‘Cezaevindeki baskılara karşı tutsaklar örgütlü mücadele ediyor’ 2021-07-14 09:03:48   Melike Aydın   İZMİR - Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde baskılar ile yaşam alanlarının daraltıldığını dile getiren ESP İstanbul İl Eşbaşkanı Ezgi Bahçeci, tutsakların pişmanlık dayatmasına, örgütlü mücadele ile karşılık verdiğini söyledi. Ezgi ayrıca, açlık grevine giren tutsakların da eylemlerini kararlılıkla sürdürdüğünün altını çizdi.   İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde 6 ay tutuklu olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) İstanbul İl Eşbaşkanı ve Sosyalist Kadın Meclisleri Merkez Yürütme Kurulu üyesi Ezgi Bahçeci, hakkında açılan davanın 6 Temmuz’da görülen ikinci duruşmasında tahliye edildi. Ezgi, 6 aylık süre boyunca cezaevinde yaşadıklarını ve cezaevi koşullarını değerlendirdi. Ezgi, tutsaklara yönelik “pişmanlık dayatmasına” da dikkat çekti.   ‘Eşyalar toplandıktan sonra kantinde satılıyordu’   Çıkarılan infaz yasaları ile cezaevlerinde tutsaklara yönelik keyfi tutumlar sergilendiğini ifade eden Ezgi, bulunduğu cezaevine dair, “Kantinin geldiği gün bazen telefona geç çıkarabiliyorlar. Koğuş aramalarında tahrik etmeye çalışan, bizlere soruşturma çıkabilecek zorlamalar yaratmaya çalışıyorlar. Hiç alınmaması gereken kendi verdikleri poşetlerden çamaşır iplerine, koğuşta hayatımızı idame ettiğimiz günlük eşyalara kadar her şey toplanmak için bir gerekçe oluyor. Bunlar aslında kendi kantinlerinde sattıkları şeyler. Bu eşyalar toplandıktan sonra kantinde satılıyordu” ifadelerini kullandı.   ‘Verdiğimiz dilekçeleri takip edemiyoruz’   Kitaplarda da sınırlamalar olduğunu dile getiren Ezgi, kitap kargosuna kısıtlama getirildiğini ve kitap değişiminin 5 adetle sınırlandırıldığını kaydetti. Ezgi, idare kütüphanesine başvuruların dahi esnek tutulmasına karşın dışarıdan yayın alamadıklarına işaret etti. Ezgi, “Sadece politik yayınlar değil kargoyla gelen kültür sanat yayınlarını da alamıyoruz. Bayilerden alınabiliyor. Buralarda da her dergi bulunmuyor. Tüm bunları şikayet edeceğiniz bir yer bile yok. İnfaz hakimleri de idare ile benzer sonuçlar çıkartıyor. Dolayısıyla burada yaşadığınız hak ihlalleri için hiçbir yerde hakkınızı arayamıyorsunuz. Gönderdiğini dilekçelerin de acaba dışarıya çıkıyor mu, sesimizi duyurabiliyor muyuz, bundan da haberdar olamıyoruz. Dilekçe numarası verilmesi gerekiyor ki takip edelim ama bu da verilmiyor” dedi.   Keyfiliğin göstergesi: Aynı konuya iki farklı karar   Ezgi, dışarıdan gelen mektupların ya geç verildiğini ya da hiç verilmediğini söylerken, verilmeyen mektuplar için “uygun görülmediği” iddiası dışında başka bir gerekçe sunulmadığına dikkat çekti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde milletvekillerinin gönderdiği kartların verilmemesine karşı şikayette bulunduklarını belirten Ezgi, “İtiraz gerçekleşti. İki ayrı infazdan biri ‘verilebilir’, diğeri ‘verilemez’ dedi. Aynı koğuşa aynı kartlar için farklı kararlar. Keyfilik burada görüldü” şeklinde konuştu.   ‘Açlık grevleri kararlı bir şekilde devam ediyor’   PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit ve cezaevlerindeki hak ihlallerinin son bulması talebiyle başlatılan süresiz-dönüşümlü açlık grevlerine katılan tutsakların B vitamini almadıklarını ancak günlük tansiyonlarının ölçüldüğünü dile getiren Ezgi, tutsaklara, eylemlerinden bir hafta sonra disiplin cezaları verildiğini vurguladı. Ezgi, “Bu şekilde eylem hakkı ihlal ediliyor ve çeşitli disiplin cezalarıyla yıldırılmaya çalışılıyor ama kararlı bir şekilde devam ediyor açlık grevleri” sözlerine dikkat çekti.   ‘Tahliyeler erteleniyor, pişmanlık dayatılıyor’   Ezgi, tahliyelerin keyfi şekilde ertelenmesi uygulamasına da işaret ederek buna, tahliye zamanı gelen tutsaklardan Merve Nur İşleyici’nin telefonda, telefon görüşçüsü olmayan biri ile görüşmesi bahane gösterilerek “Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik” gerekçesiyle tahliyesinin Kasım ayında değerlendirileceği kararını örnek gösterdi. Ezgi “Özgür Şimşek de tahliyesi geldiği halde iyi halli değerlendirilmedi, telefon görüşmesinde konuşmadığı şeylerden hücre cezası aldı. Sonrasında Aliağa Ağır Ceza Mahkemesi, kovuşturmaya yer yoktur dedi, idareye dilekçe yazıldı ama idare muhatap bile almadı. Cezaevi yönetmeliğiyle yönetilmiyor da kendi yasaları varmışçasına yönetmeye devam ediyor. En nihayetinde siyasi mahkumlara pişmanlığı dayatma, bağımsız hücrelere geçmeyi, itaati dayatmak onların istediği gibi yaşamayı dayatmak amaçlanıyor. Haliyle bu olmayınca her geçen gün artan zorlamalara maruz kalıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.   ‘Koğuş içerisinde mücadeleyi kırmaya çalışıyorlar’   İyi hal uygulamasının tahliyesi gelenlere eşit uygulanmadığını söyleyen Ezgi, “Birine ‘Sen bu koğuşta kaldığın için iyi halli değilsin’ diye kağıt gelirken, aynı koğuşta kalan başka kişiye ‘iyi halli’ kağıdı geliyor. Siyasi mahkumlar bunun hukuki olmadığını, bir hukuk mücadelesi değil ideolojik mücadele olduğunu biliyor. Devrimcileri sosyalistleri yıldırmak için onları hedef alan bir durum. Son 6 ay değerlendiriliyor. Ama durum buradan çıkıp pişman olduğunu söylemeye, bağımsız koğuşa geçmeye dayatmak gibi son kertede tüm çıkılan kurullarda bu soru sorularak karar veriliyor. Koğuş içerisinde mücadeleyi, dayanışmayı kırmaya ve bir bütün olarak mücadele etme isteğini kesmeye, yıldırmaya çalışılıyor. En nihayetinde bunun farkında bir karşılık verileceği zaman örgütlü bir karşılık vermeye çalışıyor. Bireysel bir tutum alıp böyle bir karşılığa girmiyor” diye konuştu.   Ezgi son olarak, cezaevlerindeki keyfi tutma karşı tutsaklarla dayanışma çağrısında bulundu.