ÖHD’den Konya katliamı raporu: Failler ‘hasat zamanı’ diye tahliye edildi 2021-08-02 18:09:52   ANKARA - ÖHD Ankara Şubesi, Konya'nın Meram ilçesinde Kürt bir aileye dönük ırkçı saldırıda 7 kişinin katledilmesine ilişkin yayınladığı gözlem raporunda, Konya 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından faillerden Yahya Çalık ve Veli Keleş'in  "Yaz günü hasat zamanı olması" gerekçesiyle tahliye edildiği belirtildi.    Konya'nın Meram ilçesinde Kürt bir aileye dönük ırkçı saldırıda 4'ü kadın 7 kişinin katledilmesine ilişkin Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD)  Ankara Şubesi bir rapor hazırladı. Aile yakınları, aile avukatı, soruşturma sürecini yürüten savcılık makamı, emniyet mensupları ile yapılan görüşmeler ve gözlemler, daha önceki saldırılara ilişkin devam eden soruşturma dosyasından edinilen bilgiler sonucunda hazırlanan gözlem raporunu ÖHD, kamuoyu ile paylaştı.    'Husumetin sebebi Kürtlük'   Raporda, ailenin 15 yıldır komşuları olan Keleş ve Çalış ailesi tarafından sistematik olarak ırkçı saldırılara maruz kaldığı belirtildi. Aileye dönük ilk saldırının 10 yıl önce silah sıkma suretiyle gerçekleştiği belirtilen raporda,  "Dedeoğluları ailesinin uğradığı ırkçı saldırıya ilişkin; 12 Mayıs tarihinde saat 21.30’da, Metin ve Barış Dedeoğluları;  Yahya Çalık, Veli Keleş, Lütfü Keleş, Ali Keleş ve Ramazan Çalık tarafından sopalı saldırıya uğramış akabinde ise diğer aile bireylerine karşı sopa ve bıçaklarla saldırı gerçekleşmiştir. Mağdur beyanlarına göre 2 saldırgan Dedeoğulları ailesine hitaben '…Biz Ülkücüyüz. Siz Kürtleri buradan kaldıracağız.' diyerek saldırmıştır. Mağdurlar ayrıca saldırganların birbirlerine bıçağı gösterip 'Sapla buna' diyerek doğrudan kendilerini öldürme kastıyla hareket ettiklerini ifade etmişlerdir. Olay tarihinde ağır yaralanan Yaşar Dedeoğulları ifadesinde şahıslarla aralarında 10 yıldır husumet olduğunu, husumetin sebebinin Kürt olmalarından, Kürtlük mevzusundan kaynaklandığını ifade etmiştir" denildi.     Saldırıda, Dedeoğulları ailesinin hayati tehlike arz edecek şekilde yaralandığına dikkat çekilen raporda, aile bireylerine dair Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından düzenlenen tıbbi rapora yer verildi.    Tıbbi raporda şunlar kaydedildi:    "*Barış Dedeoğulları’nın belinin sağ tarafında 1x1 cm kesi ve yaygın darp izleri oluşmuştur.    * Sibel Dedeoğulları’nın baş boyun sol parietalinde 1x1 cm kesi oluşmuştur.    * Metin Dedeoğulları’nın başına aldığı darbeler sebebiyle beyin cerrahi ünitesinde yoğun bakımına alınmış ve vücudunda kemik kırıkları mevcuttur. Kafa bölgesinde (Frontal orta hatta) 2x1 cm kesi, sağ parietalde 3x1 cm kesi, sol parietalde 1x1 cm kesi oluşmuştur.    * Yaşar Dedeoğulları baş tepesinden yaralanmıştır. Sağ kaşının lateralinde 3x1 cm kesi, sağ parietal bölgesinde 6x1 cm kesi, sol önkol ekstantör yüzde 3x1 cm kesi, sol beşinci parmak ekstantör yüzde 1x1 cm kesi ve kemik kırığı oluşmuştur.    * Serap Dedeoğulları’nın baş boyun bölgesinde 3x1 kesi sağ parietal bölgesinde 4x1 kesi, sol kaşta 1x1 cm kesi ile birlikte kemik kırığı oluşmuştur. * Serpil Dedeoğulları’nın sol ön kol dorsalinde 1x1 cm abrazyon oluşmuştur."    Failler ‘hasat zamanı’ diye tahliye edilmiş    Ailenin olay yerine, 4-5 kere polis çağırmasına rağmen faillerin polisler gelmeden kaçmayı başardığına vurgu yapılan raporda, ailenin şikayeti ardından açılan soruşturma kapsamında faillerin gözaltına alındığı kaydedildi. Raporda, "13 Mayıs tarihinde Ayşe Keleş, Lütfü Keleş, Veli Keleş, Ali Keleş, Yahya Çalık, Ali Çalık’ın,  TCK 86/1 sevk maddesi uyarınca Konya 5. Sulh Ceza Hakimliği kararınca tutuklanmalarına karar verilirken İbrahim Keleş, Ramazan Çalık ise adli kontrol kararıyla serbest bırakılmıştır. Konya 5. Sulh Ceza Hakimliği Ali Çalık’ı 31 Mayıs tarihinde adli kontrol kararıyla tahliye etmiştir. 1 Temmuz tarihinde Ayşe Keleş, 9 Temmuz tarihinde ise Konya 3. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla Yahya Çalık ve Veli Keleş tahliye edildi. Yahya Çalık ve Veli Keleş’in tahliye edilmesine ilişkin hakimlik kararında 'şüphelilerin yaralanmış olması nedeniyle mağduriyet yaşadıkları, adli sicil kayıtlarının eski tarihli olduğu, çiftçilik işi ile iştikal etmeleri nedeniyle gelen günlerin yaz günü hasat zamanı olması' gerekçe gösterilmiştir. Ali Keleş ve Lütfü Keleş hala tutuklu bulunmaktadır. Saldıran ve sonrasında tahliye edilen sanıklar ise Dedeoğulları ailesine karşı koruma kararı almışlardır" diye belirtildi.    Raporun devamında şunlar kaydedildi;    "22 Mayıs tarihinde, Ramazan Çalık, Ali Çalık ve Ahmet Keleş, Şerife Çalık, Hatice Keleş, Merve Şen, Esma Keleş, Dedeoğulları ailesine hitaben sinkaflı küfürler ederek 'Polisleri arayıp gelsinler. Sizi bizim elimizden kurtarsınlar, Siz durun sizi ortadan kaldıracağız. Bizim adamlar bi çıksın' diyerek tehdit etmeleri üzerine Dedeoğulları ailesi tekrardan şikayette bulunmuşlardır. Dedeoğulları ailesi fertlerinden Barış Dedeoğulları verdiği bir röportajda, fiziksel saldırının 'sözlü tacize ve tehdide' dönüştüğünü söyleyip 'Bizim evimiz basıldı, saldırıya uğradık, tehdit edildik. Fakat saldırganlar kendilerine koruma kararı çıkarttılar. Gelip rahatça evimizin önünde küfür edip çıkıp gidiyorlar'  şeklinde beyanlarda bulunmuştur.      İnsanlığa karşı 4 suçtan değil ' kasten öldürme suçundan' soruşturma   30 Temmuz tarihinde Dedeoğulları ailesinin katledildiğinin öğrenilmesi üzerine ÖHD heyeti olarak öncelikle otopsi sürecinin takibi için Konya Şehir Hastanesi’nde bulunulmuştur. 31 Temmuz tarihinde sabah saatlerinde yapılan olay yeri incelemesine dahil olmak istenilmiş; ancak keyfi olarak polis müdürü tarafından olay yeri incelemesine katılmamız engellenmiştir. ÖHD heyeti ve mağdur avukatları tarafından soruşturma ile ilgili savcılıkla görüşme talep edilmiş, 31 Temmuz saat 13.30’da bu görüşme gerçekleşmiştir. Soruşturma sürecinin 'insanlığa 4 karşı suç'  kapsamında değerlendirilmediği, 'Kasten öldürme suçu' nitelemesiyle yürütüldüğü öğrenilmiştir. Soruşturma kapsamında elde edilen delillerin değerlendirilmesine ilişkin olarak olay yerini gören 3 adet kamera kaydının bulunduğu, bahçeyi gören kamera kaydının çözümünün yapıldığı ancak evin sol ve arka cephesini gören diğer kamera kayıtlarının hala çözümünün yapılmadığı bilgisi savcılık aracılığıyla şifahen tarafımıza söylenmiştir. Elde edilen kamera çözümlerine göre failin kimliğinin tespit edildiği, failin maktullerle husumet yaşayan ailelerin akrabası olduğu; ancak henüz yakalanamadığı aktarılmıştır.”   'Şehrin giriş ve çıkış noktalarına ama noktası kurulmamış'   Olayın içeriğinin anlatıldığı raporun sonuç kısmında, Dedeoğulları ailesinin defalarca kez saldırıya maruz kalmasına rağmen etkili bir soruşturma yürütülmediğini ve cezasızlığın sonucu olarak, 7 kişilik ailenin katledilmesinde görevinin yerine getirmeyen tüm adli ve idari mercilerin sorumlu olduğu kaydedildi. Katledilen ailenin ardından fail ya da faillerin yakalanması için şehrin giriş ve çıkış noktalarında herhangi bir arama noktası kurulmadığı bilgisine yer verilen raporda, "Olaylara tanık olan birçok kişinin beyanı ve bir önceki soruşturma dosyasının varlığı ile açıkça ortaya konulmuş olmasına rağmen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Avdulhamit Gül tarafından ırkçı saldırı olmadığı yönündeki beyanatları ise etkili soruşturma yapılmasına da müdahale niteliği taşımaktadır. Bu açıklamalardan sonra 31 Temmuz tarihinde soruşturmayı yürüten Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın da olayın ırkçı bir saldırı olmadığı yönünde açıklama yapması soruşturmanın tarafsız ve etkili bir şekilde yürütüleceği yönünde şüpheler oluşturmaktadır" ifadelerine yer verildi.    Raporun sonunda şu maddelere yer verildi:     “*Adli ve idari mercilerin belirli görevleri yerine getirmesi gerekmektedir. Öncelikle yaşanan olaya ilişkin olarak yürütülen adli soruşturma sürecinin şeffaf ve etkin yürütülmesi sağlanmalı, tüm delillerin bir örneği mağdur vekillerine verilmelidir ve toplanması talep edilen deliller ivedilikle toplanmalıdır.   *İdari merciler tarafından ise olayın meydana gelmesinde ihmali olan tüm kamu görevlileri hakkında soruşturma yürütülmesi gerekmektedir.   * Irkçı söylemleri pekiştiren kişi ve gruplar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı re’sen harekete geçerek bu kişi ve gruplar hakkında adli tahkikat işlemlerine başlamalıdır.    * RTÜK tarafından ırkçı saldırılara zemin hazırlayacak şekilde yalan haber yapan, yalan olduğu ortaya çıkmasına rağmen herhangi bir düzeltme kaygısı dahi taşımayan basın yayın kuruluşları hakkında ceza uygulanmalıdır.    *Ayrıca hükümet yetkilileri soruşturmanın etkili, şeffaf ve bağımsız yürütülmesi için yargı sürecine dahil olmamalı, süreci etkileyecek beyanatlarda bulunmamalıdır.    * Irkçı saikle işlenen suçların topluma karşı işlenen suçlar olarak değerlendirileceği unutulmamalı ve bu sebeple yargı sürecinin her aşamasında bağımsız heyet olarak nitelendireceğimiz insan hakları mücadelesi yürüten sivil toplum örgütlerinin de dahiliyeti kolaylaştırılmalıdır.”