Filiz Budak: Deniz, hakikat uğruna şehadete ulaştı 2021-08-08 09:14:15   MAXMUR - DAİŞ saldırısında yaralanarak yaşamını yitiren gazeteci Deniz Fırat'a dair konuşan meslektaşı Filiz Budak, şunları söyledi: “DAİŞ saldırılarını takip eden gazeteciler arasında sadece Deniz arkadaşın hakikati açığa çıkarmak ve halka duyurmak gibi bir derdi vardı. Deniz bu hakikati göstermekte başarılı oldu ve bu hakikat uğruna şehadete ulaştı.”   Gazeteci Deniz Fırat 8 Ağustos 2014’te, DAİŞ’in Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki Maxmur Kampı’na saldırılarını takip ettiği sırada ağır yaralanarak, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Gazeteci Filiz Budak, Deniz’in 7'inci ölüm yıldönümünde yaşamını ve mücadelesini anlattı.   'Örgütlü mücadeleye dahil oldu'   Deniz'in çocukluğunu anlatan Filiz, onun Maxmur'da basın alanında büyük bir mücadele yürüttüğünü belirtti. Filiz, "90'lı yıllarda Türk devletinin saldırıları sonucu Deniz'in ailesi köyünden göç ederek bir süre dağ alanlarında yaşamını sürdürdü. Deniz yaşanan savaşın ve çatışmanın çok yakın tanığı oldu. Kadın yoldaşlarından aldığı mücadele ruhuyla örgütlü bir mücadeleye dahil oldu. Çalışmalardaki duruşu ve kararlılığıyla herkesin dikkatini çekiyordu Deniz. Küçük yaşta mücadeleyle tanışması büyük bir sorumluluğun altına girmesini beraberinde getirdi. Bu da onun, yaşından daha büyük bir olgunluğa ve düşünceye sahip olmasını sağladı. 9 yaşında bir çocuğun 'Topraklarım işgal altında, arkadaşlarımla birlikte savaşmam gerekir' dediğini düşünün. Bu Deniz arkadaşın yaşadıklarından elde ettiği dönüşümdü. Mücadeleye olan bağlılığıydı. Deniz'in yanı sıra 4 kız kardeşi de gerilla sahasına katılmış. Deniz arkadaşın katılımından önce 4 kız kardeşi şehadete ulaşıyor" ifadelerini kullandı.   'Mücadelesiyle örnek bir kişilikti'   Deniz'in 22 yıl özgürlük mücadelesinde yer aldığını dile getiren Filiz, Deniz'in mücadelesiyle, duruşuyla örnek bir kişilik olduğunu kaydetti. Filiz, "Deniz çalışma yürüttüğü alanda yaşamı var ediyordu. 2012'de alana gelerek gençlik çalışmalarında yer aldı. O geldiğinde bambaşka bir sıcaklık, örgütlülük, ruh ortaya çıkmıştı. Kürt kültürüne büyük merakı vardı. Basın çalışmalarına geçtikten sonra çalışmalarda sorumlu olarak yer aldı. Deniz hiçbir işten, çalışmadan kaçmadı. Dağıtımda yer alan çocuklarla özel olarak ilgilenirdi. Öğrenmelerinde büyük bir çabası olurdu. İnsanın küçük yaşta örgütlenebileceğini en iyi bilen oydu. Küçük yaştan öğrenen ve örgütlenen insanın her işin üstesinden gelebileceğini biliyordu. Her anlamda çocuklarla ilgilenirdi. Onlarla zaman geçirirdi. Bu nedenle çocukların da Deniz'e bağlılığı söz konusuydu" dedi.   'Deniz Maxmur’daki direnişi dünyaya duyurmak istedi'   Filiz, Deniz'in Maxmur Kampı’nda kısıtlı imkânlarla en iyi işi çıkardığına değinirken, imkânların kısıtlı olduğu bir kampta gazeteciliğin hiç kolay olmadığına işaret etti. Filiz, şunları söyledi: "Sürekli kampta geziyor ve yeni insanlar tanımak istiyordu. Karşılaştığı herkese cana yakın ve güler yüzle bakıyor, selam veriyordu. Zaman onun için çok önemliydi, tek bir anını bile boşa geçirmek istemiyordu. Deniz arkadaş çok fedakârdı. Arkadaşlarını korumak için her zaman en tehlikeli yerlere kendisi gitmek istiyordu. DAİŞ çetelerinin saldırısında da aynı refleksi ortaya koydu. 2012-2015 yıllarında DAİŞ çetelerinin vahşi saldırıları tüm toplumda ve bölgede büyük psikolojik etkiler yarattı. Çünkü işgal ettikleri her yeri, manevi ve kültürel olarak talan ettiler. Irak'ın büyük bir bölümünün işgalinden sonra ilk kez DAİŞ, Ağustos 2014’te Maxmur Savunma Güçleri tarafından büyük bir direnişle karşılaştı ve yenildi. O sırada Deniz arkadaş, Maxmur basınından sorumlu olarak çalışıyordu. Kamptaki halk o dönem düşmanın hava ve kara saldırılarına, DAİŞ çetelerine karşı büyük bir direniş gösterdi. Bu nedenle Deniz arkadaş, bu emsalsiz direnişe, örgütlü yaşama, kampta yaşananlara tanıklık ederek tüm dünyaya duyurmak istedi."   'Maxmur’un DAİŞ’ten kurtarılışını ilk Deniz duyurdu'   Deniz’in çalışmalarına karşı sorumlu ve halkına bağlı biri olduğuna dikkat çeken Filiz, "Deniz, DAİŞ saldırıları sırasında kamp boşaltılırken ve savaş giderek ağırlaşırken halkının yaşadıklarını tarihe not düşmek ve yaşananların arşivini tutmak istiyordu. Deniz arkadaş, çok kısa bir zamanda ve çok kısıtlı imkânlarla kapsamlı bir arşiv oluşturdu. Kamp tamamen boşaltıldıktan sonra Deniz arkadaş kampta kalmakta ısrar etti. Arkadaşlarını koruma ruhu ve refleksi bir kez daha ön plana çıktı. Deniz arkadaş kamerasını alarak savaş alanına gitti ve savaşın en zor anlarında en önde yerini aldı. Maxmur’un DAİŞ çetelerinden kurtarılışı, YJA-Star ve HPG gerillalarının gelişi, ilk kez Heval Deniz'in kamerasından kamuoyuna ulaştı" diye ekledi.   'Onun hakikati açığa çıkarmak gibi bir derdi vardı’   Filiz, Deniz Fırat'ın son anına kadar mücadele ettiğinin altını çizerken, "O anlarda gazeteci olarak sadece Deniz arkadaş vardı ve ön plandaydı. Diğer tüm yabancı ve yerel basın çalışanları savaşı geri cepheden takip ediyordu. Çünkü burada sadece Deniz arkadaşın hakikati açığa çıkarmak ve halka duyurmak gibi bir derdi vardı. Bu konuda başarılı olmuş ve yaşanan tüm vahşeti kaydetmiş, kamuoyuna duyurmuştu ve Deniz arkadaş bu hakikati göstermekte başarılı oldu ve bu hakikat uğruna şehadete ulaştı" şeklinde konuştu.   'Deniz Fırat bir kadının neler yapabileceğini gösterdi'   Deniz Fırat’ı anmak için her yıl düzenlenen yarışmaya değinen Filiz, şunları söyledi: “Deniz yoldaşın Maxmur'da yaptığı çalışmalardan ve şehadetinden sonra Maxmur Gençlik Meclisi çok değerli ve önemli bir karar aldı. Meclis, Heval Deniz'i anmak için her yıl hikâyeler, resimler ve şiirlerden oluşan bir yarışma düzenliyor. Bu yarışma her yıl bir arkadaşın şehadet yıldönümünde yapılıyordu ancak bölgedeki savaş nedeniyle bu çalışma iki yılda bir yapılıyor. Yarışmayı kazananlar törenle ödüllerini alıyor. Öğrenciler ve gençlik tarafından yürütülen bu çalışma Maxmur içinde ve dışında büyük ilgi görüyor. Deniz arkadaş, kadın bir gazeteci olarak bir çalışmanın en kısıtlı imkânla nasıl inşa edebileceğini ve neler yapılabileceğini gösterdi.”