‘Şiddet ile mücadelede devletin sorumluluğu var ama…’ 2021-08-15 09:02:12   Marta Sömek   İSTANBUL - Kadına yönelik şiddetle mücadele etmenin devletin sorumluluğu olduğunu söyleyen Mor Çatı gönüllüsü Ezgi Çelik, “Türkiye’de geldiğimiz noktada bu hedeften tamamen uzaklaşılmış, kadınları şiddetten uzaklaştırmak bir yana onları şiddet gördükleri evlere mahkum edecek politikalar yükselmeye başlamıştır” dedi.   Son zamanlarda kayıp kadın haberleri sıklıkla basında yer alıyor. Kadınlar önce kayboluyor, daha sonra şiddete, tecavüze maruz bırakıldıkları ve katledildikleri ortaya çıkıyor. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle 20 Mart’ta feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nin de Temmuz’da resmi olarak yürürlükten kalkmasının ardından istismar, tecavüz ve taciz vakalarında ciddi bir artış yaşandı. Erkek şiddetini iktidar, politika ve söylemleri ile daha fazla beslerken, yargı eliyle uygulanan cezasızlık politikası da şiddetin giderek artmasına sebep oldu.   Ajansımızın Temmuz ayı şiddet çetelesine göre 27 kadın katledildi, 8 kişi ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.    Artan erkek şiddetini ve kadınların şiddete karşı geliştirdikleri mücadeleyi Mor Çatı gönüllüsü Ezgi Çelik ile konuştuk.    ‘Cezasızlık norma dönüştü’   Kadınlara yönelik şiddetle mücadele etmenin devletin sorumluluğu ve yükümlülüğü olduğunu söyleyen Ezgi, “Türkiye’de geldiğimiz noktada bu hedeften tamamen uzaklaşılmış, kadınları şiddetten uzaklaştırmak bir yana onları şiddet gördükleri evlere mahkum edecek politikalar yükselmeye başlamıştır” ifadelerini kullandı. Ezgi, kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar suçlarında cezasızlığın norma dönüşmesi, başta kolluk kuvvetleri olmak üzere kamu görevlilerinin şiddetten uzaklaşma mücadelesi veren kadınları desteklemekten uzak yaklaşımlar sergilemesi, yasal başvurulardan caydırmaya ve şiddet uygulayan erkek ile barıştırmaya çalışması gibi kötü uygulamaların da yaptırımsız ve cezasız kalması Türkiye’de şiddetle mücadele için kurulmuş mekanizmaların işlerliğini ve kadınların yasalarla güvence altına alınmış haklarına erişimlerini oldukça zorlaştırmakta olduğuna değinirken, kadınların şiddetsiz ve özgür bir yaşam kurmasının önüne engel koyduğunun da altını çizdi.   Hukuk uygulayıcılarının erkek egemen bakış açıları   1 Temmuz’da İstanbul Sözleşmesi’nin resmi olarak yürürlükten kaldırılması ile yargının işletilmesi için var olan araçların ellerinden alındığını söyleyen Ezgi, Türkiye’de yüz binlerce kadının şiddetten kurtulmak için başvurabileceği temel düzenlemelerin ve mekanizmaların ortadan kaldırıldığına dikkat çekti. Ezgi, uluslararası zeminde kadına yönelik şiddetle mücadeleye dair verilen sözden dönülmesinin yanı sıra erkek şiddetiyle mücadelede devletin, yükümlülüklerini tanımama ve kadınları şiddete mahkum ettiğini belirtti.   Hukuk uygulayıcılarının erkek egemen bakış açılarının ve bu durumun hukuki uygulamalara etkisinin erkek şiddetine karşı mücadeledeki öneminin göz ardı edilemeyeceğine değinen Ezgi, “Yine de kadınlar olarak yıllardır verdiğimiz mücadeleyle elde ettiğimiz kazanımlardan da, yaşamlarımız için sürdürdüğümüz mücadelemizden de, birbirimizle dayanışma kurmaktan da vazgeçmemeliyiz ve vazgeçmiyoruz” mesajını verdi.   ‘Erkek şiddeti ile mücadeleyi sürekli hatırlatmak gerek’   “Her ne kadar önümüzdeki tablo kaygı verici ve güvensiz hissettirici olsa da kadına yönelik erkek şiddeti ile mücadele etmenin devletlerin sorumluluğu olduğunu sorumlulara sürekli hatırlatmak gerek” diyen Ezgi, alanlarda çalışan kadın örgütleri olarak kadınların deneyimlerine, maruz kaldıkları şiddetin dinamiklerine ve aldıkları-alamadıkları desteklerin hayatlarındaki etkilerine her gün tanıklık ettiklerini vurguladı. Ezgi, bununla beraber kadınlarla kurdukları dayanışmada, 6284 sayılı kanunun uygulanması için baskı yapmak, şiddeti önlemede sorumluluk sahibi olan kurumlara görevlerini hatırlatma sorumluluğunu unutmamak gerektiğine de ışık tuttu.   ‘Sözleşme yürürlükteyken de kadından yana değildi’   İstanbul Sözleşmesi yürürlükteyken de kanunların uygulanmasında koordinasyonsuzluk ve kadından yana olmayan bir bakış açısı olduğunu sözlerine ekleyen Ezgi, bu mekanizmalara sorumluluklarını hatırlatmanın geçmişte olduğu gibi şimdi de pes etmeden yapılması gerekenlerden biri olduğunu belirtti. Ezgi öte yandan şiddeti tanımak, yaşananları anlamlandırmak, güvenli ve güvensiz ilişkileri tanıyor olmak, bu konularda farkındalık kazanmak, sosyal desteklere, destekleyici ilişkilere sahip olmanın da kadınları şiddetten koruyan faktörler arasında yer aldığını ifade etti.   ‘Kadınlar şiddete mahkum ediliyor!’   Ezgi, şiddetin kaynağı olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini tanımayan, aksine kadınları geleneksel rollere hapseden, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren, ayrımcılığı ve nefret söylemini teşvik eden politikaların şiddet faili erkeklere cesaret verdiğini ve cezasızlığın da failleri ödüllendirdiğini vurguladı. Tüm bu politika ve uygulamaların kadınların menfaatinden uzak hatta kadınlara karşı bir saldırı niteliğinde olduğunu belirten Ezgi, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılmasına dair şu değerlendirmelerde bulundu: “İstanbul Sözleşmesi kadınların güçlenmesini merkeze alır ve şiddetin önlenebilir olduğuna işaret eder. Şiddetin önlenmesi ve kadınların şiddete karşı korunması için devlet ve yerel yönetimlere yükümlülükler tanımlar. İstanbul Sözleşmesinden çekilmek uluslararası zeminde kadına yönelik şiddetle mücadeleye dair verilen sözden dönülmesinin yanı sıra erkek şiddetiyle mücadelede devletin yükümlülüklerini tanımama ve kadınları şiddete mahkum etme anlamına gelmektedir.”   Sözleşmeden çekilmenin kadınların haklarının yok sayılması, şiddet karşısında var olan sistemleri işletecek araçların ellerinden alınması anlamına geldiğini dile getiren Ezgi, şiddete maruz kalan kadınlara birebir destekler veren örgütler için sözleşme, iç hukukta düzenlenmemiş, uygulayıcıların kanunlara rağmen uygulamamakta ısrar ettiği ya da kadınların özellikli ihtiyaçları nedeniyle ortaya çıkan yeni durumlar için geliştirilen taleplerde önemli bir dayanak oluşturduğunu ve bu dayanağın da sözleşmenin kaldırılmasıyla beraber kadınların elinden alınmış olduğunun altını çizdi.   ‘Kolluk güçleri sorumluluklarını yerine getirmiyor!’   Ezgi, aldıkları başvurularda kolluk güçlerinin sözleşmenin zaten yürürlükten kalktığını ifade ettiklerini ve sorumluluklarını yerine getirmedikleri durumlarla karşılaştıklarını yineledi. Ezgi, bu tarz kötü uygulamalarla hali hazırda karşılaşan kadınların, sözleşmenin feshiyle haklarını savunacakları araçların da ellerinden alınmış olduğunu yorumladı. Ezgi, son olarak ise başvuru aldıkları kadınlardan, kurumlara başvurduklarında şikayetlerinin dikkate alınmaması, şiddet uygulayanla barıştırılmaya çalışılmaları, şiddet uygulayan faillerin dava sonuçlarının para cezasına dönüşmesi, cezaevine girdikten bir süre sonra af ile çıkarılmaları sonucu kadınların erkeklerin şiddet uygulamaktan geri durmadığını, şiddet uygulamalarına karşın herhangi bir caydırıcılık olmadığına ilişkin sorunları dinlediklerini paylaştı.