Denge ve Denetleme Ağı'ndan yargı paketine ilişkin somut öneriler 2021-07-16 16:05:37     ANKARA - Denge ve Denetleme Ağı,  4’ünü Yargı Paketi’ne ilişkin yayınladığı raporda, pakette yer alan maddelerin hangi sorunları doğuracağını belirterek önerilerini sıraladı. Raporda, yargı paketinin temel hak ve özgürlükler kapsamında düzenlenmesi gerektiği kaydedildi.    Denge ve Denetleme Ağı, geçtiğimiz günlerde hazırlanan ve Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen 4'üncü Yargı Paketi’ne ilişkin rapor hazırladı. Somut önerilerinin yer aldığı raporda, yargı paketinin Türk Ceza Kanunu'nda getirdiği düzenleme olan TCK içerisinde cezayı arttırıcı veya ağırlaştırıcı nedenlerin "boşanmış eşleri" kapsayacak şekilde genişletilmesinin kadına yönelik şiddet ve kadın katliamlarının önlenmesi bağlamında atılmış bir adım olduğu belirtilen raporda, ancak yapılan düzenlemenin ceza ağırlaştırılmasını geleneksel evlilik kurumu ve bu kurumun ortadan kalktığı boşanma durumuyla sınırlı tutulacağı belirtildi.    'Toplumsal cinsiyet eşitsizliği göz ardı edildi'   "Katletme, kasten yaralama, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarında" mağdur olan evli olmayan kadınları kapsamadığına dikkat çekilen raporda, şu ifadelere yer verildi: "Türkiye’de kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri sorunlarının boyutu düşünüldüğünde, kanunun sadece aile temelli değerlendirilmesi bu sorunların çözümüne ilişkin bakışın toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden yaklaşılmadığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu bakış, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri sorunlarının arkasında yatan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini göz ardı ederek, çözüm yerine bu sorunların daha da derinleşmesine neden olmaktadır. 4. Yargı Paketi içerisinde Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin birçoğunu vurguladığımız iç denetim sistemini ortadan kaldırmış ve kapalı devre, yatay bir 'denetleme' sistemi oluşturmuştur. Bunun sonucunda itirazların tarafsız ve anlamlı incelenmesi konusunda sorunlar yaşanmaya devam etmiştir. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bakımından büyük önem taşıyan tutuklama ve adli kontrol gibi koruma tedbirlerine yapılan itirazların Sulh Ceza Hakimlikleri yerine Asliye Ceza Mahkemeleri tarafından incelenmesi, sağlıklı işleyen dikey denetim mekanizmasının kurulması açısından olumlu bir adımdır. Ancak, gerek Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde gerekse bu çerçevedeki 4. Yargı Paketi’nde, Sulh Ceza Hakimliği’ne ilişkin yapısal sorunlar ve bu sorunları gidermeye yönelik somut değişikliklere rastlanmamaktadır.”    'Koruma tedbirlerin daha zor şekilde alınmasına neden olacak'   Yargı paketi içerisinde yer alan "katalog suçlarda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillere dayandırılması" maddesine de değinilen raporda, Türkiye'de tutukluluk, tutukluluğun devamı ve uzatılmasında yaşanan sorunların, temel hak ve özgürlükler bağlamında temel sorun alanlarından biri olarak varlığını devam ettirdiğine vurgu yapıldı. Raporda, "4. Yargı Paketinde bulunan katalog suçlarda tutuklama için 'kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delil şartı'  ikili bir sonuç doğurmaktadır. Getirilen düzenleme, kuvvetli suç şüphesi ya da belirtisi olmadan tatbik edilen tutuklama kararlarını önleme anlamında olumlu olmakla beraber, cinsel istismar ve saldırı davalarında işlenen suç ile ölçüsüz kararların ve koruma tedbirlerinin uygulanması ihtimali anlamında endişe vericidir. Türkiye’de cinsel istismar ve cinsel saldırı vakalarının sayısı ve bu süreçlerde karara bağlanan düşük ölçekli koruma tedbirleri ve kararlar, hem caydırıcılık bağlamında, hem de adaletin tesisi anlamında sorunlar yaratmaktadır. Özellikle bu tip olaylarda somut delile ulaşmanın zorluğu, halihazırda ölçüsüz olarak uygulanan koruma tedbirlerinin daha da zor şekilde alınmasına ve uygulanmasına neden olacaktır. Bu da kadın ve çocuk haklarının garantiye alınması bağlamında bir geriye gidiş ve bu tip vakalarda artış riskine işaret etmektedir" ifadelerine yer verildi.    Raporda, 4. Yargı Paketi’nde bulunan maddelere ilişkin şu öneriler sıralandı:    “*İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılan düzenlemeleri olumlu bulmakla beraber, idare adına yetki kullanan yöneticilerin fiilleri sonucu oluşan mağduriyetlerin azaltılması adına, idarenin haksız bulunduğu durumlarda, ilgili yöneticilere belli yaptırımlar getirilerek idarenin hesap verebilirliği artırılabilir.   * Cezayı ağırlaştırıcı nedenlerin “boşanmış eşleri” kapsayacak şekilde genişletilmesini, mevcut duruma göre bir ilerleme olarak görsek dahi bu düzenleme evli olmayan tüm kadınları kapsayacak şekilde genişletilmelidir.    *Bir koruma tedbiri olan tutuklama ve tutuklamanın devamına ya da tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda, “adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını” gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek mahkeme kararlarına eklenmesi şartı olumlu bir adımdır. Ancak, uygulamada yaşanan sorunlar dikkate alındığında, bu düzenleme sorunu temelde çözüm niteliğinde değildir. Bu nedenle, uygulamada karar gerekçelerinde tutukluluğa gerek olduğuna dair somut delillerin açık biçimde belirtilmiş olması denetlenmelidir.   * Sulh Ceza Hakimliklerinin verdiği koruma tedbiri kararlarına dikey denetim mekanizması kurularak itirazlara Asliye Ceza Mahkemelerinin bakacak olması olumlu bir gelişmedir. Ancak, Sulh Ceza Hakimliği sisteminin kapsamlı şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Hak ihlali ve mağduriyetlere neden olan yanlış kararlarda hakimlerin hesap verebilirliği ve sorumluluğunu sağlayacak yargı içi denetim mekanizmaları kurulmalıdır.    *Temel hak ve özgürlükler bağlamında temel sorun alanlarından birisi olan uzun, gerekçelendirilmemiş ve ölçüsüz koruma tedbirleri yargıdaki temel sorun alanlarından birisidir. Bu bağlamda, katalog suçlara ilişkin tutuklama kararlarında “kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut  deliller şartı olumlu bir gelişmedir. Fakat, uygulamada bu şartın gerektiği gibi uygulanması temel bazı yasalardaki maddelerin geniş yoruma olanak verecek şekilde kurgulanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle temel kanunlarda, temel hak ve özgürlükler çerçevesinde düzenlemeler yapılması gerekmektedir.   *Katalog suçlar içerisindeki cinsel istismar ve taciz suçlarına ilişkin farklı bir düzenleme yapılmalıdır. Bu bağlamda, mağdurların beyanlarının koruma tedbiri olarak tutuklamaya gerekçe olması sağlanabilir.”   'Liyakat problemi'   Raporun sonuç kısmında ise son olarak şunlar belirtildi: "Denge ve Denetleme Ağı olarak hemen hemen tüm çalışmalarımızda üzerinde durduğumuz gibi Türkiye’de yargı alanında yaşanan temel sorun yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ve bununla ilişkili olarak yaşanan liyakat problemidir. Bu Politika Belgesinde incelenen yargıya ilişkin düzenleme de içerdiği olumlu değişikliklere rağmen yargının bu temel sorununa hiçbir şekilde çözüm getirmeyerek bu yapısal sorun çerçevesinde işleyişi iyileştirmeyi amaçlayan bir düzenleme görüntüsü vermektedir."    Denge ve Denetleme Ağı Nedir? Kendini WEB sitesinde nasıl tanıtıyor?   “Türkiye'de katılımcı ve çoğulcu demokrasinin güçlenmesi için mücadele eden bir hareket. Özgürlük, eşitlik, istikrar, adalet, refah ve barışın garanti altına alınması için güçlü bir denge ve denetleme şart olduğunu biliyoruz. Ağımız, daha güçlü bir demokrasi hedefiyle çalışmak isteyen sivil toplum örgütleri tarafından oluşturulmuştur. Hepimiz farklı yaklaşımlarla sahibiz, farklı siyasi partileri destekliyoruz ancak çalışmalarımızda daima demokrasinin tarafındayız.  Ağımız, Türkiye'nin dört bir yanında farklı alanlarda varlık gösteren sivil toplum örgütlerinden oluşuyor.”