Züleyha Gülüm: 4'üncü Yargı Paketi halka 'güzelleme' olarak sunuluyor 2021-07-01 09:03:08     Dilan Babat- Öznur Değer   ANKARA - AKP ve MHP’nin hazırladığı 4'üncü Yargı Paketi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Yargı Paketi'nin gerilemeye dönük bir paket olduğunu söyleyerek, paketin "güzelleme" olarak halka sunulduğunu ama problemli bir paket ile karşı karşıya kalındığını kaydetti.    AKP'nin yargıya erişim, adli kontrol, kadına yönelik şiddet ve soruşturma usullerine ilişkin yeni düzenleme getiren 4'ncü Yargı Paketi olarak hazırlanan "Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" Meclis'e sunuldu. Önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kurulu'na gelecek olan 4'üncü Yargı paketine ilişkin Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yargı Paketine şerh düştü. İki partide yaptıkları şerh'de eksik düzenlemelerin yer aldığını belirtirken, komisyondan geçen Yargı Paketi ise Genel Kurul'da ilerleyen günlerde tartışılmaya başlanacak.    4'üncü Yargı Paketi Komisyon görüşmelerinde yer alan HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.    'Gerilemeye dönük düzenlemeler'   İktidarın uzun zamandır sözde insan hakları, demokrasinin ilerlemesi için yargı paketlerini çıkararak yeni düzenlemeler yaptığını ama bu düzenlemelerin ilerlemeye değil tam tersine gerilemeye yol açtığını söyleyen Züleyha, "Fiilen önce uygulamaya başlıyor, bir takım hukuki hakları yok sayıyorlar uygulamada bunları yerleştiriyorlar arkasından gelip diyorlar ki; 'böyle bir duruma yasal düzenlemeler' diyerek geri düzenleme getiriyorlar. Ceza infaz paketinde de böyle oldu. Güya hastalıktan dolayı korunmak için bir düzenleme yapalım denildi, cezaevleri kalabalık ölüm riskleri var denildi. Bunun üzerinden bir düzenleme getirdiğini söyledi. Ama içeride mahpusların tüm haklarını geri alınmaya çalışıldığı bir düzenleme konuldu önümüze. Yine o dönemde siyasi suçları kapsamayacak şekilde cezaevleri dışında geçirme infazın ertelenmesi gibi bir takım düzenlemeler getirdiler. Düşünce suçlarını, ceza alanlarını, kadın mücadelesi, LGBT+Q mücadelesinde yer aldığı için ya da gazetecilik yaptığı için tutuklanan arkadaşlarımız için bir düzenleme yapılmadı. Pandemi koşullarında ölüm riski ile karşı karşıya bırakıldılar" dedi.    'İnsanları gerekçesiz tutukladıklarının bir itirafı'   AKP'nin çıkardığı paketlerin halkın yararına olmadığını belirten Züleyha şöyle devam etti: "Araya bir iki tane düzgün düzenlenmiş görünen bir takım maddeler koyuyorlar ama aslında paketin bir bütünü halkların yararına düzenlemeler olmuyor aksine hak gasplarını yoğunlaştıran düzenlemeler oluyor.4'ncü Yargı Paketi olarak bize sunulan aslında tamda böyle bir şey. Tutuklamada somut delil aranacak deniliyor. Bu cümleyi yazarken altına açıklama olarak, 'birinci, ikinci, üçüncü bentlerde bu madde var ama açıkça yazılmıyor'. Bunun kendisi bile yargının ne duruma geldiğini iktidarın talimatlı yargısının nasıl özgürlüklerden yana değil sürekli haklarını gaspından yana bir davranış gösterdiğini çok açık gösteriyor. Yine pakette iddianame düzenlenirken 'suç ve faile olmayan deliler' iddianameye konulamaz deniliyor. Buna bir hukukçu olarak baktığımız da çok komik bir ifade. Türkiye'de zaten iddianamelerde olayla ya da fail dışında bir şey yazılmaz. Kobanê davasında bunu gördük. Hiçbir niteliği olmayan evrakı iddianameye koymuşlar ve bunu delil diye sunmuşlar. Öyle bir hale gelmiş ki bunu açıkça yazma ihtiyacı hisseden bir iktidarla karşı karşıyayız. Talimatla hareket eden hukuktan, adaletten, özgürlükten yana olmayan, AİHM kararını esas almayan bir yargı sistemi kurdular. Bununla birlikte aslında İnsanları gerekçesiz tutukladıklarınında bir itirafı. İddianamelerin hukukla alakası olmadığının açıkça itirafıydı."    'Bir kadının hayatını savunması ağır ceza almasına neden olacak'   4'üncü Yargı Paketi'nde yer alan "Öldürme, yaralama, hürriyetinden yoksun bırakma" suçları boşanmış eşe karşı işlenirse daha ağır ceza verilmesi gerekir maddesine de değinen Züleyha, ne kadar kadınlar aleyhine işlenmiş gibi görünse de maddenin aslında tam tersine bakılması gerektiğine dikkat çekti. Züleyha, “Kadınlar boşanmalarına rağmen bu erkekler peşlerini bırakmıyor. Bir bahane ile iletişim kurduğu kadınları öldürüyorlar. Kadın ölmemek için kendi hayatı için özsavunma yapmak zorunda kalıyor. Bu yargı maalesef kadınlar hayatlarını savunduğunda meşru müdafaa ve tahrik indirimlerini uygulamıyor. Erkeklere lütuf gibi bütün bu kullandıkları erkeklik indirimlerini kullanırken, kadınlara ise ağırlaştırılmış cezalar veriliyor. Bu madde böyle düzenlendiğinde bir kadın hayatını savunuyorsa birde eski eşe ise o kadına da ağır cezalar verilecek" ifadelerinde bulundu.    'Böyle bir düzenleme kabul edilemez'   Yargı Paketi'nde yer alan "Cinsel istismarlarda somut delil aranmayacak" maddesine de değinen Züleyha, "Mahkemeler siyasi dava olmadığında, her zaman somut delil yoktur diyor. Kadınlar meselesinde şunu iyi biliyoruz, özellikle çocuklara dönük cinsel istismarda da hemen olay açığa çıkmaz. Kadınlar ve çocuklar başvuru yapamaz. Güçlendiğinde gider bir kadın grubu ile paylaşır sonra şikayet eder. Çocuk istismarları açısından, belki bir eğitmen, psikolog ile ortaya çıkabiliyor. Yıllar sonra bir şikayet oluyor ve fiziki deliller ortadan kaldırılıyor. Fiziki deliller ortadan kalktı diye somut delil olmadığı zaman çocuk istismarcıları, tecavüzcüler sokaklarda ellerini kollarını sallayarak dolaşacaklar. Böyle bir düzenleme kabul edilemez" sözlerini kaydetti.     'Kadın beyanı esas alınması gerekiyor'   Züleyha, AKP'nin hazırladığı Yargı Paketi'ne karşı kendi önerilerini ise şöyle anlattı: "Somut delil özellikle siyasi davalarda aranması gerekir ama hiç aranmıyor. Kadına yönelik suçlar açısından burada ayrı bir kategoride düzenlenmesi gerekiyor. Bağımsız bir düzenlemeye ihtiyacı var. Karmanın içerisine koyduğunuz da kadın aleyhine dönmeye başlıyor. Bu yüzden erkek egemenliğinden kaynaklı kadına yönelik suçlar ya da kadınların işlemek zorunda kaldığı olaylarla bağımsız bir düzenlemeyle tanımlanması gerekiyor. Bunun erkek egemenliğinden kaynaklandığını bilmek gerekiyor. Böyle yapılmadığında kadın lehine dediğiniz düzenlemeler aleyhine dönmeye başlıyor. Kadın beyanı esas alınmıyor. Kadın beyanı esas alındığında somut delil olarak kabul edilir bu durumda tutuklama verilebilir. Ama bu erkek aklı kadın beyanını esas almıyor. İpek Er davasında kadın beyanını esas almadığı için Musa Orhan hala tutuksuz.  Beyan esas alınsaydı bugün tutuksuz olmayacaktı ya da davanın sonunda bir ceza alacaktı. Bu açıdan 'güzelleme' olarak sunuluyor. Ama bu yargı paketi problemli bir paket."   ‘AKP'nin oyunları ile karşı karşıyayız'   Pakette bulunan maddelerden "adli kontrol talebi ve ev hapsi" şartlarının yeniden düzenleneceğini dile getiren Züleyha, iktidarın ev hapsini kadına yönelik suçlarda uygulatması gerekirken,  siyasetçilere, toplumsal muhalefete ve öğrencilere uygulamaya başlattığını belirtti. Züleyha, "Bütün bunları yaygınlaştırıp daha sonra ev hapsini infazdan düşeceğiz dedi. İnsanlar demokratik haklarını kullandı diye ev hapsi veriyorsunuz sonra bakın ben iyi bir şey yapıyorum ev hapsini infazdan düşüreceğiz diyorsunuz.  Felaket bir düzenleme, adli kontrolü yaygınlaştırılarak herkese imza zorunluluğuna mahkum kıldılar. Şimdi de adli kontrol meselelerinde bir süre bırakmak lazım diyor ve adli suçlarda 2 ya da 3 yıl siyasi suçlarda 4 ya da 5 yıl isteniliyor. Bir insanın dört ya da beş yıl boyunca adli kontrole tabi tutulmasının neresi hukukidir. Neresi özgürlüklerden bakmaktır. Bunu da iyi bir düzenlemeymiş gibi gösteriyor.  Her zamanki gibi AKP'nin oyunları ile karşı karşıyız"  şeklinde konuştu.