Cumartesi Anneleri: Yargı, mafya-devlet çıkarı için çalışıyor 2021-06-05 12:50:51   İSTANBUL- Cumartesi Anneler, eylemlerinin 845’inci haftasında, iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın akıbetini sorarak, “Yargı sistemi politik çıkarlar ve mafya – devlet iç hesaplaşma doğrultusunda çalışmaktadır. 90’larda uygulanan devlet politikası devam etmektedir değişen hiçbir şey yok” dedi.   Cumartesi Anneleri, “Failler belli, kayıplar nerede” sloganıyla her hafta gerçekleştirdikleri eylemlerinin 845’incisini pandemi nedeniyle online olarak gerçekleştirdi. Eylemde bu hafta, 1994 yılında gözaltında kaybedilen 3 iş insanı Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın akıbeti soruldu.   Eylemde ilk olarak konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, faillerin cezalandırılmadığını belirterek, “Dinmeyen bir acıdır Savaş’ın Adnan’ın ve Hacı ’nın katledilişleri. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen katilleri ne yazık ki cezalandırılmadı. Bu ülkede adaletin ve vicdanın birazcık da olsa kırıntısı kalmışsa eğer bu cinayetleri işleyenler cezalandırılmalı. Bu ülkede katiller cezalandırılmıyorsa adalet de vicdan da çürümüş demektir. Bu ülkeyi yönetenlerin şunu bilmesini isterim ki bu ülkede yargısız infazların, faili belli cinayetlerin ve kayıpların akıbeti bulunana kadar bizler bu mücadeleye devam edeceğiz” dedi.   ‘Yargı mafya - devlet doğrultusunda çalışıyor’   Ardından konuşan Adnan Yıldırım’ın kızı Leyla Yıldırım, Mehmet Ağar’ın başında bulunduğu bir çete örgütünün olduğu ve çetenin devletin bilgisi dahilinde oluşturulduğunu kaydetti. Dönemin Başbakan’ı Tansu Çiller’in çete örgütlerinden sorumlu olduğunu vurgulayan Leyla, çete örgütünün birçok Kürt aydını ve iş insanını katletmesinin Kürt halkını sindirme politikası olduğuna işaret etti.   Faili meçhul cinayetlerin “siyasi” cinayetler olduğunu aktaran Leyla, “JİTEM davasında bu cinayetler kriminalize olaylar olarak ele alınmıştır. Ve katiller beraat etmiştir. Görüyoruz ki Mehmet Ağar’a verilen beraat kararı onun sahalara dönüş biletiymiş. Ne acıdır ki yargı sistemi politik çıkarlar ve mafya – devlet iç hesaplaşma doğrultusunda çalışmaktadır.  90’larda uygulanan devlet politikası devam etmektedir değişen hiçbir şey yok. Mehmet Ağar sadece bir isim. Bu sistem Mehmet Ağar gibi birçok insanı yetiştirecektir” ifadelerini kullandı.   Eylemde basın metnini Cumartesi İnsanlarından Rezzan Karaman okudu.   İş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın 3 Haziran 1994 tarihinde İstanbul Yeşilköy Çınar Oteli'nden çıktığı sırada polis kimlikli kişilerce gözaltına alındığını ve ‘İfadelerinizi alıp bırakacağız’ denilerek otomobillere bindirildiği bilgisini paylaşan Rezzan, olayın hemen ardından ailelerin ilgili tüm kurumlara başvurduğunu ancak 3 iş insanının gözaltına alınmalarının reddedildiğini belirtti.   ‘Delilere rağmen beraat ettiler’   Rezzan, şöyle devam etti: “4 Haziran 1994 tarihinde Bolu/Yığlıca’da işkence ile sorgulandıktan sonra ateşli silahla infaz edilmiş bedenleri köylüler tarafından bulundu. Üzerlerinde kimlik, cüzdan, saat, çakmak gibi kişisel eşyaları yoktu. Onların kimler tarafından kaçırıldıkları, sorgulandıkları ve infaz edildikleri devletin raporlarına, savcılık ifadelerine geçti. Olay kamuoyunda Ankara JİTEM davası adıyla bilinen davanın mahkeme tutanaklarında detaylarıyla yer aldı. Ancak Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanıklar, delillere, belgelere, itiraflara rağmen beraat ettirildi. (13\12/2019 Tarih-2014/163 Esas ve 2019/583 Karar)  Karara itiraz eden aileler istinaf kanun yoluna başvurdular.”   ‘Sedat Peker’in ifşaatları araştırılsın’   Üst mahkeme olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesi ilk mahkemenin verdiği kararın hukuka uygun olmadığı tespitini yaptığını ve  oy birliği ile söz konusu olan kararın bozulduğunu dile getiren Rezzan, “Bu bozma kararının bariz yargı hatalarının düzeltilmesine yönelik bir hamle olmaması, gerçekten hukukun işletilmesine yönelik bir adım olmasını talep ediyoruz. Peker’in ifşaatlarında bir kez daha Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın MGK kararı doğrultusunda ve Mehmet Ağar’ın talimatı ile Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı Özel Harekat Dairesi Başkanlığı’nın organizasyonunda zorla kaybedildikleri iddiası yer aldı. Hatırlatıyoruz ki bu ve benzer ithamların hukuki ve toplumsal bir sonuca ulaşmaması yalnız devletin kurumlarındaki çürümeyi değil, toplumsal çürümeyi de derinleştiriyor” şeklinde konuştu.   Rezzan son olarak ilgili tüm kurumların görevini yerine getirmesi çağrısında bulundu.