Dilbent Türker: Kod-29 gibi çıplak aramaya da direneceğiz 2021-07-09 12:50:54     İSTANBUL - Gözaltına alındıktan sonra çıplak arama işkencesine maruz kalan Dilbent Türker, çıplak arama işkencesinin münferit değil sistematik olduğuna dikkat çekerek, “Nasıl ki Kod-29 saldırısına karşı kararlı biçimde direniyorsak, insanlık dışı saldırılara karşı da kararlı bir şekilde mücadele edeceğiz” dedi.   İstanbul Avcılar’da bulunan Sinbo Fabrikası’nda çalışan ve kötü çalışma koşullarına karşı sendikaya üye olduktan sonra Kod-29 bahanesiyle işten çıkarılan Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS) üyesi Dilbent Türker direnişinin 157’nci gününde, TOMİS İstanbul Temsilcisi Onur Eyidoğan ile birlikte Unkapanı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) önünde kendilerini zincirleyerek eylem yapmıştı.  Darp edilerek ile gözaltına alındıktan sonra çıplak arama işkencesine maruz kalan Dilbent, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde konuya ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi.   ‘Savcı adli soruşturma başlatmadı’   Burada konuşan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukat Seher Eriş, çıplak aramanın uzun yıllardır sistematik olarak sürdürüldüğünü kaydederek, “Bir kişinin kapalı bir odada kolluk önünde zorla kıyafetlerinin çıkarılması insanlık onuru ile bağdaşmıyor. Adli soruşturma başlatılması adına savcılıkta ifade verilirken, çıplak aramadan bahsettik. Normal şartlarda savcının adli soruşturma başlatması gerekiyor. Ne yazık ki bunlar olmuyor. Bizler suç duyurusunda bulunmak zorunda kalıyoruz. ÇHD olarak dün nasıl çıplak aramaya karşı çıktıysak şimdi de öyle karşı çıkacağız” dedi.   ‘Sokağa çıkan herkes iktidarın işkencesine maruz kalıyor’   Kod-29 başta olmak üzere işçi sınıfına yönelik her türlü saldırıya karşı direnişe geçtiklerini ifade eden Dilbent Türker ise fabrika önünde ve farklı alanlarda sürdürdüğü direnişte birçok kez polisin saldırısına maruz kaldığını belirtti. Dilbent, mücadelelerinin haklı ve meşru olduğunu vurgulayarak,  “Hakları ve geleceği için sokağa çıkan herkes iktidarın her türden işkencesine maruz kalıyor. Eylem alanları demokratik haklarını kullanan işçilerin, kadınların, köylülerin, gençliğin baskı ve zorbalığa karşı çıkan diğer toplumsal kesimlerin sokak ortasında vahşi polis şiddetine uğradığı işkence alanlarına dönüştürüldü. Baskı ve zorbalığa karşı haklarına ve geleceğine sahip çıkan tüm ilerici, muhalif güçlere insanlık suçu olan çıplak arama işkencesi yapıldı” şeklinde konuştu.   ‘Polisler ‘Biz bunu hep yapıyoruz’ itirafında bulundu’   Sokaklarda, gözaltı araçlarında, hastane kontrolü esnasında, karakollarda yapılan işkence uygulamalarının münferit olmadığına dikkat çeken Dilbent, işkence uygulamasının sistemli ve planlı saldırılara dönüşerek arttığını kaydetti. Dilbent gözaltı sürecini şu sözleriyle aktardı:  “Gözaltı aracında ve karakolda polisin fiziki ve psikolojik şiddetine maruz kaldık. İmzadan imtina hakkımızı, susma hakkımızı kullandığımızda dahi polisin saldırısına maruz kaldık, tehdit edildik ve bir gün boyunca keyfi olarak nezarette tutulduk. Zorla ve darp edilerek parmak izi ve fotoğraf çekimine maruz kaldık. Gece yarısı nezaretlerin demir parmaklıklarına sert cisimlerle vurularak rahatsız edildik. Balat Karakolu’nda çıplak arama işkencesine de maruz kaldık. Eşyalarımızı vereceklerini söyleyerek bizi bir odaya soktular. Burada bulunan polisler üzerimizi çıkarmamızı söylediler. Çıkarmadığımızda ise tehdit ederek saldırdılar. Polislere bu yaptığınız insanlık suçudur dediğimizde aldığımız yanıt ise, ‘Biz bunu hep yapıyoruz’ oldu.”   ‘Kod-29’a da çıplak aramaya da direneceğiz’   AKP-MHP iktidarının çıplak arama suçunu söylemleri ile yalanladığın hatırlatan Dilbent, “Balat Karakolu’ndaki polislerin itiraf niteliğindeki beyanlarında olduğu gibi her zaman yapılmaktadır. Bizler direnişçi işçiler olarak çıplak arama başta olmak üzere karşı karşıya kaldığımız her türlü işkence ve kötü muameleye karşı sessiz kalmayacağız. Nasıl ki Kod-29 saldırısına karşı kararlı biçimde direniyorsak, insanlık dışı saldırılara karşı da kararlı bir şekilde mücadele edeceğiz” mesajını verdi.