‘Irkçı saldırıların önüne ulusal birlikle geçebiliriz’ 2021-07-29 09:02:11   Gülistan Azak   DİYARBAKIR- Türkiye’de ırkçı saldırılar artarken,  iktidarın nefret dili ve yargının görmezden gelmesinin saldırılara zemin hazırladığına dikkat çeken kadınlar, Türkiye ve Federe Kürdistan Bölgesi’nde yaşanan saldırıların ancak ulusal birlikle önüne geçilebileceğini vurguladı.    Kürt halkına yönelik Türkiye kentlerinde ırkçı saldırılar artarken, İzmir’de Deniz Poyraz’ın katledilmesi ile birlikte peş peşe saldırılar gerçekleşti.  En son, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Manisa İl Örgütü binasına yönelik silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda can kaybı yaşanmazken, ardından ise saldırılar, Konya, Ankara ve Afyon’da  devam etti, bir kişi yaşamını yitirdi, onlarca kişi de yaralandı.   Öte yandan Türkiye’nin, Federe Kürdistan Bölgesi’nde Kürdistan Demokrat Parti’nin (KDP) desteğiyle saldırı ve baskısı da sürüyor. İki bölgede de yaşanan saldırıların temelinde Türkiye hükümetinin Kürtlere yönelik nefret ve ötekileştiren dilinin olduğu kamuoyu tarafından değerlendirilirken, saldırıların politik ve birbirinden bağımsız olmadığına dikkat çekiliyor. Özellikle Kürt siyasi partiler ve Kürt halkı her mecrada ancak “ulusal birlik” sağlanırsa bu saldırıların önüne geçilebileceğine işaret ediyor.   Kadınlar, Kürtlere dönük saldırılara karşı ulusal birliğin sağlanması çağrısında bulundu.   ‘İmralı’ya ve topluma dayatılan tecridin sonucudur’   HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, ulusal birliğin sağlanmamasının saldırılara zemin hazırladığını belirtti. Remziye, “Kürtlere dönük saldırılar artarak devam ediyor. Bu saldırıların çekinilmeden gerçekleştirildiğini görüyoruz. Çünkü Kürtlerin tamamen yok olması isteniyor. Deniz Poyraz’ın katledilmesi, Konya’da Kürt işçilere dönük saldırılar birbirinden bağımsız değildir. Siyasilerin Kürtlere dönük saldırgan üslubu maalesef sokağa da yansıyor. Kürtler saldırılara açık hale getirilmek isteniyor. Yaşananlar İmralı’ya ve toplumun geneline dayatılan tecrit politikalarının bir sonucudur. Bakın tüm bu haksızlıklara karşı Kürtler aylardır cezaevlerinde açlık grevindedir. Dayatılan tüm saldırılara karşı ulusal birliği kalkan edinmeliyiz” dedi.   ‘Saldırılar ancak ulusal birlik ile sonlanır’   Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED-DER) Eşbaşkanı Şilan Elmas Kan ise, Kürtlere dönük saldırı politikalarının tarihsel geçmişini hatırlatarak, “Kürtler tarihsel varlıklarını ortaya koyan dillerini korumadıkça, ittifak sağlamadıkça saldırılara açık olmaya devam edecektir. Muhakkak ki, Kürtlerin tarihten bugüne değin saldırıya maruz kalması, katledilmesi ve herhangi bir statü sahibi olmamasının altındaki en büyük etken olarak birliğin oluşturulamamasıdır. Bu nedenle saldırıların ancak ulusal birlik ile sonlanacağı ortadadır. Kürt ulusal birlik zorunluluktur. Ulusal birliğin sağlanmasında öncülük ise kadınların olmalıdır” ifadelerini kullandı.   ‘Kürtler saldırılara güçlü bir karşılık verebilir’   Kürtlerin topraklarının, dillerinin ve kültürlerinin sömürge devletler tarafından yok sayıldığını  kaydeden Kürtçe öğretmeni Remziye Öncel, Kürtlerin  varlık ve birlik sorununun yüzyıllardır devam ettiğini kaydetti. Bu sorunun Kürtlere dönük saldırı ve katliamların en büyük nedeni olduğuna işaret eden Remziye, “Saldırılara karşı tek çıkış yolu birlik. Kürtler varlık sorununu aşmadan topraklarında dahi yaşayamazlar. Varlık sorununu aşmak için ise ulusal birliğin sağlanması gerekir. Kürtler ancak o zaman saldırıya maruz kalmaz ve katledilmez. Ulusal birlik Kürt halkı için üzerine saniyeler dahi kaybedilmeden gerçekleştirilmesi gereken konudur. Kürtler bu ırkçı saldırılar karşısında siyasi ve toplumsal güçlerini birleştirerek, ulusal birliklerini sağlayarak demokratik yol ve yöntemlerle güçlü bir karşılık verebilir” diye konuştu.