Elmadağ'da Kürt kadına muhtardan tehdit 2021-08-02 14:52:19   Dilan Babat   ANKARA - Elmadağ ilçesinde yaşayan Z.D., maruz kaldığı ırkçı saldırı sonucu  taşınmak zorunda bırakıldığı mahallenin muhtarı H.K. tarafından tehdit edildi.    Ankara’nın Elmadağ ilçesinde, Kürt aileye 28 Temmuz’da ırkçı saldırı gerçekleşmişti. 28 Temmuz gecesi saat 22.30 sıralarında yaşanan saldırıda komşuları tarafından cinsiyetçi küfürlere maruz kalan aile, evini taşımak zorunda kalmıştı.    Aile bireylerinden Z.D. isimli kadın, yaşadıklarına ilişkin ajansımıza konuştu.   Z.D., maruz kaldıkları ırkçı saldırıya dair şunları söyledi: "Yeni taşındığımız binadan bir kaç kişi daha önce saldırıya maruz kaldığımız mahalleye giderek, 'bunlar nasıl bir aile' diye eski mahallemizde olanlara sormuşlar. Eski mahallemizden bir kaç kişi ise, 'onlar eroin satıyorlar' diyerek iftirada bulunmuş. Yeni taşındığımız evin emlakçısına gidip, 'bunlar eroin satıyor' demişler. Bize evi kiralayan emlakçı ise, 'bunlar eroin satıyorsa, arabaları olur, evleri olur, bunların iki kanepe bir buzdolabından başka bir şeyleri yok,' demiş.”    Aile muhtar tarafından tehdit edildi    Maruz kaldığı ırkçı saldırının basına yansımasından dolayı, mahalle muhtarı H.K.’nin 31 Temmuz günü saat 00.30’da kendisini arayarak, “Sen çocuk teröristleri çağırmışsın, senin başın çok büyük belada, büyük sıkıntı yaşayacaksın. Biz değil sen ceza alacaksın” diyerek kendisini tehdit ettiğini söyleyen Z.D., şöyle devam etti: “Polis benim yanımda durmadı, ilk saldırı yapıldığında oğlum kendini savunmak için eline bıçak aldı. Ama polis 'haneye tecavüz' eden iki kişinin yanında durdu. Karakola gidip ifade dahi almadılar. Devlet yanımda değil, zenginin yanında yer alıyor."    'Polis ve bekçiler bir şey yapmadı'   İki gün önce Elmadağ Emniyet Müdürü'nün kendisini aradığını ve yeni evinin adresini istediğini aktaran Z.D., "Emniyet müdürüne, 'Size güvenmiyorum, adalet diye bir şey yok, gelmeyin' dedim. Emniyet müdürü de bana, 'Seni bulacağız' dedi. İlk saldırıda bir polis oğlumu tutmasaydı ya ben ya da çocuklarım öldürülecektik. İki kişi evime geliyor, 6-7 tane bekçi var, 2 tane de polis var ama bir şey yapmıyorlar. Oğlum bıçağı alıp kendini savunmak istediği için 'Neden bıçağı aldın' dediler. Mecbur kaldık kendimizi savunmak zorunda kaldık" dedi.   'Kamerasız odada telefonumu almak istediler'   Daha sonra karakola gittiğini belirten Z.D., maruz kaldığı ırkçı saldırıyı anlattığını, devlete güvenmediğini, bunu karakolda da ifade ettiğini sözlerine ekledi. Z.D., olay anında ırkçı grubun, “Burada PKK istemiyoruz, gidin memleketinize” gibi söylemler karşısında polislerin tepki göstermediğini ifadesinde yinelediğini dile getirdi. Z.D., “Karakoldayken, üç polis beni kameraların olmadığı bir odaya koyarak, telefonumu istediler. Telefonumu elimden almaya çalışırken, 'Öldürün beni ama telefonumu vermeyeceğim’ diye tepki gösterdim" şeklinde yaşadıklarını anlattı.    'Sosyal hizmetlerden kovuldum'   Sosyal hizmetlerden bin TL yardım aldığını, ancak  daha önce taşındığı mahalleden komşularının şikayeti sonucunda yardımın kesildiğini söyleyen Z.D., “Paranın neden kesildiğini sormak için sosyal hizmetlere gittim. Bana, ‘Sakat değilsin, git çalış, size bakmak zorunda değiliz’ denilerek oradan kovuldum. Ben durumumu anlatsam da bir işe yaramadı” dedi.   Adalete güveni olmadığını belirten, Z.D., muhtar tarafından aldığı ikinci tehdide karşı İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) başvuruda bulundu.