Danıştay, İstanbul Sözleşmesi başvuruları karşısında sessiz 2021-06-28 09:01:04     Sena Dolar   İSTANBUL - Cumhurbaşkanı kararnamesiyle bir gece yarısı İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılma kararına karşı Danıştay’a yapılan en az 17 başvurunun işleme alınması için Danıştay, Cumhurbaşkanlığı’nın savunmasını bekliyor. Ancak başvurucular “Çok geç olmadan” uyarısında bulunuyor.   AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 20 Mart’ta gece yarısı İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme kararı alınması ardından 30 Nisan tarihli Resmi Gazete’de Sözleşme’nin 1 Temmuz 2021'de sona ereceği kararı yayımlandı. Karar ardından barolar, siyasi partiler, kadın örgütleri ve kurumları, sivil toplum örgütleri, Danıştay’a yürütmenin durdurulması ve iptali için dava açtı.   Başvurularda Cumhurbaşkanı’na tek başına yürütme yetkisinin verilmesinin Anayasa’nın 90’ıncı maddesine aykırı olduğu dile getirilirken, fesih kararının hukuka aykırı biçimde alındığı kaydedildi. 17 kurum, kuruluş ismin Danıştay’a yaptığı başvuruların, "davalı iradenin savunması alındıktan sonra incelenmeye alınması" bekleniyor. Cumhurbaşkanlığı’nın 2 Temmuz’a kadar savunma vermemesi üzerine dilekçeler işleme alınacak.   Baroların Danıştay’a yaptığı başvurular   Sözleşme’den çekilme kararı sonrası İstanbul Barosu, İzmir Barosu, Ankara Barosu, Antalya Barosu, Mersin Barosu ve Adana Barosu’nun Danıştay’a yürütmenin durdurulması talebiyle başvuruda bulundu, ancak başvurulara dair hala bir gelişme yaşanmadı.   Antalya Barosu’nun, İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırılmasının anayasa aykırı olduğunu belirterek Danıştay 10’uncu Dairesi’ne yaptığı başvuruda Daire, “davalı idarenin savunması alındıktan veya yasal süresi geçtikten sonra incelenmesi gerektiğine” karar verdi. Antalya Baro Başkanı Polat Balkan, İstanbul Sözleşmesi’nin uluslararası bir sözleşme olduğunu vurgulayarak, Sözleşme’den çekilmenin, uluslararası hukuktan kopuşa kadar gidebilecek ciddi sonuçlar doğuracağının altını çizdi.   Danıştay’a başvuru yapan partiler   Öte yandan sadece kadın örgütleri ve barolar değil, siyasi partiler de bu kapsamda Danıştay’a başvuruda bulundu. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, Sol Parti, Deva Partisi, Halkın Kurtuluş Partisi (HKP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) de fesih kararına karşı farklı tarihlerde Danıştay’a başvuruda bulundu. Danıştay söz konusu başvuruların, Cumhurbaşkanlığı’nın savunması alındıktan sonra yürütmenin durdurulması talebinin incelenmesi gerektiği yönünde karar verdi.   Kadın örgütlerinin başvuruları   Mor Çatı, 20 Mayıs tarihinde Danıştay’a başvuruda bulundu. Danıştay’a yapılan başvuruda, “öncelikli olarak kararların yürütmesinin durdurulması ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme ve bu çekilme ile oluşacak çok muhtemel zararların/ihlallerin engellemesi” istendi. Fakat Danıştay’dan başvuruya dair bir yanıt alınmadı.   ‘Telafisi mümkün olmayan gecikmeye sebep oldular’   Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nin Danıştay’a yaptığı başvuru günlerce bekletildi. Dernek avukatlarından Nilda Baltalı, Danıştay’ın yürütmenin durdurulması kararı vermesi gerektiğini, ancak karar vermeyerek telafisi mümkün olmayan gecikmeye sebep olduğunu aktardı. Danıştay’ın tutumunu değerlendiren Nilda, “İdarenin cevap verme süresi 2 Temmuz günü dolmaktadır. Sözleşme’nin feshi için belirlenen süre ise 1 Temmuz'dur. Yürütmenin durdurulması kararı verilmedi. İdarenin savunmasından sonra incelenecek. 1 Temmuz’dan itibaren Sözleşme iç hukukumuzda geçerli olmayacağı için hak kaybına yol açmamak adına Cumhurbaşkanlığı kararının yürütmesi durdurulabilirdi” dedi.   Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği (KİH - YÇ) de İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi ve yürürlükten kaldırılma tarihinin 1 Temmuz olarak belirlenmesine karşı Danıştay’a “yürütmeyi durdurma” talebiyle dava açan kurumlardan biri. KİH-YÇ’nin açtığı davaya ilişkin de henüz bir gelişme kaydedilmedi.   Bireysel başvurular   Tevgera Jinên Azad (TJA) Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan, tutuklu bulunduğu Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nden Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin iptali için Danıştay’a başvuru yaptı.   Avukat Sedef Erkan ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı kararıyla İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin iptali için Danıştay'da dava açtı. Ajansımıza konuşan avukat Sedef Erkan, Mart ayında yaptığı başvuruya ilişkin, “İstanbul Sözleşmesi’nin feshine karşı Danıştay'da açtığım davada 95’inci gün ve henüz mahkeme Yürütmeyi Durdurma Kararı için inceleme bile yapmamış durumda. Sözleşme’den çıkışın 1 Temmuz’da kesinleşeceği bu aşamada Danıştay'ın acilen konuya dair harekete geçmesini talep ediyorum. Böyle bir durumda, yasal haklarımızda bir geriye gidiş varken Danıştay'ın bu sessizliğine bir anlam veremiyorum” değerlendirmesinde bulundu.   20 Mart’tan bu yana kadınlar: Yasalar sokakta yazılır   Danıştay başvurularının yanı sıra, 20 Mart gece yarısı Cumhurbaşkanı’nın aldığı karara karşı kadınlar sokağa çıktı. Bir hafta boyunca Türkiye’nin pek çok il ve ilçesinde çeşitli eylem ve etkinlikler düzenlendi. On binlerce kadın sokaklarda “İstanbul Sözleşmesi bizim vazgeçmiyoruz”, “Yasalar sokakta yazılır” şiarıyla ses çıkardı. Eylemlerin ardından Ankara’da yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alınan kadınlar, gözaltı sürecinde, “Yaşasın kadın mücadelemiz” mesajını vererek geri adım atmayacaklarını gösterdi.   Kadınlar 1 Temmuz’a hazırlanıyor   Kadınlar, “Sözleşme yoksa feminist isyan var” yazılamalarıyla sokakta olduklarını bir kez daha vurguladı. Galata Kulesi, Topkapı Sarayı, Diyarbakır Surları ve Türkiye’nin pek çok sembolik noktasına “İstanbul Sözleşmesi bizim, vazgeçmiyoruz” pankartları asıldı. “Eve gitmeyeceğiz her yeri direniş alanına çevireceğiz” diyen kadınlar, kazanılmış hakları olan İstanbul Sözleşmesi için aylardır sokakta mücadele ediyor. Pedal çevirerek, ses çıkararak, slogan ve zılgıt atarak, trafiği kapatarak her türlü eylemi gerçekleştiren kadınlar, 1 Temmuz’u “İsyan Günü”ne çevirmek için Taksim Tünel’de bir araya gelmeye hazırlanıyor.