Saldırıya uğrayan mülteci: Benim çocuğumun suçu neydi? 2021-08-14 09:11:31   Öznur Değer   ANKARA - Altındağ’da Suriyeli mültecilere yönelik gerçekleşen ırkçı saldırılarda çocukları ve ailesi yaralanan H. yaşadıklarını şöyle özetliyor: “Bize taşlarla saldırmaya başladılar. Çocuklar çok korktular. Bebeğimin üzerinde patlayan camlar vardı. Çocuğum kanlar içindeydi. Suriye'den kaçtık aynı şeyi burada da yaşadık.”   Ankara'nın Altındağ ilçesine bağlı Önder Mahallesi’nde çıkan bir kavgada Emirhan Yalçın’ın yaşamını yitirmesi sonucunda mahallede yaşayan Suriyeli mültecilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. 10-11 ve 12 Ağustos’ta devam eden saldırılar sonucunda aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda mülteci yaralanırken, mültecilerin ev ve işyerleri de taşlanarak yağmalandı. Yaşanan olayların ardından yoğun güvenlik önlemleri alınan mahallede, mülteciler tehdit altında yaşadıklarını belirterek evden dışarı çıkamadıklarını söylüyor.   Erzak bahanesi   Tekrar ırkçı saldırılara uğrama endişesiyle evlerinden çıkamayan mülteciler, güvende olmadıklarını belirtiyor. Evine tanımadığı birilerinin girmek istediğini ifade eden bir mülteci kadın, yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor: “Kapım çaldı. ‘Kim o?’ diye sordum, kimse cevap vermedi. Bunun üzerine kapı deliğinden kim olduğuna baktım. Kapıda 2 kadın gördüm. Kim olduklarını sordum, bana ‘Ben sizdenim, mahalledenim çocuklara kıyafet getirdim’ dedi. Eline baktığımda elinde bir şey yoktu. Ben de kapıyı açmadım ardından arkasını dönüp gitti. Balkona çıkıp kim olduklarına baktım ama aşağıda onu bekleyenlerin olduğunu gördüm. Kimileri bizi ‘Erzak getirdim’ bahanesiyle kandırabilir.”   Mahallede kalan mülteciler korku ve endişe içinde yaşamlarını sürdürürken, maruz kaldıkları saldırı sonrasında farklı mahalle, semt ve ilçelere gitmek zorunda bırakılanlar ise “Ne olacak?” kaygısını taşıyor.  11 Ağustos’ta ırkçı grup tarafından saldırıya maruz kalan ve saldırı sonucunda çocukları yaralanan H.H., saldırının ardından farklı bir ilçeye gitmek zorunda kalanlardan.   ‘Biz savaştan kaçtık’   Çocuklarının yarası henüz iyileşmeyen H. ailesiyle birlikte 4 yıl önce Suriye'deki savaştan dolayı göç etmek zorunda bırakılıyor. Önce İstanbul’a ardından ise Ankara’ya yerleşen ve 3 yıldır Ankara'nın Altındağ ilçesine bağlı Önder Mahallesi’nde yaşayan H. daha önce böyle bir saldırıyla karşılaşmadığını dile getiriyor. “Biz savaştan kaçtık, mecbur kaldık gelmeye. Savaş biterse aynı gün geri döneriz” diyen H. aldığı kimlikle geçici koruma altında olduğunu ancak haklarını bilmediğini söylüyor.      ‘Bize taşlarla saldırmaya başladılar’   H. uğradıkları saldırıyı ise şu şekilde dile getiriyor: “Olaylar başladığında ben işteydim. Hiçbir şeyden haberim yoktu. Arkadaşım aradı ‘bir sıkıntı var, binamızın yanında bir çocuk öldü’ dedi. 18.30 gibi işten geldim. 20.00-21.00 civarında bir şey olur endişesiyle ailemi alıp evden çıktım. O anda, daha arabaya binmeden bize taşlarla saldırmaya başladılar. Çocuklar çok korktular. Biz çocukları taşlardan korumaya çalıştık. Bebeğimin üzerinde patlayan camlar vardı. Çocuğum kanlar içindeydi.”   BM’den ziyaret   Saldırıdan sonra hastaneye gittiklerini belirten H., çocuğunun kafasına 7 dikiş atıldığını ekliyor. Hastaneden darp raporu aldıklarını ve gece 03.00 sıralarında ayrıldıklarını dile getiren H.  şöyle devam ediyor: “Bize rapor verdiler ve ‘Şikayetçi olmak istersen gidebilirsin’ dediler. Hastanedeyken BM’nin Türk temsilcileri bizi görmeye geldi. Bir ihtiyacımız olup olmadığını sordular. Bize kıyafet yardımında bulundular.”   ‘Suriye’den kaçtık aynı şeyi burada da yaşadık’   “Ne yapacağımı bilmiyorum” sözleriyle kaygısını paylaşan H., Önder Mahallesi’nden taşınmak istediğini kaydediyor. Evden hiçbir şey almadan çıktıklarını ve geçici bir süreliğine bir arkadaşının evinde kaldığını sözlerine ekleyen H., “Korkuyoruz. Biz bu olaylar için Suriye'den kaçtık. Bize saldırıyor, bizi öldürüyorlar diye kaçtık Suriye’den ama aynı şeyi burada da yaşadık. Bu bir insan hakkı ihlalidir. Polisler var şu an orada ama 24 saat koruyamazlar. Taş atıyorlar, polis gelince kaçıyorlar sonra gidince yine gelip taşlıyorlar” diye belirtiyor.   ‘Benim çocuğumun suçu neydi?’   Kendilerine saldıranlar hakkında şikayette bulunacağını aktaran H., faillerin bulunmasını istiyor. H., “Ama şikayetçi olsam ne olacak ki ne değişecek? Çocuğum ölseydi kim suç duyurusunda bulunacak, kim ne yapacaktı? Benim çocuğumun suçu neydi? Bir Suriyeli ile bir Türk kavga etti diye benim ne suçum var? Evleri, dükkanları yıkmışlar, onların suçu ne? Dükkanlarımızı yaktılar, yıktılar hesabını kim verecek, parasını kim verecek?” diye soruyor.   ‘Biz mi fiyatları yükseltiyoruz?’   Kendileri hakkındaki yanlış algılara değinen H., mahalle sakinlerinin,  “Suriyeliler buraya gelmiş, kiralar artmış, düşük ücretle çalışıyorlar diye biz iş bulamıyoruz” dediklerini söylüyor.  H. sözlerini şöyle sonlandırıyor: “Biz onların iş bulamamasının sorumlusu değiliz. Biz ailemize bakmak zorundayız o yüzden düşük ücretle de olsa çalışmak zorundayız. ‘Suriyeliler geldi fiyatlar yükseldi’ diyorlar. Biz mi fiyatları yükseltiyoruz? Bizim devletten çok para aldığımızı sanıyorlar. Ama biz sadece BM’nin gönderdiği 600 TL’yi alıyoruz.”