Açlık Grevleri İzleme Koordinasyonu: Hukuksuzluğa son verin! 2021-07-13 20:27:21     DİYARBAKIR - Açlık Grevleri İzleme ve Takip Koordinasyonu, cezaevinde gerçekleştirdiği açıklamada, hak ihlallerinin arttığını belirterek, 229 günü bulan açlık grevleri için ise Adalet Bakanlığı’na “Hukuksuzluğa son ver” çağrısında bulundu.   Diyarbakır’da Açlık Grevleri İzleme ve Takip Koordinasyonu bileşeni hukukçular, insan hakları savunucuları ve sağlık örgütü temsilcileri, cezaevlerinde siyasi tutsakların PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin kaldırılması ve cezaevlerinde artan hak ihlallerinin son bulması talebiyle sürdürdüğü açlık grevlerine dikkat çekmek üzere basın açıklaması düzenledi. Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi kampüsü girişinde gerçekleştirilen açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Semra Güzel,  Diyarbakır Tabip Odası, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Diyarbakır Şubesi, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi, Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUAY-DER),Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Temsilciliği ile çok sayıda kişi katıldı.   Açıklamadan saatler önce cezaevi kampüsü girişini zırhlı araç, TOMA, gözaltı araçlarıyla ve bariyerlerle ablukaya alan polis, açıklama yapmak için gelenleri durdurarak, cezaevine yaklaşmalarını engelledi. Engellemeye tepki gösteren Koordinasyon üyeleri uzun bir bekleyişten sonra polis bariyerlerinin önünde açıklama yapmak yaptı. Açıklamayı ÖHD avukatlarından Halise Dakalı okudu.   Açıklamanın okunmasıyla birlikte basın mensuplarının önüne geçen polis kalkanlarıyla kameraların görüş alanını kapattı. Buna karşı açıklamayı, milletvekili Semra Güzel telefonu ile kaydetti.   ‘Cezaevlerinde hak ihlalleri artıyor’   Türkiye cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin her geçen gün artarak süreklileştiğine dikkat çeken Halise,  pandemi bahane edilerek çıkarılan 7242 sayılı İnfaz Kanunu değişikliği ile TMK kapsamındaki tutsaklar bakımından infaz koşullarının ağırlaştırıldığını kaydetti. Cezaevlerinde başlatılan açlık grevlerinin 229 günü bulduğuna işaret eden Halise, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin hukuksuz olduğunu vurgulayarak,  Adalet Bakanlığı’na tecrit politikalarına son vermesi çağrısında bulundu.   Koordinasyonun, Diyarbakır Kampüs Cezaevi’ne Haziran ve Temmuz 2021 tarihlerinde düzenli olarak gerçekleştirdikleri ziyaretler kapsamında hazırladıkları raporda ise şu tespitlere yer verildi:     “* Tüm mahpusların en öncelikli olarak belirttiği sorunlardan biri süreli yayınlardan sadece aynı yayın çizgisinde yayın yapan gazetelerin verildiği, Yeni Yaşam, Evrensel, Birgün gibi yasal gazetelerin örneğin bulunulan ilde bayilik olmadığı gerekçesi ile verilmediğidir. Ortak şikâyet konularından biri de mektup, dilekçe vb. iletişim araçlarını kullanırken, bunların akıbetini takip edebilmek için uygulanan herhangi bir takip sisteminin olmaması olarak ifade edilmiştir.   * Mahpusların hastaneye sevk taleplerinin hiç karşılanmaması ya da geciktirilerek karşılanması, hapishane revirinde uzman hekim bulunmaması, hücre tipi ring araçları ile hastaneye sevk, kelepçeli muayene ve tedaviye zorlama, muayene odasında asker bulunması, ilaçların düzenli olarak verilmemesi, hastanelerin mahpus koğuşlarının olumsuz koşulları, ağır hasta mahpuslar bakımından Adli Tıp Kurumu’nun olumsuz raporları, diyet beslenme taleplerinin karşılanmaması gibi süreğen sorunlara pandemi sürecinde yenileri eklenmiştir. Tedaviye erişimin tamamen durdurulması ve karantina uygulaması ile ortaya çıkan sonuç, özellikle ağır ve kronik hastalığı olan mahpuslar bakımından yaşam hakkı ihlallerine zemin hazırlamaktadır.   * Mahpuslar 27 Kasım 2020 tarihinde başta İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan’a uzun süredir uygulanan tecrit olmak üzere; tüm cezaevlerine ve topluma yayılan tecrit ile bir bütünen hak ihlallerine karşı açlık grevine başlamıştır.   * Greve giren bütün mahpuslara disiplin cezaları verildiği belirtilmiştir.   Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda Yapılan Tespitlere İlişkin;   * 05 Mayıs 2021 tarihinde pozitif vakaların yayıldığı ceza infaz kurumunda en son 04 Mayıs 2021 tarihinde tüm mahpusların testlerinin negatif çıkması üzerine karantinaların sonlandığı öğrenilmiştir.   * Bu süreçten sonra mahpusların yanlış uygulanan filyasyon sürecinin birebir şahidi olduklarını belirtmişler, sağlığa erişim haklarının ihlal edildiğini tekrar etmişlerdir.   * Covid geçiren mahpusların neredeyse tamamında kılcal damar belirginleşmesi sorunsalı başlamış, yalnız cezaevinin karantina sürecinin zorlayıcı olması sebebiyle ve mahpusların hastane giriş çıkışlarında çift kelepçe uygulamasını kabul etmemeleri sebepleriyle hastane çıkışları yapılmayan mahpusların sağlık problemleri büyümektedir.   * Mahpuslar cezaevinin güneş enerjisi sistemini kullandığından dolayı sıcak suya erişimlerinin kısıtlandığını, beden temizliklerini yaparken aniden soğuk suyun aktığını bu şekilde yaşı büyük mahpusların bu durumda daha çok zorlandıklarını belirtmişlerdir.   * 01 Ocak 2021 tarihinden itibaren tüm ülkede Covid-19 tedbirleri kapsamında kısıtlamaların kaldırılmış olmasına, aynı ortamda bulunan personellerin kısıtlanmaların kaldırıldığı ortamdan cezaevine giriş yapabilmelerine rağmen; Cezaevindeki mahpuslara yönelik covid-19 tedbirleri kapsamında tecridin ağırlaştırıldığını, açık görüşlerinin hala yapılamadığını, oda değişimlerine izin verilmediğini, hastane sevklerinde 14 gün karantina uygulamasının yapıldığını, bazen karantina süresinin bitimine yakın sonradan hastaneye çıkmış başka bir mahpus ile karantina odasına alındığını ve bu durumun karantina süresini uzatarak bir sonraki tedaviye kadar mahpusun uygun şartlar altında sağlığını koruyamamasına sebep olmaktadır.   * Mahpuslar İnfaz Hakimliğine yaptıkları itirazlarda duruşma açılıp da savunmalarını kendi anadillerinde yapmak istediklerinde duruşma tutanağına ‘ bilinmeyen bir dil’ kullandığı belirtilmiş, Kimi zaman da ‘susma hakkını kullandığını’ duruşma tutanağına yazmış, ücretinin karşılanması gerekliliği belirtilmiş, mahpusların savunma haklarının ihlal edildiği aktarılmıştır.   * Mahpuslar aldıkları disiplin cezalarına itiraz ettiklerini, yalnız infaz hakimliğinin disiplin cezalarını bir üst hadden verilmesi gerekliliği ile yönlendirme yapması üzerine cezaevi idaresi bir üst hadden vererek cezaları yinelediğini belirtmişlerdir.   * Mahpuslar, kitap taleplerinin karşılanmadığını, sınırlamaların devam ettiğini, süreli yayınlara erişemediklerini, dergi, bulmaca, vb. süreli yayın taleplerinin idare tarafından hapishane kantininden temin edilerek karşılanabileceğinin belirtildiği, ancak hapishane kantininde çok sınırlı sayıda dergi bulunduğundan süreli yayınlara da erişim haklarının kısıtlandığını aktarmışlardır.   *Günlük iaşe bedeli olarak faturaya yazılan iaşe bedeli kendilerine verilen yemeklerin karşılığı olmayacak kadar yüksek miktarda olduğunu belirtmişlerdir.   *Hiçbir gerekçe gösterilmeden mahpusların ailelerinden uzak olunan cezaevlerine sevklerinin yapıldığı aktarılmıştır. Bu durum kalan mahpuslar üzerinde de baskı oluşturduğu aktarılmıştır.   Diyarbakır Çocuk Ceza İnfaz Kurumunda Yapılan Tespitlere İlişkin;   * Çocuk mahpusların avukat ile görüşmeleri engellendiği aktarılmış, avukatları geldiğinde ‘ben avukatımla görüşmek istemiyorum’ şeklinde dilekçe imzalattırdıkları olduğu belirtilmiştir.   * Çocuk mahpusların spor alanında birbirleriyle konuşması yasaklanmış, farklı odalardaki kişilerin konuşması da yasaklandığı aktarılmıştır.   * Diyarbakır Barosunun Çocuk Hakları Komisyonu ve diğer kurumların ortak yaptıkları çocuk ve gençlik cezaevi ziyaretlerinde çocuk mahpuslardan hak ihlali yaşanan durumların sorulduğu, görüşülen çocuk mahpusların şahit oldukları başka hak ihlalleri yaşayan mahpus isimlerini verdiği, personellerin bu isimlere yönelik tehdit ve baskı ile sorunların aktarılmamasına yönelik diyalogların geliştiği aktarılmıştır.   * Çocuk mahpusların hava şartlarının zorlayıcı olmasından ötürü spor saatlerinin değiştirme taleplerinin kabul edilmediği aktarılmıştır.   * Günlük yemeklerin çok kötü olduğuna, dirençlerini sağlam tutacak besinlerin verilmediği aktarılmıştır.   * Oda değişimlerine izin verilmediği aktarılmıştır.   * Cuma günü slogan atıldığından dolayı disiplin cezaları verildiğine dikkat çekilmiştir.   * Çocuk mahpusların odalardaki çıkan herhangi bir problemden dolayı tokat atılmak, falakaya yatırmak suretiyle kötü muamele ve işkenceye maruz kaldıklarını belirtmişlerdir.”   Raporda ayrıca Diyarbakır 1 ve 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumları, Diyarbakır 1, 2, 3 ve 4 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumları’nda yapılan görüşmeler sonucu ulaşılan tespitlere de dikkat çekildi.   Koordinasyon avukatların ziyaretlerde yaşadığı problemlere ilişkin ise şunları paylaştı:   “*Diyarbakır Kampüs Cezaevlerinde stajyer avukatların sadece kendi resmi olarak staj yaptığı avukat ile ceza infaz kurumlarında ziyaret gerçekleştirebileceği şeklinde yeni bir uygulama olduğu gözlemlenmiştir. Uygulama ile ilgili görüşmelerimiz olumsuz sonuçlanmış, tüm kampüs cezaevlerinde keyfi uygulamaya dayanak sözlü talimatın yazılı hali asıldığı gözlemlenmiştir.   * Diyarbakır 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda stajyer avukatın duyarlı kapıdan geçişinde duyarlı kapının uyarı sesi vermemesine rağmen stajyer avukatların üstleri el dedektörü ile aranmak istenmektedir. Ve defalarca savcılıkla görüşülmesine rağmen problem çözülmemiştir.   * Avukat görüş odalarının ilk sırasında bulunan ve dönme açısı olan koridor kamerası avukat görüş odasının içini de görebilmektedir. Avukat görüş odasının bazen iki tarafında bazen tek tarafında duran personel ile görüş ayrıca izlenmektedir.   * Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda avukat görüş odasının avukatın oturduğu bölmenin kapısı da kilitlenmektedir. Bu durum görüşüldüğünde bize verilen emir bu şekildedir diye belirtilmiştir.”   Raporda şu önerilere yer verildi:   “* Sorunun kaynağı olan yetkili kişi ve kurumların suç oluşturan eylemleri hakkında suç duyurusunda bulunması, özellikle kelepçeli muayenede direten hekimlerin kimlik bilgilerinin tespiti ile hakkında gerek tabip odası gerekse Tabipler Birliği nezdinde gerekli işlemlerin yapılması için başvuruda bulunulması,   * Hasta mahpusların tedavi ve yaşam şartlarının iyileştirilmesi ile ilgili gerekli başvurulanın yapılması,   * Açlık grevine girenlerin tıbbi takibinin yapılması, vitaminlerin verilmesi hususunda gerekli tüm başvuruların yapılması,   * Cezaevi idaresi ve cezaevi savcılığıyla tespit edilen hak ihlalleri ile ilgili görüşme yapılması,   * Cezaevlerinin sorunları hakkında ilgili ulusal ve uluslararası kurumlara bilgilendirilme yapılması ve gerekli başvuruların yapılması,   * Yaşanılan hak ihlalleri ile tecridin arttığı cezaevlerine yönelik kamuoyunda duyarlılık oluşturması ve gelinen noktada durumun vahametinin anlaşılması için basın açıklaması yapılması önerilmektedir.”