Liseli Feminist Dalga: Evlere kapanmayacağız, sesimizi kısmayacağız 2021-06-07 18:32:13     İZMİR - Liseli Feminist Dalga gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla TCK’nın 103’üncü Maddesi’ne ilişkin tartışmalara değinerek, “Bizler evlere kapanmayacağız, sesimizi kısmayacağız. Sokak sokak, meydan meydan, okul okul, sınıf sınıf çocuk istismarına, katliamlara karşı ‘İstanbul Sözleşmesi Bizim’ demeye devam edeceğiz.   Liseli Feminist Dalga, 27 Mayıs 2021’de Kadına Yönelik Şiddetin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nda ve Meclis Adalet Komisyonu’nda gündeme getirilen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 103. maddesi ile ilgili af girişimine ilişkin İzmir’de Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinde bulunan ÖSYM binası önünde bir araya geldi. “Çocuk istismarcıları serbest bırakılıyor. İstanbul Sözleşmesi feshedilemez” yazılı pankart açan kadınlar “İstanbul Sözleşmesi bizim vazgeçmiyoruz”, “Erkek adalet değil, gerçek adalet” sloganları attı.   Basın açıklamasını kadınlar adına Suda Avcı okudu.   Yıllardır çocuk istismarcıları, kadın katilleri ve şiddet faillerinin serbest kalması için meclise af konusunun sürekli gündeme getirildiğini belirten Sude, 27 Mayıs’ta da Kadına Yönelik Şiddetin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nda ve Meclis Adalet Komisyonu’nda bunun gündeme getirildiğini hatırlattı. Görüşmelerin yine şaşırtmadığını dile getiren Sude, “Ders kitaplarında, yandaş medyada sürekli erken yaşta evliliği, şiddeti meşrulaştırmaya çalışanlar yine iş başında. Kadına karşı şiddetin araştırılması komisyonuna Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) adına davet edilen Başkan Süleyman Arslan; kadına yönelik şiddetin erkeklerin birbirine karşı şiddetinden farksız olduğunu ve 15 yaşındaki çocukların nikahının ‘insan hakkı’ olduğunu savundu. Kadınları, LGBTİ+ları aile içerisinde baskılamaya çalışan zihniyet evlilik dışı beraberliklere de ‘sapkın ilişkiler’ dedi. Şiddetin azalması için de helal beslenmeye özen gösterilmesi ve anneliğin özendirilmesi önerisinde bulundu” ifadelerine yer verdi.    ‘Aklamayla karşı karşıyayız’   Sude, kadın ve çocuklara karşı cinsiyetçi ve istismar eden ifadelerin her geçen gün arttığını kaydederek, “Her geçen gün kadınlar erkek şiddetiyle katledilirken, erkek şiddeti yüzünden LGBTİ+ların maruz bırakıldığı nefret söylemleri yine dini istismar ve anne emeğine yüklendi. Yine aynı şekilde AKP’li Abdullah Güler, cezaevlerindeki evli mahkumların aile birliğini ve bütünlüğünü korumak adına cezalarının ertelenmesi gerektiğini savundu. Daha öncesinde 14 yaşındaki çocuklarının onlara tecavüz edenlerle evlendirilmesini meşrulaştırmak adına sürekli olarak gündemde tuttukları, evlilikleri 12 yaşına kadar indirerek çocuk yaşta evliliği meşrulaştırmaya çalıştıkları, istismarcıları evli oldukları ve aile bütünlüğü korunsun diye serbest bırakarak tacizi, tecavüzü, şiddeti erkek adalet ile aklamaya çalıştıkları bir durumla karşı karşıyayız” sözlerine yer verdi.    ‘Sesimizi kısmayacağız’   İstanbul Sözleşmesi’ni Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle fesheden, 1 Temmuz’da kesin olarak feshedileceğini duyuranların ve bunun için sevinç naraları atanların bu zihniyetin ürünü olduğunun altını çizen Sude, şöyle devam etti: “Kadınların kendi bedenini, yaşamını yok sayan, LGBTİ+ların doğrudan varlığını kabul etmeyen ve ailede baskılamaya çalışanlar İstanbul Sözleşmesi’ni feshedilmesine destek olanlardır. Bizler İstanbul Sözleşmesi erken yaşta evliliğe karşı bir sözleşmedir, kadın katliamlarına, LGBTİ+lara yönelik şiddet ve nefret suçlarına karşı bir sözleşmedir dedikçe AKP iktidarı ve müritleri istismarı, tacizi, tecavüzü meşrulaştırmaya çalışıyor. Toplumsal cinsiyet rolleriyle anneliği kutsallaştırarak kadınları, LGBTİ+ları bu gerici düşünceye hapsetmeye çalışıyorlar. Erkek şiddeti hala kadınları katletmeye, LGBTİ+lara şiddet uygulamaya devam ederken bizler evlere kapanmayacağız, sesimizi kısmayacağız. Sokak sokak, meydan meydan, okul okul, sınıf sınıf çocuk istismarına, katliamlara karşı ‘İstanbul Sözleşmesi Bizim’ demeye devam edeceğiz.”