHM’in tutsakların haberleşme haklarının engellenmesini işkence suçu olarak kabul ettiğini ve cezaevindeki bu uygulamaların AİHM’in 3 maddesini açıkça ihlal ettiğini vurgulayan İlknur,  “AİHM’e göre bu durum sistematik bir işkence. Biz ÖHD olarak bir metin yayınlayarak bir imza kampanya başlattık. Yaklaşık 770 avukat imza verdi. Sayın Abdullah Öcalan’ın avukatları ile görüştürülmesi talebinde bulunduk. Türkiye’de hapishanelerde başlayan insan haklarına aykırı uygulamalar ilk önce İmralı hapishanesinde başlıyor daha sonra birçok kısıtlayıcı uygulama diğer hapishanelerine yayılıyor” dedi.   ‘Görüşme olmadığı için başvuru da olmuyor’   Avukat görüşünün engellenmesinin hukuka aykırılığının yanı sıra aynı zamanda avukatların müvekkillerinin sağlık hakkı ve iletişim özgürlüğünün ihlaline karşı yapabileceği başvuruların da önüne geçebildiğinin altını çizen İlknur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kişi hükümlü olduğu için bu haklar ellerinden alınamaz. Avukatlar bunların uygulanıp uygulanmadığını denetleyen, bunların aleyhine bir durum varsa buna karşı hukuki işlemleri başlatan kişilerdir. Abdullah Öcalan’ın avukatları ile görüşmesi gerekiyor ki uğradığı hak ihlaline karşı başvuru yapabilesin. Kendisi de kardeşi ile yaptığı son telefon görüşmesinde bu durumun hukuki olmadığını ve avukatları ile görüşmek istediğini açıkça belirtmiştir.”   ‘Tecrit politika ölçütü’   “Tecrit sisteminin hukuki ve siyasi yansımalarını kendi yaşamımızda da görebiliyoruz” diyen İlknur, “Örneğin kitap kısıtlamaları önce İmralı’da başladı sonra tüm hapishanelere yayıldı. Bugün pandemi gerekçe gösterilerek çeşitli kısıtlamalar yapılıyor; tamamı İmralı’da uygulanıyordu. Tecrit koşulları ülkedeki siyasi ve demokratik atmosferi de belirliyor. Tecrit ne kadar derinleşirse ülkenin demokratikleşmesi de bir o kadar zorlaşıyor. İmralı’daki tecridi ülkede politika ölçütü olarak kabul edebiliriz, ülkenin daha demokratik olabilmesi için adadaki tecridin kırılması gerekiyor” diye ekledi.   'Herkesin bildiriye sahip çıkması gerekiyor'     Bütün hukukçuların ve tüm yurttaşların bu bildiriye sahip çıkması gerektiğine işaret eden İlknur, “Bugün 4. Yargı Paketi için de bir yasa değişikliğinden bahsediliyor. Gerek görülürse kişinin avukatı ile görüşmesine kısıtlama getirilebileceği söyleniyor. Bugün İmralı’da uygulanan kısıtlamanın bir benzerini tekrardan karakola, emniyete sokuluyor. Bu nedenle kişilerin kendi özgürlüklerini düşünerek bu uygulamalara karşı çıkması gerekiyor” uyarısında bulundu.