Deniz’in ardından kadınlar: Birleşik mücadele büyütülmeli 2021-06-28 09:03:04     Melike Aydın    İZMİR - HDP’ye dönük saldırıda Deniz Poyraz’ın katledilmesinin Kürtlere, kadınlara ve demokratik kamuoyuna verilen cevap olduğunu söyleyen kadınlar, birleşik mücadelenin artırılması çağrısında bulundu.     Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne saldıran faşist Onur Gencer’in Deniz Poyraz’ı katletmesine dönük tepkiler dur durak bilmiyor. Hemen hergün yapılan eylem ve etkinliklerde katliama dönük tepkiler dile getiriliyor ve saldırının arkasında gizli bir gücün olduğuna işaret ediliyor. Ajansımıza konuşan kadınlar, Kürtlere, kadınlara ve demokratik kamuoyuna mesaj verildiğini söyleyerek, birleşik mücadelenin arttırılması vurgusunda bulundu.    ‘Suikast 2014 çöktürme planının devamı’   Yaşananları 2014’te Milli Güvenlik Kurulu’ndaki (MGK) toplantıda alınan “Çökertme Planının” uygulanması olarak değerlendiren Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Nur Aytemur, barış sürecinin bozulduktan sonra Kürtler üzerindeki savaş politikalarının devam ettiğini belirtti. Nur, “AKP de bunların siyasi ayağı. Paramiliter güçlerle ilişkileri bu kadar ayyuka çıkmış durumda. Özellikle vatan ve millet duygusunu kabartarak düşmanlaştırma politikasıyla Kürtlere yapılan bir saldırı var. Bunun kırım olduğunu aylar öncesinde yaptığımız ‘Kendimizi Savunuyoruz’ kampanyası ile tespit etmiştik. ‘Kendimizi savunuyoruz’ derken bunu kast ediyorduk. Dilimizi konuşarak, örgütlü gücümüze sahip çıkarak savunuyoruz. Kampanya hala devam ediyor” diye ifade etti.   ‘Kadın ve Kürt sorunu seçim malzemesi yapılmayacak konular’   Faşizmin sistem inşasını kadınları yok sayarak hızlandırdığını belirten Nur, bu yüzyılın kadın yüzyılı olduğunun devlet tarafından da bilindiğini belirtti. Kürt sorununun da kadın sorununun da sandıkta çözülmeyeceğini vurgulayan Nur, “Kadın ve Kürt sorunu seçim malzemesi olmayacak bir konu olduğunun kadın örgütleri bilincinde. Bu mücadelenin örgütlü bir mücadeleden geçtiğinin fakındayız. Kürdün, alevinin, öteki olmanın, çocukların sözünü biz kadınlar daha çok söylemeliyiz. TJA olarak tüm kadın hakları, insan hakları savunucularını bu mücadelenin sokakta mücadele ederek elde edileceğine inanıyoruz” diye belirtti.    ‘Saldırı kadınlara mesaj’   HDP’ye dönük saldırının hem kadın cephesine hem demokratik kamuoyuna hem de emekçi sol harekete verilmiş bir cevap olduğunu söyleyen Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) MYK Üyesi Çiçek Otlu, bunu AKP ve MHP iktidarının son dönemde girdiği yönetememe krizinin yansıması olarak değerlendirdi. Devlet destekli çete ve suç örgütü lideri Sedat Peker’in faili meçhulleri ve kadına yönelik tecavüzleri açıkladığını dile getiren Çiçek, “Bu sınıflı toplumların erkek egemen düzenin kadın üzerindeki politikası. Bu politikayı Sakinelerin, Sêvêlerin, Pakizelerin katledilmesinde, Suruç- Ankara katliamında yaşadık. Deniz Poyraz şahsında kadınlara ‘siz ne kadar susmuyoruz, itaat etmiyoruz, korkmuyoruz deseniz de biz sizi katlederek susturacağız’ mesajı veriliyor” şeklinde konuştu.   ‘Yurttaşlar katliamla verilen mesaja cevap oldu’   HDP’ye yönelik kapatılma davasının ardından Deniz’in katledilmesiyle HDP etrafındaki kenetlenmenin engellenmeye çalışıldığını dile getiren Çiçek, fakat buna emekçi sol hareketin, kadın hareketinin ve Deniz’in annesinin dik duruşunun cevap olduğunu belirtti. Çiçek, “Katil devletten hesap sorma anlayışı Kürt halkının asla yenilmeyeceğinin, Kürt halkı olarak bugüne kadar kazanımlarına sahip çıkması ‘bir Deniz gider bin Deniz gelir’ mesajıyla o gün verilmiş oldu. Herkes sahip çıktı. Sokakta olmanın nasıl gerektiğini biliyor herkes” dedi.   ‘Topyekun mücadele edilmeli’   Saldırının, göz göre göre yaşanan kadın katliamlarıyla benzerlikler gösterdiğini vurgulayan Mor Dayanışmadan Deniz Uslu, kadınların kolluğa onlarca şikayet başvurusunda bulunmasına rağmen korunmaması, gerekenin yapılmaması nedeniyle katledildiğini dile getirdi. Deniz’in de sürekli gözaltında olan HDP İl binasına silahla içeri giren biri tarafından katlettiğini ifade eden Deniz, “Ülkemiz faili meçhul olan cinayetlerle çalkalanıyor. HDP’ye yönelik ırkçı saldırılar hükümetin ırkçı politikaların sonucu bir yanıyla. Organize bir cinayet olduğunu düşünüyoruz. Her gün hayatımızda ya bir kadın cinayeti ya bir tecavüz ya bir erkek şiddeti ya da ayrımcılık, ırkçılık, kadın düşmanlığı sonucu katledilen kız kardeşlerimizi görüyoruz. Erkek devlet şiddetine karşı topyekun hareket etmezsek daha karanlık bir tablo ile karşılaşırız” şeklinde ifade etti.   ‘HDP’ye yapılan saldırı kadınlara yapılmış gibidir’   Valiliğe yapılan başvurulara rağmen katliamın gerçekleştiğini dile getiren Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi İzmir İl Örgütünden Nevin Aytekin, fail Onur Gencer’e de erk sistemin kadın katillerine yaptığı gibi yeterli ceza vermeyeceği kaygısını taşıdıklarını kaydetti. HDP’ye yapılan saldırıyı kadınlara yapılan bir saldırı olarak nitelendiren Nevin, “HDP bir kadın partisi olduğu için zaten HDP’ye yönelik bir kampanya var. Sadece HDP değil tüm halkların özgürlüklerine birlikteliğine yönelik. Bir kadın partisi olması kadınlar olarak mücadelenin önünde yer alması açısından da devletin gözüne batma gibi durum söz konusuydu. Kadınlar olarak birlikte olmalıyız birlikte mücadele etmeliyiz” ifadelerini kullandı.    ‘Mafya devlet yöntemleri’   Devletin mafyavari yöntemlerle katliamlar ve suikastlar düzenlemesinin ilk olmadığını ifade eden Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Kadın Meclisinden Ebru Dinçel, devlet-mafya, siyaset-medya ilişkisinin Sedat Peker ifşaatlarıyla değil Susurluk’ta yaşanan kazadan bu yana açık edildiğinin altını çizdi. “Katliamın yöntemi, öncesinde engellenmeyişi ve sonrasında ‘İsmin neydi abicim’ diye sorulması Hrant Dink'i anımsatıyor. Bir cinayetin nasıl önlemediğini ve tetikçinin korunmasını görmüş olduk” diye ekledi.    ‘O pankartta Deniz’in adı kurşunlarla yazıldı’   İstanbul Sözleşmesinin feshine karşı HDP İl binasına asılan ve ilk 3 ayda katledilen kadınların sayısının yazıldığı pankartın bulunduğu kareyi hatırlatan Ebru, “İbretlik bir fotoğraf o. 88 kadının isminin olduğu pankartın arkasında kurşunlarla camın kırılması, o pankarta Deniz’in adı kurşunlarla yazıldı maalesef. O kadınların adı neden yazılıydı çünkü İstanbul Sözleşmesini yıllardır uygulamayan, 6284’ü uygulamakta direnen mahkemelerde kadın katillerini haksız tahrik indirimiyle ödüllendiren bir erkek egemen sistemle karşı karşıyayız. O kadınlar devlet tarafından korunmadıysa Deniz de güvenlik güçlerinin görevini yapmamaları sonucunda katledildi. Babası, kocası tarafından öldürülen kadınlar ile bir SADAT’’çı tarafından öldürülen Deniz arasında korunmamaları ortak noktası var” dedi.